Girişimcilere Tavsiye: Reel Ekonomiye Odaklanın

Son iki aydır sosyal medyada önüme en çok düşen konuların başında kriptopara geliyor. Her ne kadar bazı kelimeleri gizlesem de yine de bir şekilde önüme düşüyor. Bu konuda zıt görüşte bir sürü tartışmaya da şahit oldum. Bu konuda fikrim yıllardır sabit. Girişimcinin kafasının %95’i “işimi nasıl büyütürüm” ile dolu olmalı. Girişimcinin kafasını başka şeyler meşgul etmeye başladıkça girişimi de olumsuz etkilenecektir. Kriptopara almak, yatırım yapmak kötü bir şey demiyorum bu arada. Herhangi bir yatırım aracı için de geçerli bu söylediğim. Bir girişimci ne kadar bölünürse girişimi de o kadar bölünür.

Kriptoparanın İnternetten sonra en büyük devrim olduğuna inananlardanım ve hala yaygın olarak hayatımıza girmediğini düşünenlerdenim. Yani şu anda kriptopara konusunda İnternetin 1996 yıllarında gibiyiz. Karalayan çok, ciddiye almayan çok, fazla erken hareket eden çok, denemeler çok…

Peki neden reel ekonomi derseniz, en güçlü argümanımı söyleyim; finansal piyasalarda sadece kendinizi kurtarırsınız, bir iş yarattığınızda, bir girişimi büyüttüğünüzde bir çok kişinin evine ekmek götürmesini sağlarsınız, ekonomiyi canlandırırsınız. Bir çok kişiye istihdam sağlamaktan, sizin ortaya attığınız bir fikrin büyüyerek bir çok ailenin geçinmesinden alacağınız hazzı inanın “aldığım kriptopara bir günde %50 arttı”dan daha mutluluk vericidir.

“Bir girişim kursam, bir sürü vergisi var, o kadar uğraş, çabala, sene sonunda çok az para kalacak” diyenleriniz vardır kesin. Şöyle bir örnek vereyim, etrafımızda 100 bin TL’nin altında bir sermaye ile kurulmuş ve üç dört yılda 5-6 milyon TL cirosu olan, 20-25 kişi çalıştıran bir sürü girişim var. Hatta 2017’de kurulup 2020 yılında 100 milyon liranın üzerinde kar açıklayan oyun girişimimiz bile var. Yani üç dört yılda 100 bin TL’niz 50-60 kat değerlenebilir ve üstelik bir sürü ailenin de geçim kaynağı olursunuz. Hatta o 100 bin TL’yi bile cebinizden çıkarmanıza gerek yok, TÜBİTAK BiGG ve KOSGEB destekleriyle şu anda bir girişim çıkarmak ve para kazanacak noktaya getirmek de 10 yıl öncesine göre çok kolay. Yani cebinizdeki sıfır lirayı da üç dört yılda 5-6 milyon TL’ye çıkarabilirsiniz.

“Peki ne yapalım, hiç mi kriptopara almayalım?” diye soruyorsanız zamanınızın %5’ini geçmeyecek şekilde ve sermayenizin de %5’ini geçmeyecek şekilde kriptopara almanızda bence sakınca yok. Neden %5 derseniz, bunun tam bir matematiği yok fakat 1000 TL’si olan biri 50 TL ve altında parasını kaybettiğinde çok etkilenmeyeceği düşünülüyor. O yüzden %5 sizi çok üzmeyecek bir oran. Zamanınızın %5’ini geçmeden finansal piyasalarda yatırım yapmanın da formülü, günlük yatırım yapmamak. Yani illa FOMO (Kaçırma korkusu) etkisinden arınmak istiyorsanız çok az bir miktar alıp 1 yıl hiç al-sat yapmayın. İnanın al sattan daha huzurlu olacaksınız ve girişiminiz daha iyi gidecek. Tabi girişim fikriniz kriptopara üzerineyse %95 zamanınızı, fikrinizi en iyi şekilde hayata geçirmek için kullanmakta sakınca yok.