Hit makinesiyken en fakir dönemimdi

Bazı insanlar bir ömre üç hayat sığdırır. 10 işi birden yapar. Attila Özdemiroğlu da o ahtapot kollu insanlardan biri işte.

Attila Özdemiroğlu’nun yaşamı öyle bir hayat ki mesleki başarılar, milyonların diline marş olan eserler, güzel, güçlü kadınlar, tutkulu aşklar, mutlu, sevgi dolu çocuklar… Yaratıcılığının zirve yaptığı 1970’ler için “Hit makinesiydik” diyor ve ekliyor: “En çok çalıştığım ama en fakir dönemimdi. Şanar Yurdatapan ile bu kadar değer üretirken ekonomik karşılığını almıyorduk”

Hit makinesiyken  en fakir dönemimdi

Bazı insanlar bir ömre üç hayat sığdırır. 10 işi birden yapar. Attila Özdemiroğlu da o ahtapot kollu insanlardan biri işte. Türkiye’nin en iyi müzisyenlerinden biri olarak tanıyoruz değil mi? Ama o aynı zamanda 4 yılı profesyonel olmak üzere 10 yıl pilotluk yapmış, 4 yıl hukuk okumuş bir isim.
Türkiye’de fikri hakların, sivil havacılığın gelişmesine katkı vermiş. Bir yıl matematik, bir yıl da kimya okumuş. Türk pop müziğinin kendi şarkısını söylemesinde çok etkili olmuş bir isim. Sezen, Nilüfer, Ajda onunla girdi hayatımıza. 10 enstrümanı eksiksiz çalıyor.

‘Güçlü kadın severim’

Türkiye’nin en büyük bestecilerinden, en iyi orkestrasyon yazanlarından biri. Özdemiroğlu ile Raffles Hotel’in denize nazır 13. katındaki süitinde buluştuk. Sorulardan sıkıldığı anlarda eşşiz Boğaz manzarasının güzelliğinde İstanbul’u seyrettik, müzik dinledik, şiir okuduk.
Özdemiroğlu çok güzel bir hayatın başrolünde. Ayla Pelit, Füsun Önal, Lale Mansur, Müjde Ar gibi Türkiye’nin en güzel, en popüler kadınlarıyla birlikte oldu. İnsan ister istemez Cemal Süreya’nın o şiirini hatırlamadan edemiyor. Ama o “Hayır” diyor, “Üstü kalmasın!” Yakalandığı akciğer kanserini yenmiş görünüyor. Müthiş bir müzikal hazırlığı içinde. Kabare yapmak istiyor. Film müziklerini toplu çıkarmaya hazırlanıyor. Özdemiroğlu ile dünü yarına bağladık.

Attila Bey, ne şanslı bir adamsınız, zamanın en güzel kadınlarıyla birlikte oldunuz. Bu aşklardan size ne kaldı?

İlk eşim Ayla Pelit, milli voleybol takımının kaptanıydı. Ankara’nın en güzel kızıydı. 17 yaşında flört etmeye başladık, 20 yaşındayken kızımız Yaprak doğdu. Ayla hastalığımda durmadan eve bir şeyler taşıyor. İkinci eşim Füsun Önal, 1974’te evlendik. Hep zor kadınlarla birlikte oldum.
Bir feminist olarak hep ilkeli kadınlardan hoşlandım.
Toplumsal ezberlerin dışında yaşamayı becerebilen kadınlar. Lale Mansur ile evlendik sonra. Lale ile 4 yıl evli kaldık. Müjde Ar ile hiç evlenmedik ama 17 yıl evlilik düzenindeydik. Son eşim Hepgül ile de 17 yıl evli kaldık. Birlikteliklerim hep uzun süreli oldu aslında.
Hepsinin dostum olduğunu ne zaman anladım biliyor musunuz? Kasım ayında hastalığımı öğrendikleri anda hepsi başıma üşüştü, ne yapabiliriz diye.

Müjde’yi havada kaybettİ

Evlilik düşkünü bir adamsınız, Müjde Ar ile niye evlenmediniz?

Galiba Aysel (Gürel) engeli... Bence Aysel evlenmemizden çok korkuyordu, hiç istemedi bunu. Çünkü beraberliğimiz süresince Müjde’nin ekonomi seviyesi çok yükseldi, iyi para kazanıyordu. Sanırım Aysel’in korkusu biraz maliydi.

İlişkiniz niye bitti?

1989-1995 yoğun olarak uçtuğum, pilotluk yaptığım yıllardı. Hayatı neredeyse bırakıp devamlı havada dolaştığım bir dönemdi. Birlikteliğimizin son yıllarında biraz yalnız bıraktım onu.
Müjde de tabii çok meşguldü aynı zamanda. Filmler çeviriyor, kabare şovlar yapıyor. Dolayısı ile bu kargaşada insan birbirini bir anda kaybedebiliyor.
Müjde de basit bir şey söyledi bir gün bana. ‘Sen git artık’ dedi. Ben de, ‘Tamam da istersen birkaç gün bekle bir ev hazırlayayım’ kendime dedim. Böyle gayet hoş bir ayrılık oldu, gayet basit ayrıldık!

Dımbırtıcı iskelet

Bu kadar ünlü kadınla olunca kıskançlıklar oldu mu hayatınızda?

Kurumsal düzeyde dahi oldu. Müjde ile ilk beraber olduğumda mesela, basının hoşuna gitmedi. Çünkü çok fazla talibi vardı. Hürriyet’in ilk sayfasında, ‘Dımbırtıcı iskelet’ diye beni anons ettiler. Çok zayıftım o zaman.

Hayır üstü kalmasın!

Pilotluktan müzisyenliğe hukuka kadar farklı mesleklerde başarı. Birbirinden güzel, güçlü kadınlarla romantik aşklar. Donanımlı, mutlu çocuklar… Cemal Süreya, hani o meşhur şiirinde seslenmiş ya tanrıya “Üstü kalsın” diye, siz hiç böyle bir ruh hali içine girdiniz mi?

Hayır, üstü kalmasın. Yararlı birçok şey yaptığımı düşünüyorum. Ama yapacak daha çok şeyim var. Hala bir sürü merakım var. İnsan bunu sürdürmek istiyor. Son eşim Hepgül Özdemiroğlu’ndan olan ikiz kızlarım henüz 19 yaşındalar. Daha onları büyütmek istiyorum. Film müziklerim çok isteniyor, arıyorlar, ‘Teyzem’in, ‘Muhsin Bey’in’ müziklerini nasıl buluruz diye soruyorlar.
Film müziklerimden 5-6 albüm yapmak istiyorum. Sonra müzikal. Murathan Mungan, her ne kadar, ‘Her şeyimi al bir tek ona dokunma’ dese de, ‘Mahmud ile Yezida’yı müzikal yapmak istiyorum. Daha çok kalıcı müzikaller yaptım. Bir tarafta da caz müzisyenliğim var. Şanar’la yeniden ŞAT 2’yi kurduk yıllar sonra.
İsmine başharflerini verdiğimiz, internet üzerinden ayda bir ‘Topluma Adanmış Şarkılar ‘(TAŞ) projesini yapıyoruz. Onların telif hakları olmayacak, herkes kullanabilecek.

Sezen emekli oluyor

Özdemiroğlu ile sohbetimizin bir yerinde Sezen Aksu aradı. FaceTime üzerinden konuştuk, Özdemiroğlu, Sezen’e manzarayı, çekim yaptığımız terası, yatağı gösterdi. Sezen Aksu zekası işte, “Ne güzel bir ortam” diyeceğine, “Bana bak Attila, ekonomi yazarı olunca otel odalarında mı röportaj yapıyorsun” dedi. Sezen, telefonda bana, 2015’’in sonunda emekli olacağını söyledi. İçinde bulunduğumuz lüks ortamla dalga geçtiği keyifli bir sohbet yaptık.

SON 40 yılı yad edeceğiz

Sezen emekliliğinden önce, bu yaz Harbiye Açıkhava’da şu ana kadar izlediğimiz bütün konserlerin ötesinde dev bir prodüksiyonla karşımızda olacak. ‘Sezen’li Yıllar’ adını taşıyan konser yarı belgesel niteliğinde olacak. Sezen, kendisini, Türkiye’yi, dünyayı ve aslında insanı anlatan 40 yıla yayılmış şarkılarıyla, yakın tarihimizi bambaşka duygularla yad etmemize aracı olacak.

Akyuvarlarını eğitecek propolis kürü yapacak

Alternatif tıp yöntemlerini kullandınız mı?

Henüz hiç kullanmadım. Bilimden şaşmıyorum, doktorumun onayladığı, en azından zararı olmadığına inandığı iki yöntemi ise klasik tedavim bittikten sonra kullanacağım. İsrail’de sizden kanserli hücreyi ve kanınızı alıyorlar. Kanserli hücre ile kanı belli ortamlarda yeniden tanıştırıyorlar. Kanserli hücrelere o ana kadar müdahale etmeyen akyuvarlar bu sefer, ‘aman düşman bu’ deyip saldırıyor.
Eğitilmiş kanınızı yeniden size veriyorlar. Sezen de bir propolis tedavisi gönderdi. Propolis bal, balmumu gibi bir arı ürünü. Son araştırmalar akciğer ve prostat kanserinde etkili olduğunu gösteriyor. Klasik tedavim bitince her sabah ve akşam probolis karışımından bir kaşık alacağım.

Hit makinesiyken  en fakir dönemimdi

‘Gonca beni hastaneden kaçırıp konsere götürdü’

SİYAD’da size onur ödülünu Gonca Vuslateri’nin vermesini niye istediniz?

Atilla Dorsay aradı. ‘Sezen verse ödülü?’ dedi. Sezen ayağını kırmıştı. ‘Peki gençlerden kim olabilir’ dedi, ‘Gonca’ dedim. Gonca, kemoterapi gördüğüm sırada beni hastaneden kaçırıp caz konserine götürdü. Florance Nightingale Hastanesi’ndeydik, hemşireler yakaladı. Törende yaptığı konuşma için çok haksız davrandılar. Gonca olduğu gibi konuşan, çok şeffaf bir kız. ‘Türk erkeğinden çocuk yapmam’ der, yarın kalbi kırılsın, ‘Hele Amerikalıdan hayatta yapmam’ der. Hesap yapmaz konuşurken. Benimle ilgili konuşması da çok şekerdi. Aramızda böyle bir espri var. Ben öleceğim diye korkuyor. Hep yaptığı, ‘Ben zengin olmadan ölme’ esprisinin altında, ‘diren Atilla’ var. Gonca’nın zengin olmasını beklersem işim zor, fazla uzun yaşarım, istemem!

60 yaşında adı değişti!

Adınız tek T ile mi yazılıyor?

Ankara’da doğdum, ama Diyarbakırlıyız. Çocuklarımın kütüğü de hala Diyarbakır’dadır. Diyarbakır’da kara kaplı koca defterde nüfus kütüğüme baktım, kendi gözlerimle gördüm. Adım iki T ile ‘Attila’ olarak yazılmıştı. Başka isim yoktu. 60 yaşında nüfus kağıdımı yenilemem gerektiğinde bana Mehmet Atilla Özdemiroğlu olarak geldi. Oraya Mehmet’i kim, hangi amaçla ilave etti, bilmiyorum. Bence orada bir şey yaptılar. Sünniler ile Alevileri ayırmak için belki bir aşamada hoş olmayan bir şeyler yaptılar.
Bir de maalesef tek T, iki L yapmışlar, o da yanlış. Mahkemeye gidip uğraşmam lazım, eski halini istiyorum ismimin. 60 yaşından sonra resmi yerlerde Mehmet bey diye sesleniyorlar, üzerime alınmıyorum.

Yalnızlık yeteneği tetikledi

Yaradanın size bu yeteneği niye verdiğini düşünüyorsunuz?

Yetenek küçük yaşta geliştirilen ilginin adıdır. Çalışıp yeteneklerinizi geliştiriyorsunuz. Fazladan bir yeteneğim olduğunu düşünmüyorum. Ama belki bir tetikleyici var.

Nedir o acaba?

Babam öğretmendi, çok destekledi, 6 yaşımdayken elimde mandolin vardı. Annemle babam, ben 1.5 yaşındayken ayrılmışlar. Annemi,13 yaşındayken tanıdım.
Çok tatlı bir üvey annem vardı, onunla büyüdüm. Ama yine de aile içinde bir yabancılık hissediyordum.Böyle büyüyünce hayatı, küçük yaştan itibaren kendiniz yorumlamaya başlıyorsunuz. Beyninizi geliştiriyorsunuz, çünkü sizin adınıza düşünen biri yok, şimdi baktığımda böyle yorumluyorum. Küçük yaşta gelişmeniz okula da yansıyor.
Hep başarılıydım okulda. Müzik konusuna gelince, yeteneklerimin çok küçük yaşlarda doğru tetiklenmesi etkili oldu galiba. Babam da meraklıydı, üvey annem de.
12 yaşında profesyonel keman çalıyordum. Ve para kazanıyordum.
12 kişilik üretim yaptım hayatta diyebilirim.

Evim yok arabam da

Parayla ilişkiniz nasıl?

800 metrelik içinde bahçesi, havuzu, özel stüdyomun olduğu evim de oldu. Gerçek değer insanın üzerinde taşıdıklarıdır. Şu anda evim de, yok arabam da. Para ile ilişkim pek başarılı değil. Olağanüstü bir çabayla değer ürettiğimiz ŞAT yapımın ilk dönemi, 1970’li yıllar. Aynı anda bestelerini yapıyor, bütün enstrümanlarını çalıyor, stüdyolarını kuruyor, elektronik bakımını bizzat yapıyorumdum.
Ses mühendisliği okulu açtım, daha elektronik enstüramanlar yeni çıkıyordu. Hit makinesi gibiydik 70’lerde. Ajda, Sezen, Nilüfer, Zülfü Livaneli, Erol Evgin Kayahan’ın ilk çalışmaları... Ancak ürettiğimiz değer ile kazanç arasında korelasyon yoktu. Şanar Yurdatapan ile insanüstü yoğun bir çalışma içindeydik. Ancak bu kadar değer üretirken ekonomik karşılığını almıyorduk. Başka bir kafa yapısındaydık. Ayda en az 10 bin TL alma imkanımız varken, biz mesela 2 bin TL alıyorduk şirketten. Şimdi düşündüğümde en çok çalıştığım ama en fakir dönemimdi o yıllar. Lale ile evliliğime denk gelen ve onu ekonomik olarak rahat ettiremediğim yıllar.

Çocuklarınıza bir şey bırakamayacaksınız o halde.

Yat, kat üç günde yok olur gider. Onları yaşama karşı donanımlı olacak şekilde hazırladım. Lara müzisyen oldu, Lidya yazar olma yolunda. Sarp yazılım mühendisi, müzisyenliğe döndü. Yaprak’ı biliyorsunuz. Telif haklarım kalacak onlara.
Hepsi erdemli insanlar oldu.