Albert Einstein ve sevginin gücü

Geçen haftaki yazımda “Bizi inançlarımız bu hale getirdiği gibi yine inançlarımız kurtaracak!” diyerek ‘inancın gücünü’ anlatmıştım.  Şimdi sözümü tutma zamanı. Einstein, hayal etmenin dolayısı ile inancın gücünü hepimizden önce keşfetmişti aslında. Bu gerçekliği “Mantık sizi A noktasından B noktasına götürür, hayal gücü her yere!” diyerek dile getirmişti bile. Lafı fazla uzatmadan Albert Einstein’ın kızına yazdığı bir mektubu sizinle paylaşmak istiyorum.

Albert Einstein gibi geleceği gören bir dâhinin bile çok sonradan fark ettiği asıl gerçekliği bizlerin de iş işten geçmeden fark etmemize vesile olması için bu mektubu paylaşıyorum. Umarım mektup yerini bulur.

“İzafiyet kuramını açıkladığım zaman çok az kişi beni anladı, şimdi insanlığa ulaşması için yazacaklarım da bu dünyada yanlış anlaşılma ve önyargıyla çarpışmaya mahkum.

Mektupları gerektiği sürece korumanı istiyorum, ta ki toplum şimdi açıklayacaklarımı kabul edecek düzeye gelene kadar.

Bilimin açıklayamadığı son derece kuvvetli bir güç var. Bu güç herkesi kapsıyor ve yönetiyor, evrenin çalışmasını sağlayan her olgunun arkasında bile o var ve henüz bizim tarafımızdan tanımlanamadı.

Bu evrensel güç SEVGİDİR.

Bilim insanları, evren için birleşik bir kuram ararken, görülemeyen en kuvvetli evrensel gücü unuttular.

Sevgi ışıktır, onu alıp verenleri aydınlatan.

Sevgi yer çekimidir, çünkü insanların birbirine çekim hissetmelerini sağlar.

Sevgi kuvvettir, çünkü bizdeki en iyiyi çoğaltır ve insanlığın kör bencilliklerinde tükenmemesine izin verir. Sevgi için yaşarız ve ölürüz.

Sevgi Allah’tır ve Allah sevgidir.

Bu güç her şeyi açıklar ve yaşama anlam katar. Bu bizim çok uzun süredir göz ardı ettiğimiz bir çelişkidir, çünkü belki insanın evrende kendi özgür iradesiyle kullanamayacağı tek enerji olduğu için sevgiden korkuyoruz. Sevgiye görünürlük verebilmek için, en ünlü denklemimde basit bir yer değiştirme yaptım.

Eğer E=mc2 yerine, dünyayı iyileştirecek olan enerjinin ışık hızının karesiyle çarpılacak sevgiyle sağlanabileceğini kabul edersek, şu sonuca varıyoruz: sevgi en kuvvetli güçtür, çünkü sınırı yoktur.

İnsanlığın evrendeki bizim düşmanımız haline gelen diğer güçleri kullanmakta ve kontrol etmekte ki başarısızlığından sonra kendimizi başka çeşit bir enerjiyle beslememiz zorunludur. Eğer türümüzün hayatta kalmasını istiyorsak, eğer hayatta bir anlam bulmamız gerekiyorsa, eğer dünyayı ve içinde yaşayan her duyarlı varlığı kurtarmak istiyorsak, sevgi tek ve biricik cevaptır.

Belki bir sevgi bombası, gezegenimizi harap eden açgözlülük, nefret ve bencilliği tamamen yok edebilecek kadar güçlü bir cihaz yapmaya hazır değiliz.

Buna rağmen her bireyin enerjisini açığa çıkartmayı bekleyen küçük ama kuvvetli bir jeneratör var. Bu evrensel enerjiyi almayı ve vermeyi öğrendiğimiz zaman sevgili Lieserl, sevginin hepsini yendiğini, her şeyin ötesine geçtiğini doğrulayabileceğiz, çünkü sevgi hayatın en özlü kısmıdır.

Bütün hayatım boyunca kalbimin içinde sana dair sessizce atanları ifade edemediğim için çok derin bir pişmanlık duyuyorum. Belki artık özür dilemek için çok geç, ama zaman göreceli olduğu için sana söylemem gerekiyor: seni seviyorum ve nihai cevabı bulduğum için sana teşekkür ederim.

Baban Albert Einstein...

Bu bayram da sevginin gücünü hatırlamanızı, kullanmanızı ve bunu dile getirmekte geç kalmamanızı diliyorum. Herkesi affedin, affetmeye önce kendinizden başlayın, sonra diğerlerini affedin. Önce kendinizi sevmeyi öğrenin, sonra diğerlerini. Kendini sevmeyen başka birini sevemez çünkü! Daha sonra da olmakta olan her şeyi sevgiyle kabul edin. Hayatınıza her şeyden çok sevginin gücüne yer verin. Bana inanmıyorsanız bari gelmiş geçmiş en büyük dahi Albert Einstein’a inanın. Sevgiye hoşçakalın. Mutlu bayramlar…