ABD’yle ilişkiler normalleşiyor mu?

Suriye iç savaşının başladığı günden bu yana ABD ile Türkiye ilişkileri tarihsel bir kırılganlıkta ilerliyor.

Sınırındaki YPG’nin gerçek kimliğini herkesten iyi bilen Türkiye, YPG’ye kol kanat geren ABD’nin karşısına, güvenli bölge, uçuşa yasak bölge, operasyonların ortak yürütülmesi gibi birçok somut planla çıksa da sonuç alamadı.

ABD’nin söyledikleriyle yaptıkları arasındaki mesafe her geçen gün büyüdü.

Menbiç’ten YPG’yi çıkartmak bir yana, örgütün bölgedeki varlığını pekiştirdi.

Kobani, Cizire ve Afrin’i kontrol eden örgütün, Akdeniz’e ulaşacak bir koridor oluşturması için lojistik destekten silah desteğine, maddi destekten eğitime kadar her ihtiyacını karşıladı.

Gelinen noktada, Türkiye’nin, ABD’ye rağmen Afrin’i YPG’den arındırması, yeni hedef olarak da Menbiç’i işaret etmesi koşulları da değiştirdi.

Erdoğan-Trump görüşmesi

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ile ABD Başkanı Trump’ın önceki gün yaptıkları telefon görüşmesi, başarıyla devam eden Zeytin Dalı Harekâtı’nın sonuçlarının etkisinin sıcaklığında gerçekleşti.

ABD Dışişleri Bakanı Rex Tillerson’ın Ankara ziyareti, ABD ile açılmaya çalışılan yeni sayfanın akıbeti açısından önemliydi.

Tillerson görüşmesi, özellikle Menbiç konusunda bir “anlayış birliği” ile sonuçlandı.

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun ABD’ye giderek bu anlayış birliğini anlaşmaya dönüştürmesi beklenirken Trump, Tillerson’ı görevden aldı. Ankara da yüksek sesle, Tillerson gitse de varılan anlayış doğrultusunda hareket edilmesi beklentisini dillendirdi.

Afrin harekâtı, Menbiç konusunda blöf yapılmadığını dünyaya gösterdi.

Tüm bunların etkisi, ABD’de Türkiye ile ilişkilerin geliştirilmesi gerektiği odaklı yorumların sayısındaki artıştan da anlaşılıyor.

Erdoğan, dün, Trump’a Menbiç’ten YPG’nin çıkartılması ve sınırlarda güvenliğin sağlanması hedefinden vazgeçilme-yeceğini açık, net söylediğini kamuoyuna ilan etti.

Trump görüşmesinden sonra Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın tarafından yapılan açıklamadaki, “İki lider, ikili ilişkileri olumsuz etkileyen hassasiyetlerin giderilmesi hususlarında mutabık kalmışlardır” ifadesini de bu parametrelerle yorumlamak gerekiyor.

Müzakere ve Patriot

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın geçen yıl mayıs ayında, Washington’a yaptığı ziyaret sırasında protestoculara saldırdıkları gerekçesiyle haklarında yakalama kararı çıkarılan 15 korumadan 11’inin hakkındaki davanın düşmesi bir işaret.

ABD ile çok önce başlatılan, ancak rafa kaldırıldığı düşünülen Patriot alımı konusundaki temasların sürdüğü yönündeki açıklamalar çok daha güçlü bir başka işaret.

Başbakan Binali Yıldırım’ın, dün Patriot ile ilgili soruya, “NATO sınırları güneyden başlıyor. Türkiye’nin güney sınırlarını teminat altına alacak her türlü ortak çalışmaya sıcak bakıyoruz” yanıtını vermesi de yeni dönemin ipuçlarından biri. Buraya, ABD Kongresi’nde geçtiğimiz yıl, bütçe yasasına eklenmek üzere konulan, Türkiye yaptırımlarının Temsilciler Meclisi’nin oylaması öncesinde kanundan çıkarılmasını da ekleyelim.

Bütün bu ipuçları ve işaretlerin nasıl bir sonuca dönüşeceğini önce Dışişleri Müsteşarı Ümit Yalçın’ın önümüzdeki hafta yapması beklenen Menbiç odaklı ziyaretinden, ardından da Çavuşoğlu’nun yürütmesi beklenen temaslardan sonra daha net göreceğiz.

Suriye odaklı gelişmelerde Türkiye’siz denklem kurmanın zorluğunun ABD tarafından daha net görüldüğü bir süreçten geçiyoruz.

Türkiye-ABD ilişkilerinde, mümkün olabildiğince normalleşme iki ülkenin de yararına.