PİLOT’un yeni dönem girişimleri belli oldu!

5 Temmuz 2019

Türk Telekomun erken aşama girişimleri desteklemek amacıyla hayata geçirdiği hızlandırma programı PİLOTun yedinci dönem girişimleri belli oldu. Programın yeni dönemine seçilen 9 girişimden her birine, işbirliği desteği dışında 125er bin TL nakit desteği veriliyor. Benim de mentorları arasında olduğum hızlandırma programında yapay zeka, blockchain kullanımı özellikle dikkatimi çekti. Bu tip girişimlerin artması ülkemiz açısından oldukça önemli.

B2Metric AI

B2Metric AI, şirketlerin karmaşık problemleri yapay zeka ve makine öğrenmesi tabanlı çözebilmelerini sağlayan bulut ve on premise tabanlı yazılım çözümü. B2Metric AI özellikle Finans, Sigortacılık ve Perakende sektörlerindeki firmaların, yapay zeka teknolojileri ile veri toplama, veri temizleme, veri işleme gibi analitik süreçlerini büyük ham satış, müşteri ve resim verilerini anlamlandırıyor, optimize ediyor ve gelecek tahminlemelerini yaparak şirket karlılıklarını arttırmalarını sağlıyor.

Blok-Z

Blok-Z, enerji piyasalarındaki tüm paydaşları bir araya getirerek uçtan uca enerji ticareti gerçekleştirebilmelerini sağlayan blockchain tabanlı web platformu. Blok-Z ile aynı şebekede bulunan üreticiler, tedarikçiler ve tüketiciler serbest bir piyasada, çok daha düşük miktarlarda kayıp/kaçak ve iletim/dağıtım bedelleri ödeyerek birbirleri ile hiçbir aracı olmadan enerji ticareti yapabiliyorlar.

Efilli

Efilli, web sitesi ziyaretçilerinin davranışlarını profilleyerek firmaların yapay zeka tabanlı sadakat yönetimi yapmasını sağlayan çözüm. Efilli ile firmalar, web sitelerinin ve e-ticaret sitelerinin ziyaretçilerinin davranışlarını takip ederek, ölçerek ve değerlendirerek profilleyip, elde ettiği kullanıcı verilerinden kişiye özel anlık ve süreli teklifler sunabiliyorlar.

Yazının devamı...

100. Yazı

21 Haziran 2019

Bugünkü yazı ile beraber bu köşede 100. yazımı yazıyorum. O nedenle genel bir değerlendirme yapayım istedim. Şu ana kadar neleri köşeme taşıdım, ne mesajlar verdim tekrar bir anlatayım.

Yatırımlar en çok köşeye taşıdığım konuların başında geliyor. Çünkü yatırım demek istihdam demek, büyüme ile ilgili bir ipucu demek, geleceğe yönelik bir ışık demek. O yüzden özellikle tohum ve Seri A yatırımlar ülkemiz ekosistemi için önemli. Onlar varsa gerisi az çok gelir diye ümit ediyorum.

Girişimlerin satışı köşeme taşıdığım diğer bir konu. Bir girişimin satışı farklı ülkelerde farklı algılar yaratabiliyor fakat günümüz dünyasında özellikle de yatırımcılar işin içindeyse bir girişimin satışı ve yatırımcıların ve girişimcilerin koyduğu parayı katlayarak çıkması ve kazandıkları parayı tekrar girişim ekosisteminde kullanması büyük bir başarı. Tabi sadece kazandıkları parayı değil deneyimlerini aktarması da çok kritik. Şu soruyu soranlarla da karşılaşmıyor değilim. “Biz neden başka ülkelerdeki girişimleri satın alıp global marka olmuyoruz ?” Bunun için öncelikle geldiğimiz döneme bakmak gerekiyor. 2000-2010 dönemi yatırımcısız, kendi yağıyla kavrulan girişimlerin dönemiydi, ayakta kalmak ve sonrasında büyümek en büyük başarı kriteriydi. 2010-2015 yatırım dönemiydi ve ekosistem az çok yatırım yapmayı, yatırım almayı öğrendi. Yatırım almak tabiki başarı değil ama yatırımı doğru kullanıp hızlı ve sağlıklı büyümek başarı. 2015 sonrası ise az önce saydığım ikinci dönemdeki girişimlerin satışının olduğu dönem oldu. Yani yatırım almayı, “exit” etmeyi az çok öğrendik, bir sonraki aşamamız bu deneyimleri kazanan girişimlerin daha büyük oynamaları olacak. Yani her şeyin bir sırası var. Deneyim kazandıkça bir üst seviyeye geçiyorsunuz. Bunu bir oyun gibi düşünürseniz yeni seviyede bölgesel satın almalar yapan girişimler görmemiz gerekiyor. Bu konuda da oldukça ümitliyim, önümüzdeki 5 yıl çok farklı başarı hikayeleri duyacağız. Tabi bunun için ekosistemin nefes almaya devam etmesi gerekiyor. Bunun için de yatırımların devam etmesi, girişim satışlarının devam etmesi gerekiyor.

Demo day ve girişimler köşeme taşıdığım başka bir başlık. Ne kadar çok girişimi (tek tek değil de toplu olarak) buraya taşırsam o kadar faydalı olduğunu düşünüyorum çünkü girişimler erken aşamalarda pazarlamaya ve bilinirliğe ihtiyaç duyuyorlar. Köşeme taşıdığım bir çok girişimci burada yer aldığı için fatura kesmeye başladığını söylüyor. O yüzden onlara bu tip bir destek sağlamak ekosistem adına güzel bir destek. Demo day’lerin önemi de şuradan geliyor. Demo day enflasyonu var diyebilirsiniz, çok etkinlik yapılıyor diyebilirsiniz fakat ben tersini düşünüyorum. Girişimleri kurumlar ne kadar desteklerse, ne kadar çok etkinlik yapılırsa o kadar iyi. Harekette bereket vardır. Tabi bundan girişimler katılabildiği tüm demo day’lere katılsın, tüm etkinliklere katılsın gibi bir sonuç çıkarmamak gerekiyor. Bir girişimin öncelikli hedefi sağlıklı büyümek. O yüzden bu saydıklarım destekleyici ise katılmaları gerekiyor.

Köşeme taşıdığım bir diğer konu da devletin girişim ekosistemindeki rolü oldu. Bu konuda diğer ülkelerle kıyaslayan kapsamlı bir çalışma yapmak gerekiyor fakat bulduğum genel bilgilere istinaden Türkiye’nin TÜBİTAK, KOSGEB ve Kalkınma Ajansları çok iyi iş çıkarıyor. Daha da gelişebilir mi derseniz, kesinlikle her sene iteratif olarak bir şeyleri değiştirmeleri, veriye bakarak ileriye dönük adım atlamarı gerekiyor. Özellikle çok teknoloji içermeyen girişimleri destekleme konusunda adımlar atılması gerekiyor. Bunun dışında girişimciler için devlet destekleri bulunmaz fırsat.

101 ve daha sonraki yazılarımda daha çok yatırım, daha global başarı hikayeleri, daha büyük “exit” hikayeleri yazmak dileğiyle…

Yazının devamı...

Workup 4. dönem girişimleri mezun oldu

14 Haziran 2019

Çarşamba günü Türkiye İş Bankası'nın ana destekçisi olduğu Workup Girişimcilik Programının 4. döneminin mezuniyet günü vardı. Bu dönemin 11 girişimi sahne aldı. Bu girişimlerle beraber toplamda 40 girişim mezun olmuş oldu. Bu girişimler yoğun bir mentorluk ve eğitimden geçerek bu günlere geldi. Tabi Türkiye İş Bankası’nın hızlandırma programı dışında girişimcilere yönelik kurduğu fonu da unutmamak lazım. Maxis adlı girişim sermayesi fonuyla geçtiğimiz ay KolakIK’ya yatırım yapmıştı, ilerleyen aylarda yeni yatırımlarını da duyurmak dileğiyle diyelim.

Gelelim sunum yapan girişimlere; sahneye çıkış sıralarına göre girişimler şunlar :

Givin

Alışverişlerin bağışa dönüştüğü bir platform olan Givin, bu sene yenilikçi bir modelle Akmerkez ve Yalıkavak’ta bağış mağazası açmış. Türkiye’nin ilk bağış mağazası olma özelliği de olan Givin ile evinizdeki kullanmadığınız bir eşyayı bu mağazalara getirip eşyanız satıldığında tüm gelirini bir STK’ya bağışlayabiliyorsunuz.

AliveX

Spor organizatörleri ile sporcular arasındaki bağı kuran AliveX ile örneğin bir Ironman organizasyonu yapmak isteyen bir organizatör doğru kitleye çok kolayca erişebiliyor. Tabi tam tersinde de Ironman adayları da birçok organizasyonu keşfedebiliyor. Tohum yatırım da alan girişim bu sene sonunda Yunanistan pazarına açılmayı hedefliyor.

PCI Checklist

Yazının devamı...

Mayıs ayında yatırım değil EXIT konuşuldu

7 Haziran 2019

Geçtiğimiz aylarda Modanisa yatırımının 2019’un en büyük yatırımı olduğu söylemiştik fakat yatırımcısından gelen uyarı sonrası bu yatırımı geç aşama yatırım olarak tanımlayınca erken aşama yatırımlar dramatik bir şekilde düşmüş oldu. Yani Modanisa yatırımını “Growth Equity & Private Equity” kategorisine alınca girişim sermayesi ve meleklerin olduğu aşamalardaki yatırımlar dibe vurdu.

2019’un ilk beş ayına baktığımızda melek ve VC aşamalarında Türkiye’de 5.9 milyon dolar yatırım yapılmış gözüküyor. Eğer 212 ikinci fonundan ilk yatırımını yapmamış olsaydı bu tutarı bile göremeyecektik. Daha önceden de söylediğim gibi VC fonlarının kurulması geciktiği için yatırımlar düştü fakat melek ve melek ağlarından da çok hareketlilik yok. Melek ve melek ağlarının yatırım iştahının azalmasının birkaç sebebi olabilir. İlk yaptıkları yatırımlardan EXIT edemeyenlerin motivasyonu düşmüş olabilir. Burada benim bildiğim bir tek Galata Business Angels Insider yatırımını katlayarak bir çıkış yaptı. Diğer melek ağlarından da güzel çıkışlar gelirse motivasyon artabilir. Bir diğer sebep diğer yatırım enstrümanları daha iyi kazandırıyor olabilir. Bir diğer sebep ise hızlı büyüyen güzel girişim bulamıyor olabilirler. Sebepleri her ne olursa olsun çok geç olmadan ekosistemi hareketlendirmek şart.

Daha geçen hafta Foriba ve Paraşüt satışları ile gururlandık. Bu satışların melek yatırımcıları, melek ağlarını ve girişim sermayelerini motive etmesi gerekiyor ki yeni girişimler çıksın, yeni yatırımlar gelsin. Başka bir deyişle, 2010-2015 yılında ekilen tohumların 2015-2020 arasında ekileceğiyle ilgili emareler gördük ve görmeye devam ediyoruz. Yani yatırımcılar 5-6 yıl sabrederse güzel geri dönüşler alıyor. Bunu 1-2 yıllık bir yolculuk olarak görenler demotive olup ekosistemden uzaklaşıyor da diyebiliriz. Bu nedenle 5-6 yıl sonrasının Foriba ve Paraşüt gibi girişimlerini bulmak için en doğru zaman BUGÜN. Bir Çin atasözünde şu cümle beni oldukça etkilemişti. ”Bir ağaç dikmek için en iyi zaman 20 sene öncesiydi. İkinci en iyi zaman ise şimdi”. Bu atasözünü girişim ekosistemimize uyarlarsak “Foriba, Paraşüt gibi bir girişime yatırım yapmak için en doğru zaman 5 yıl öncesiydi. İkinci en iyi zaman ise şimdi”

Peki Mayıs ayında Türkiye’de kimler yatırım aldı derseniz iki girişim şunlar :

KolayIK

Bulut üstünde çalışan insan kaynakları yönetim yazılımı olan KolayIK uzun zamandır takip ettiğim ve beğendiğim bir girişim. Hızlı büyümesini yeni aldığı yatırımla taçlandıran KolayIK’nın 2-3 yıla dev insan kaynakları yazılım firmaları tarafından satın alınacağını düşünüyorum. O yüzden bu tip düzenli büyüyen girişimlere yatırım için ne kadar erken davranırsanız o kadar iyi.

Playz

E-spor konusunda her ne kadar akrabalarımla PubG oynamak dışında çok bir yakınlığım olmasa bile bu alanın hızı ve dinamizmini inkar edemem. Playz da bu alandaki oyuncular için bir toplanma noktası olarak tanımlıyor kendini.

Yazının devamı...

Bir haftada iki EXIT!

31 Mayıs 2019

“EXIT” kavramını daha önceden anlatmıştım, yatırımcılar girişimlere “EXIT” etmek, yani bir koyup on almak için yatırım yaparlar ve bunu yapmanın yolu da ya hisselerini satmaktan geçer ya da halka arzdan geçer. Bu şekilde “EXIT” etmiş olurlar ve geriye dönüp “Limited Partner” dediğimiz girişim sermayesinin yatırımcılarına para kazandırırlar. Bu düzenin güzel bir şekilde işlemesi gerekiyor ki ekosistem sağlıklı olsun. Yani girişimcinin, girişim sermayesi fonunun, bu fona yatırım yapan “Limited Partner”lerin hepsinin diğer tüm yatırım enstrümanlarına (döviz, altın, gayrimenkul, faiz…) göre daha iyi para kazanması ve mutlu olması gerekiyor.

Bu hafta neyseki ekosistemin sağlıklı büyüdüğüne dair güzel iki haber aldık. Hem e-fatura çözümleri sunan Foriba satın alındı hem de ön muhasebe çözümü sunan Paraşüt satın alındı. İkisinin de satın alınma tutarları açıklanmadı fakat startups.watch’un analizine göre Foriba $50M-$100M arası bir fiyata Sovos şirketine satıldı. (Aralık biraz büyük fakat resmi tutar olmadığı için bununla idare edeceğiz) Paraşüt ise tahminen $10M-$20M arası bir tutara satıldı (Resmi tutar açıklanırsa yine bu köşede yazarım).

Foriba

Foriba’nın ilk yatırımcısı olan Revo Capital Foriba’ya ilk olarak 2014 yılında yatırım yapmış. Sonrasında 2018 yılında IFC ve Endeavor Catalyst yatırım yapmış. İlk yatırımı yapmak daha risklidir fakat Revo burada riski almış ve tabiki yatırdığı parayı 4-5 yılda 2 ila 3.5 katına kadar çıkarmış oldu. Eğer siz de 4-5 yılda hiçbir yatırım enstrümanı 3.5 kat para getirmez diyorsanız ilk yapmanız gereken girişim ekosistemini öğrenmeye başlamak olmalı. Foriba’nın başındaki Ahmet Bilgen ve Koray Bahar’ı ayrıca tebrik etmek gerekiyor. Süper bir iş başardılar.

Paraşüt

Paraşüt’ün de şirket değeri daha 2 milyon dolar civarındayken yatırım yapmaya başlayan Revo Capital daha sonraki turlarda da yatırım yapmaya devam etmiş. Sonrasında Ribbit Capital, 500 Istanbul ve Diffusion Capital Partners yatırımcısı olmuş. Revo’nun bir kısım yatırdığı parayı 5 ile 10 katına çıkardığını söyleyebiliriz. Riski erken alan daha çok kazanır kuralı burada da işlemiş oldu. Burada da yine kurucular Sean Yu, Andaç Türkmen ve Fahri Özkaramanlı’yı tebrik etmek lazım.

Peki “bu EXIT’ler ne anlama geliyor, ekosistemi nasıl sağlıklı yapıyor?” derseniz; şöyle anlatayım. Örneğin Revo Capital ilk fonuyla tüm yatırımlarını yapmıştı, şu sıralar “Limited Partner”lardan yeniden para toplaması lazım ki ikinci fonunu kursun ve Türkiye girişim ekosisteminden yeni Foriba’lar, Paraşüt’ler çıkarsın. Limited Partner’ları ikna etmenin en güzel yolu da bir önceki fondaki EXIT’ler. Exit olmazsa Limited Partner ikna olmaz, ikna olmazsa da yeni fonlar kurulmaz, yeni fonlar kurulmazsa da girişim ekosisteminde yatırımlar azalır ve girişimcilerin can suyu biter. Tabi girişim sermayesi fonlarının bir iki EXIT’le kalmaması ve EXIT’lerin devam etmesi de gerekiyor. Örneğin Revo Capital’in ilk fonu 66 milyon dolar büyüklüğündeydi. Foriba ve Paraşüt EXIT’lerinden 20 milyon dolar geri aldığını varsayarsak diğer yatırımlarından da en az 46 milyon toplaması lazım ki önce fonun kendi parasını çıkarsın. Tabi Revo Capital’in hedefi ise tahminen bu 66 milyon doları 200-250 milyon dolar yapmaktır. Yani Revo Capital’in diğer yatırımlarından da güzel çıkışlar yapmasını dileyelim ki daha büyük fon kursunlar, ikinci fonlarını kursunlar, yeni Foriba’lar, yeni Paraşüt’ler bulsunlar. Tabi aynı şey Diffusion Capital Partners, Endeavor Catalyst ve IFC için de geçerli. Güzel çarpanlı EXİT yaptıkça yatırım iştahları artacak ve bu da girişimcilere yansıyacaktır. Tabi ekosistemin sağlığı için bu EXIT’leri yapan girişimcilere de iş düşüyor. Bu girişimcilerin girişim ekosisteminden kopmaması, yeni girişim kurmaları veya yatırımcı olmaları gerekiyor veya en azından tecrübelerini başka girişimcilerle paylaşması gerekiyor ki yeni Ahmet Bilgen’lerin, yeni Koray Bahar’ların Sean Yu’ların yolu açılsın.

Tüm girişim ekosistemine tekrar hayırlı olması dileklerimle.

Yazının devamı...

Glocal'den Girişimler için Reçete: Globalleşme

24 Mayıs 2019

Köşemde uzun zamandır girişimcilerimizin ilk günden global düşünmesi gerektiğini, yaptığı ürünü Brezilya’dan, Japonya’dan birinin de ihtiyacı olup olmadığını düşünmesi gerektiğini, yoksa Seri B yatırıma geçemeden girişimin boyunun uzamayacağını söylüyorum. Hatta geçtiğimiz sene sonunda TTGV’nin uluslararasılaşma ile ilgili bir raporu da çıkmıştı ve paylaşmıştım. Bu konuda iki ay önce Enis Hulli’nin hayata geçirdiği Glocal adlı podcast serisi dikkatimi çekiyordu. Yurt dışına açılma tecrübesi olan birçok girişimci ile görüşen Enis ile öğrendiklerini konuştum.

S. Ünsal : Glocal nedir ve startuplar hakkında bu kadar bilgi varken yeni bir kaynak yaratma ihtiyacı nereden doğdu?

Enis Hulli : Glocal, girişimlerin yurtdışına açılma ve büyüme süreçlerini anlatan bir podcast serisi. Girişimcilik üzerine yayınlanan içeriklere baktığımızda, bunların çoğu Amerika gibi gelişmiş ekosis-temde başlayan girişimcilerin hikayelerini ve yaşadıklarını anlatıyor. Fakat Türkiye gibi, henüz gelişmekte olan ekosistemlerdeki girişimcilerin yol haritaları çok daha farklı. Glocal’ın amacı da kendi ülkesinde fakat global bir vizyon ile başlamış girişimcilerin hikayelerini dinleyerek, farklı bölgelerin avantaj ve dezavantajlarını, finansmana ulaşım sıkıntılarını, uluslararası açılma stratejileri gibi konuları irdelemek.

S. Ünsal : Gerek 500 Startups bünyesinde, gerek ise Glocal’da bir çok girişimin yurtdışına açılma maceralarına tanık oluyorsun. Sence hangi girişimlerin, hangi aşamada yurt dışı pazarlara açılması gerekiyor?

Enis Hulli : Öncelikle her girişimin yurt dışına çıkması gerekir gibi bir zorunluluk yok tabii ki. Özellikle yeni oluşmakta olan, henüz rakiplerin de çok erken aşamalarda olduğu, daha olgunlaşmamış pazarları hedefleyen girişimlerin, erken benimseyecek ilk müşterileri bulmaları gerekiyor. Gerek tek-nolojiye harcanan bütçeler gerekse ürünleri erken benimseyen kitleye bakıldığında, bu girişimlerin Amerikan pazarını hedeflemeleri doğru oluyor. Ülkemizde başlayarak, henüz ilk günden Amerika pazarını hedeflemiş olan ve geçen sene $295M’a satılan OpsGenie’nin hikayesi bunun en güzel göstergesi.

Olgunlaşmış ve büyük rakiplerin olduğu pazarla iş yapan şirketlerin ise, öncelikle Türkiye’de başlayarak daha az rekabetin olduğu bir pazarda müşteri ile hızlı buluşabilmesi ve hem ürün hem yatırım anlamında olgunlaştıktan sonra önce bölgede büyüyerek daha sonra rekabetin yüksek olduğu pazar-ları hedeflemesinin doğru olduğunu düşünüyorum. Atık yönetim süreçlerini optimize eden Evreka, olgun bir pazar olduğunun bilinci ile Türkiye’de başladı, belli bir boyuta ulaştı ve iyi bir ürün ile tüm kaynaklarını yurtdışına odakladı. Şu anda 20’den fazla ülkede müşterisi var.

S. Ünsal :

Yazının devamı...

Beyaz Yakalar için Girişimcilik Paketi

17 Mayıs 2019

Geçtiğimiz haftalarda Hürriyet Gazetesi’nden Ahmet Can’ın yazısını görerek öğrendiğim İTÜ Magnet’teki bir program, kurumsal dünyayı bırakıp girişimcilik dünyasına geçmiş biri olarak oldukça dikkatimi çekti. Bu nedenle İTÜ ARI Teknokent Genel Müdürü Doç. Dr. Deniz Tunçalp’e merak ettiğim soruları yönelttim. Özellikle bir şirkette çalışıyorsanız ve “Acaba girişimci mi olsam? nereden başlasam? Direkt istifa edip girişimci mi olsam?” gibi sorularınız varsa bu yazıyı mutlaka okuyun.

S.Ünsal : Mevcut programlardan ayrı bir program mı başlattınız? Programın ismi nedir?

Doç. Dr. Deniz Tunçalp : Bu yeni bir programla değil ama İTÜ MAGNET’in içinde yeni bir hizmet paketi ve bu hizmet paketine ait bir takım özel desteklerle başlatıyoruz. İTÜ MAGNET’te hali hazırda “Sabit”, “Paylaşımlı” hizmet paketleri, girişimcinin sabit veya paylaşımlı bir kapasiteyi kullanmasına imkân sağlıyor. Buna ek olarak tanımladığımız ve gündüz mesai saatlerinde başka bir iş yerinde çalışan girişimci adayları için tasarladığımız “Akşam & Haftasonu” paketinde girişimciler iş saatleri dışında İTÜ MAGNET’i kullanabilecekler. Böylece, çalışmak için uygun ve destekleyici bir ortam bulamayan pek çok girişimci takımın, istedikleri gibi çalışabilecekleri uygun ortamı bulabileceğini düşünüyoruz.

S.Ünsal: Neden böyle bir girişimde bulundunuz? Beyaz yakalar girişimci olma yolunda istekliler mi?

Doç. Dr. Deniz Tunçalp : Son yıllarda kuluçka ve diğer girişimcilik programlarımıza gelen girişimci başvurularında kurucuların ortalama yaşının büyük ölçüde arttığını gözlemledik. Bunun üzerinde yaptığımız incelemeler, özellikle beyaz yakalı işgücü içerisinde, halihazırda bir iş yerinde çalışmakta olup, arkadaşlarıyla bir girişim kurmayı hayal eden çok kimse olduğunu gösteriyor. Bu kişilerin bazıları her türlü riski göze alıp istifa ederek bu yola tam zamanlı olarak çıksa da önemli bir kesim ilk adımı atabilmek için daha kolaylaştırıcı bir ortam ve bir geçiş çözümü arıyor ve geçiş döneminde iki işi bir arada yürütmeyi, en azından bir süre denemek istiyorlar. Ancak bu da başka zorlukları beraberinde getiriyor

Gündüz saatlerinde bir kuluçka merkezine gidemeyen gruplar, iş fikirleri ile ilgili geri bildirimi ve destekleyici sosyal ortamı nereden bulacaklar? Hele ekip üyeleri aile kurmuş bireylerse, nerede çalışacaklar? Türkiye’de ABD’de olduğu gibi ev yaşamının yanında ek çalışma ortamı yaratan bir garaj kurgusu yok. Aile hayatına ve ev düzenine zarar vermeden, girişimci ekiplerin akşamları ve hafta sonları toplanıp çalışmasına uygun evlerde yaşamıyoruz genellikle. Bu gerçekten hareketle, biz de esasen gündüz saatlerinde başlangıç aşamasını geride bırakmış girişimlere hizmet veren İTÜ MAGNET’in misyonunu genişleterek, yolun en başındaki kişileri de dahil etmeye karar verdik. Böylece çalışma gün ve saatleri dışında İTÜ MAGNET’in kapılarını bu kişilere açacağız. Bu kişilerin kendilerine has ihtiyaçlarını mentorlarımızın da desteği ile gidereceğiz ve onlara hukuki ve teknik olarak en sancısız bir şekilde bu geçişi yaşamaları için destek olacağız.

Bu noktada bizi tanıyanlar neden İTÜ ÇEKİRDEK içinde değil de İTÜ MAGNET’te diye sorabilirler. Bunun iki sebebi var. Öncelikle her yıl 10.000’i aşkın girişimci takımı değerlendiren ve yüzlerce girişime destek olan İTÜ ÇEKİRDEK gece ve hafta sonları da kapasitesini doldurmuş biçimde çalışıyor. Girişimcilerin kullanabileceği bir kapasite boşluğumuz sadece İTÜ MAGNET’te mevcut olduğu için böyle bir yola gittik. Ayrıca İTÜ ÇEKİRDEK, kurgusu gereği, gündüz yapılan birtakım çalışmalara katılmayı gerektiriyor. Ancak bazı grupların böyle bir imkânı hiç bulunmuyor. İTÜ MAGNET’Te yürüteceğimiz bu süreç tamamen gündüz çalışan grupların ihtiyaçlarına göre kurgulandı.

Yazının devamı...