Baltasar Gracián

8 Ocak 1601’de Belmonte de Calatayud’da doğan ve 6 Aralık 1658 günü Tarazona’da ölen İspanyol yazar ve düşünür Baltasar Gracián, ülkemizde yeteri kadar tanınan bir kişi değildir. Öncelikle doğduğu yer enteresandır. Calatayud, Kalat Ayup, Eyüb’ün şehri veya kalesi anlamına gelen Arapça bir kelimeden türetilmiştir. İspanya’nın kuzeyinde, Zaragoza iline bağlı bir kasaba olan Calatayud,  adından belli olduğu gibi  İspanya’nın Arap hakimiyetinde olduğu dönemde kurulan bir yerleşmedir.

Baltasar Gracián’ın eserleri

Calatayud ve Zaragoza’da eğitim gören Gracián, on sekiz yaşında Cizvit tarikatına katılır. 1640 yılında “Politikacı Katolik Kral Fernando”, 1642 yılında “Yaratıcı Zekâ Sanatı”, 1647 yılında “Olgun Adam”, adıyla yayımladığı kitaplarında yaşamın ahlak değerleri üzerine halkı eğitmeyi amaçlamaktadır. Üç cilt halinde, 1651, 1653 ve 1657 yıllarında, “Gençliğin Baharında”, “Olgunluğun Güzünde” ve “Yaşlılığın Kışında” isimli üç cilt halinde yayınlanan “El Criticón-Eleştirmen” isimli, takma adla basılan felsefi romanı toplumu bir vahşinin bakış açısından incelemektedir. Arthur Schopenhauer tarafından o güne kadar yazılmış en önemli kitaplardan biri olarak değerlendirilen bu eserin, Daniel Defoe’nin (1660-1731), 1719 yılında yayımladığı “Robinson Crusóe” ile Voltaire’nin (1694-1778), 1767 yılında yayımladığı “L’Ingénu-Safdil” adlı romanına öncülük yaptığı kabul edilmektedir.

Baltasar Gracián y Morales’in “Oráculo Manual y Arte de Prudencia-İşini Bilenin El Kitabı ve Sağduyu Sanatı” isimli eseri “Akıllı Yaşama Sanatı” adıyla dilimize Sabri Kaliç tarafından çevrilir.  İngilizce olmayan kitapların çevirisini yapmama konusundaki titizliğine rağmen, bu önemli kitabın günümüze kadar İspanyolca bilenler tarafından fark edilmemesi üzerine, Joseph Jacobs’un 1892 tarihli İngilizce çevirisini esas alarak dilimize kazandırılmasına öncülük eder.

Bir bilge yaratmak

 “Her şey doruğunda olmalı, özellikle de insanın dünyada kendine yön çizme sanatı. Bu günlerde tek bir bilge yaratmak için gerekenler, geçmişte Yedi Bilge yaratmak için gerekenlerden daha fazla. Zamanımızda tek bir insanla uğraşmak için bile geçmişte koca bir halkla uğraşmak için gerekenden daha fazlası lazım” (s.9).

Gracián, dört yüz yıla yakın bir süre önce, geçmişteki bilgelere atıf yaparak, bilginin büyüdüğünü artık tek bir insanı bile yetiştirmenin, onun düşünmesini sağlamanın ve topluma faydalı bir insan olarak hayata devam etmesinin gerektirdiği bilgilere sahip olmasının güçlüğünü dile getirmeye çalışmakta. Yaşadığı dönemde tek bir insanla uğraşmanın bile çok güç olduğundan söz ediyor. Eğer günümüzde insanların toplumla iletişim kurmak için eriştiği nerede ise sonsuz imkânları görseydi, acaba ne düşünürdü? Çok tehlikeli bir dönemde yaşıyoruz, çoğu kişi neyi bildiğinin, neyi bilmediğinin farkında bile değil. Buna rağmen topluma yön vermeye ve onu kendi düşünceleri doğrultusunda düşünmeye ve inanmaya sevk etmeye çalışan insan sayısı giderek artıyor. Toplumun büyük bir bölümü ise neye inanacağını, neye güveneceğini şaşırmış durumda. Bu nedenle her duyduğunu gerçek sanmakta ve hızla bir başkasına iletiyor, iletişimin boyutu yalan yanlış bilgilerin ve duyumların hızla yayılmasına ve gerçek sanılmasına neden oluyor. Hiç unutmamamız gerekir ki dilimizde “bir şeyin şüyuu, vukuundan daha beterdir” diye bir atasözü var.

Baltasar Gracián

Açığa vurulan karar

“Meseleleri bir süre askıda bırakın. Yeniliğin yarattığı hayranlık, başarılarınızın da değerini artırır. Kartlarınızı açık oynamak hem yararsız hem de yavandır. Kendinizi hemen ifşa etmezseniz beklenti uyandırırsınız, özellikle de mevkiinizin önemi çoğunluğun dikkatini çekiyorsa. Her şeye biraz gizem katın; gizem saygı uyandırır. Açıklama yaparken çok net olmayın, sıradan konuşmalarda en gizli düşüncelerinizi sergilemeyin. İhtiyatlı suskunluk dünyevi bilgelikler arasında en kutsalıdır.  Açığa vurulan bir karar asla beğeni toplamaz, sadece eleştiriye yer bırakır. Hele de başarısızlıkla sonuçlanırsa, talihsizlik ikiye katlanır. İnsanların sizi merakla takip etmesini sağlarsanız, ilahi yoldan gidiyorsunuz demektir” (s. 9).

Sanırım bilge insan olmayı bu sözlerden daha iyi bir açıklamayla anlatmak mümkün değil. Ancak günümüzde herkes sabırsız oldu. Zaman zaman eski insanları hatırlıyorum, çevrelerini saran saygın bir sessizlik vardı. Ne söyleyeceği, neye karar verdiği çoğunlukla anlaşılmaz ve bir gizem perdesi arkasında sizin basiretinize kalırdı. Söylenmeyen çok söz olduğunu bilirdiniz, ancak söylesin diye beklemek yerine, söylenmeyen sözlerin anlamını anlamaya çalışır, düşünür ve anlamak için emek sarf ederdiniz. Günümüzde ise hemen her şeyin açıklanmasını, her sözün söylenmesini bekliyoruz. Zaten çoğunluk da ağzından çıkan sözün nereye gittiğinin, nelere yol açabileceğinin farkında değil. “Ben söyledim oldu” felsefesinin giderek yaygınlaştığı bir zamanda yaşıyoruz. Zaman zaman “oh ya, işte ne düşündüğümü söyledim de rahatladım” diye düşünülüyor. Hâlbuki bazı şeyleri söylemenin zamanı olmayabilir veya bazı sözleri farklı bir şekilde söyleyebiliriz. Ama belirtmeye çalıştığım gibi sabırsız olduk, her aklımıza geleni üzerinde yeteri kadar düşünmeden söylemeyi hüner sayıyoruz.

Bu kitabı okumak gerek

Baltasar Graciân’ın kitabında, hepimizin okuması ve ders alması gereken üç yüz aforizma var.

İçlerinden ikisi üzerindeki düşüncelerimi sizlerle paylaşmak istedim. Eğer fırsat bulup bu kitabı okursanız, hayatınıza yön verecek çok şey bulacağınızdan eminim. Bu vesileyle, yüz yıllar öncesinden bize seslenen ve pek de farkında olmadığımız bu eseri dilimize kazandıran Sabri Kaliç ve Ahmet Aydoğan’a ayrı ayrı teşekkürü bir borç bilirim.

Baltasar Gracián, Akıllı Yaşama Sanatı, Çev. Sabri Kaliç, İstanbul, 2020.
Baltasar Gracián, Bilgelik Kılavuzu ve Kurnazlık Sanatı, Çev. Ahmet Aydoğan, İstanbul, 2020.