UMUT ÜZERİNE

"Sen yolunu şaşırıp buraya dalalı beri herkes mutlu” dedi Şeytan, Umut’u dışarı kovalarken. “Nereye gitsen mesele çıkarıyorsun."

Ambrose Bierce

Umut; hemen her şey...  Güzel günler, mutlu bir gelecek, sağlıklı bir yaşam ve her tür beklenti için umut! İnsanlığın varoluşundan beri umuda olan bağlılığımız türümüzün devamını sağlayan en büyük güçtür. “Umut” kökeni itibariyle Farsça bir kelime, dil bilimciler bu sözcüğü ümid’den, um-mak fiilinden türetilmiş, “bir şeyin gerçekleşmesi ihtimalinden doğan ferahlık, ümit” olarak belirtiliyor.

Gerçekten umut ne güzel bir duygudur. Sevgiliden gelen bir gülüş, bir ses için insanın ne umutlar beklediğini kim unutabilir. Girdiğimiz imtihanların sonucunu günler boyunca nasıl umutla beklediğimiz, ne heyecanlar yaşadığımız o güzel gençlik günleri. Çoğu insanın yılbaşı piyangosu alırken beslediği umutlar…

Umut gerçekten insan varlığının vazgeçilmesi mümkün olmayan bir beklentisidir. İçinde yaşadığımız şu sıkıntılı günlerin geçmesi, tekrar eski günlere kavuşmak hepimizin en büyük umudu değil mi?

Medya destek vermeli

Bir ülkeyi yöneten insanlar ve medya insanların moralini yükseltmek, gelecek beklentilerini olumlu yönde geliştirmek için, umuda destek vermeli, olumsuzlukları sergilerken daha dikkatli olmalı. Bir toplumu baştan aşağı karabasanlara teslim etmek gelecek için yapılan en büyük kötülük olacaktır. Geleceğin daha aydınlık, daha sevgi dolu olduğunu düşünmek gerekir. Olumsuzlukları toplumda büyük bir korku ve içe kapanma, her şeye karşı ilgisizlik olarak büyütmenin hiçbirimize fayda sağlamayacağını bilmemiz gerekir.

Son salgın hepimizin artık çok da büyük olmadığının farkına vardığımız bir dünyada yaşadığımızı anlamasına neden oldu. Ama yine de herşeyin insanlık için daha iyi olacağını, toplumlar arasında sevgi ve dostluğun büyüyeceği bir gelecek olduğunu düşünmekteyim. Bu konuda umutsuzluğa düşmek, geleceğin hiçbir zaman ulaşılamayacak bir serap olduğunu düşünmek için bir sebep yok. Elbette hepimiz sıkıntılı günler yaşıyoruz, özgürlüklerimiz elimizde olmayan nedenlerle büyük kısıtlamalara uğruyor. Ama yine de umut bize yardımcı olacak, bugünleri de atlatacağız diye olumlu düşünmenin bizi biraz da olsa ferahlatacağını düşünmekteyim.

Böyle anımız yok

Geçmişte ülkemizde yaşayan hemen hiç kimsenin böylesi kısıtlamalar ile karşılaştığını hatırlamıyorum. Zaman zaman insanların ölüm korkusuyla sokağa çıkamadığı günleri yaşadık. Yine de hiçbir zaman böylesi kısıtlamalarla karşılaşmadık. Yalnız biz değil tüm dünya büyük bir tehlike ile karşı karşıya kalmış durumda. Geçim kaygısı, sağlık sorunları, bu hastalık benim başıma da gelir düşüncesi zaten insanları yeteri kadar, hatta yeterinden de fazla bir korku içinde yaşamaya mahkûm etti. Dar bir alanda sıkıştık, elimizden de fazla bir şey gelmiyor. Bir insan bireysel olarak toplum yaşantısından ne kadar uzak kalabilir. Sanırım bazı kişilerin yeteri kadar sorumlu davranmaması, bu salgından kişisel olarak da sorumlu olduğunun farkına varmaması sıkıntıların büyümesine neden oldu. Şimdi umut yerine korkuyu egemen kılarak bu salgının önüne geçmeye çalışıyoruz. Gerçekleri dile getirmek yerine bazı şeyleri görmezden gelmek, doğru bilgi yerine denetimden geçmiş, sansüre uğramış bilgi sirkülasyonu, gelecek umudumuzu yok ediyor.

Umuda ihtiyacımız var

Hâlbuki şu sıralar umuda geçmişte olduğundan çok daha fazla ihtiyacımız var. Sıkıntıları aşmak ve varlığımızı devam ettirmek için yapılması gerekenleri ister istemez kabul etmek mecburiyetinde kaldık. Bu durumun, geleceğe umutla bakabilmek için hepimizin üstlenmesi gereken bir görev olduğunu düşünüyorum.

Umutlarımızın gerçekleşmesi için çok, hatta bazılarımızın çok daha fazla çalışması, doğruya ve güzele erişmek için emek harcaması gerektiğinin farkında olduğumuzu sanırım. Umut elbette gereken bir beklenti, ama piyango bileti almayan bir kişinin büyük ikramiyenin kendisine çıkmasını umut etmesinin umutla ne alakası var?

İnsanlık er veya geç umut ettiği ve düşlediği geleceğe kavuşmuştur. Geçen yüz yıllardaki salgın hastalıklarla yüz yüze kalanlar ancak tanrının onlara yardım etmesini umut ederken, bugün bizler modern tıbbın bu salgına dur diyebileceğini umut ediyoruz. Anlaşılan insanlık, becerileri açısından oldukça büyük bir yol kat etmiş durumda. Bu nedenle umudumuzu kıracak, onu törpüleyecek söylemlerden mümkün olduğu kadar uzak durulması gerektiğini düşünmekteyim.

Umudumuzu kaybetmeyelim

Herkesin umudunu kaybettiği, büyük bir umutsuzluğa düştüğü bir dünyanın yaşanabilir bir dünya olmaktan uzak olacağının unutulmamasını isterim. Bu nedenle gerçeklerin olduğu kadar, umudun da var olduğunu, var olması gerektiğini hep akılda tutmak gerekiyor. Birinci Dünya Savaşı sonrası işgal ordusunun, yarattığı karabasan ortamında Karaköy’deki bir binaya asılan; “Bu da geçer yahu!” sözünün ne kadar büyük bir umut olduğunu ve bir süre sonra gerçeğe dönüştüğünü acaba hatırlayan kaldı mı? Dilerim sevgi ve umut insanlık var oldukça varlığını korur ve bizi mutlu etmeye devam eder.

UMUT ÜZERİNE

İsmail Hakkı Altunbezer’in 1917 tarihli, Uğur Derman koleksiyonunda bulunan, tezhibini Çiçek Derman’ın yaptığı, celi sülüs “Bu da Geçer Ya Hu” yazısı. 1 Aralık 2020