Servet Yıldırım

Servet Yıldırım

servet.yildirim@milliyet.com.tr

Tüm Yazıları

Merkez Bankası bu hafta TL uzlaşmalı vadeli döviz işlemlerine başlayacağını açıkladı. Amaç, döviz borcu döviz varlığından fazla olan şirketlerin yükselen kur karşısında paniğe kapılıp ani döviz taleplerinin önüne geçmek. Türkiye’de bu şekilde olan dövizde açık pozisyon taşıyan 26.000’in üzerinde şirket var. Bunların açık pozisyonlarının toplamı ise 212 milyar dolar dolayında. Yani şirketlerimizin döviz borçları döviz varlıklarından 212 milyar dolar daha fazla. Birçok analiste göre ekonominin yumuşak karnı bu noktadır. TL’nin her kuruşluk değer kaybında bu şirketlerin bilançoları bozuluyor, kredi imkânları daralıyor. Bu tablonun kısmen rahatlatıcı yanı ise 212 milyar dolarlık açığın yüzde 80’inin 2.000 dolayında firmaya ait olması. Bir diğer teselli noktası kısa vadeli varlıkların kısa vadeli yükümlülüklerden fazla olması. Sonuçta, öyle ya da böyle, bu şirketler kur riski taşıyorlar ve kur artışlarında bilançolarına zarar yazıyorlar.

Haberin Devamı

Ekonominin yumuşak karnı

Olası etkileri

Merkez Bankası vadeli işlem açıklamasıyla bu kesimi rahatlatmak isterken, bunlardan gelen ani döviz taleplerini yumuşatmak ve böylelikle TL’deki aşırı oynaklığın önüne geçmek istiyor. İhalelerin ne şekilde yapılacağı ekonomi sayfalarında bolca yer aldı. O nedenle işin tekniğine girmeyelim; olası etkilerine bakalım. Bu işlemlerde taraflar arasında bir döviz değişimi olmayacağı için Merkez Bankası’nın döviz rezervleri etkilenmeyecek. Ancak işlemin vade tarihindeki kurun, üzerinde anlaşılan kurdan daha yüksek olması durumunda vadeli işlem yapan şirket mutlu olacak. Ama Merkez Bankası kur zararını üstlenecek; oluşan farkı TL olarak ödeyecek ve piyasaya da TL sürmüş olacak. Şirketler ise vade tarihinde kurun anlaşılan kurdan daha düşük kalması durumunda bir kur zararı üstlenmiş ama bu bedel karşılığında bir öngörülebilirliğe kavuşmuş olacaklar. Bu işlemler döviz piyasasında ve şirketler kesiminde bir nebze rahatlama sağlar ama 212 milyar dolarlık açık pozisyonun üzerinde oturan sistemin sorununu çözmez.

Bu şirketler TL’nin değerli olduğu zamanlarda döviz cinsinden borçlanarak büyümelerini daha ucuza finanse ettiler. Açık pozisyon taşıyarak çok iyi karlar sağladılar. Dünyada likiditenin bol ve borçlanmanın rahat olduğu dönemlerde yapılan bu borçlanmalar sayesinde Türkiye ekonomisi diğer ekonomilere göre daha hızlı büyüdü. Ta ki 2013 yılının 22 Mayıs’ında o zamanki Fed Başkanı Bernanke’nin çıkıp “Yıl sonuna doğru tahvil alımlarını azaltabiliriz” demesine kadar. Herkesin kazandığı oyun o gün bozuldu, bir daha da eskisi gibi olmadı.

Haberin Devamı

Yanlış olan nedir?

Burada yanlış olan bu 27,000 şirketin döviz cinsinden borcun altına girmesi değil, ekonomi politikalarının şirketleri bu yola başvurmak zorunda bırakmasıdır. İç tasarrufların yetersizliği, üretimde ithal girdi payının yüksekliği, üretim kapasitesini artıracak yapısal reformların geciktirilmesi ve politik belirsizlikleri artıran uygulamaları atlayıp “Neden dışarıdan borçlandılar?” diye sormak yanlış olur.

Eğer özel sektörümüz eylül sonu itibarıyla 214.4 milyar uzun vadeli ve 17 milyar dolar kısa vadeli kredi kullanmamış olsaydı, bu ekonomi yüzde 5.5’in üzerinde büyür müydü?

Haberin Devamı

Bitcoin almayı düşünenler

NTV’deki Geri Sayım programında bu aralar en sık karşılaştığımız sorulardan biri de “Bitcoin” ile ilgili olanlar. En çok sorulan soru ise “Bitcoin’e yatırım yapalım mı?” Haklılar, çünkü rakamlar çok çarpıcı. Bir yıl önce bugünlerde 1 bitcoin 710 dolardı. Bu yıl 7.703 doları, yani 10 katından fazlasını gördü. Her geçen gün artan bu “treni kaçırma” duygusuna rağmen “Bitcoin alalım mı?” sorusuna benim cevabım: “Ben olsam almam”dır. Neden mi? Çünkü;

Bitcoin’in oynaklığı çok fazla. Aşırı fiyat hareketleri olabiliyor.

Mevcut haliyle fiyatlar aşırı şişmiş olabilir, çünkü Bitcoin son bir yılda çok sert yükselişler yaşadı. Bu yılın en düşük ve en yüksek seviyeleri arasındaki fark 7 kattan fazla. Kripto paralarda bir balon oluşmuş olabilir.

Avantajlarından biri alan ve satanın belli olmaması. Gel gör ki birçok yatırımcının avantaj olarak gördüğü bu özellik, hükümetleri, merkez bankalarını ve finans otoritelerini oldukça tedirgin ediyor. Bu özellik Bitcoin’in kara para aklama, terör finansmanı ve vergi kaçırma amaçlı işlemlerde kullanılmasına da imkân veriyor.