İstanbul-New York 10 dk!.. Haydi Getir

Aldığı son yatırımla 850 milyon dolarlık piyasa değerine ulaşan pandeminin Türk yıldızı Getir’in kurucusu Nazım Salur ile yaptığımız sohbette öne çıkan notlar; yatırımcılara, girişimcilere, anlı şanlı holdinglere ve devletimizin köklü kurumlarına adeta açık mektup niteliğinde... Okuyanın anlayacağı, dersler çıkaracağı, yön bulmasını sağlayacak net bir çağrı... İşte internet dünyasının popüler isminden ilham verici sözler...

***

Bir işe olurundan da bakabilirsiniz, olmazından da. Nereden baktığınıza bağlı. Biz olurundan bakmayı seçenlerdeniz. Aslında start-up işleri daha önce gidilmemiş zorlu safarilere ilk gidiş hikayelerine çok benzer. Heyecan, cesaret gerektiren bir iştir. Herkese göre de değildir. Tabii şimdi “Getir” bir yere geldi, millet “Aaa ne güzel fikir” diyor. Fakat ilk söylediğimizde büyük çoğunluk “Olur mu öyle iş ya, batarsınız” diyordu. Olduktan sonra “Benim de aklıma gelmişti” diyen çok olur. Hakikaten de akla gelebilir, gelmiştir de... Ama aklına gelmek başka şey, yapmak başka bir şey.

(Bardağın dolu tarafıyla meşgul olun. Akla gelen her işi yapmaya çalışmayın; akla gelen iyi fikri yapın.)

***

Fikir en kolayı. En önemlisi ama en kolayı. İnan yarım saniyede bile gelir fikir. “Şöyle yapsam” dersiniz ve olur. İşte size bir fikir; sizi 10 dakikada İstanbul’dan New York’a ulaştıracak bir araç yapalım ve yolculuk bedeli de 10 dolar olsun. Süper fikir değil mi? Haydi yap bakalım. Mesele yapmak!.. Fikir elbette kötü olmamalı, yani kötü bir fikri sonradan parlatamazsınız. İyi ve hayata geçirilebilir olması şart. Sonra takım kurmak, ardından da kaynak bulmak lazım. Bizim ülkemizde en zoru kaynak bulmak. Yeni bir iş fikrine, yeni bir girişime 5-10 milyon dolar ve üzeri parayı Türkiye’de bulmak neredeyse imkansız.

(İyi bir hikaye, iyi bir takım ve kaynak yoksa yolda ağır darbeler sizi bekler.)

 

İstanbul-New York 10 dk.. Haydi Getir

***

Türkiye’de “sıradışı yetişmiş” insan gücü çok az. İşe aldığımız iyi yetişmiş bir kişiyi tekrardan formatlıyoruz. Öğrenim hayatı ve ardından çalıştığı şirketlerdeki geçmişinin 3’te 2’sini bırak bize öyle gel, diyoruz. Yani bize 3’te 1’i lazım. Teklifimiz şu oluyor; “3’te 2 biz seni formatlayacağız”. Getir gibi işler için yeni bir dünya kuruyoruz. Ezber bozan işler için böyle insanlar lazım. Ancak bu açıdan Türkiye fakir aslında.

(Start-up dünyası farklı bir beyin yapısı ister, buna hazır olun.)

***

Ezber bozan işler, çok da akıllı adam işi değil aslında. Koca koca kurumlar bir danışmanlık şirketine 100 bin dolar para verip araştırma yaptırsa, sonuç “Yapmayın” çıkar. Getir projesi bir holdingin aklına gelse idi sonuç “Yapma” çıkardı. Neden mi? Çünkü hiçbir CEO o raporu alıp, yapalım diyemez. Risk alamaz. Durup durup orta sahadan şut atan uçuk kaçık futbolcular vardır, işte bizimki de öyle aslında. Normalde antrenör sahaya yaklaşıp şut at der; evet doğrusu da, alışılmışı da odur. Çünkü antrenör gol ihtimali artsın ister. Orta sahadan şut ise farklıdır. Çoğu auta gider tabii, risk vardır. Fırçayı yer oyuncu, belki yedek kalır. Ama efsane olan, en hatırlanan goller de o orta sahadan atılanlar olur. Bizim işler de öyledir. Bir sürü denersiniz; azı olur. Bu doğaldır. Ülkemize bakalım. Türkiye’nin 20 yıllık internet geçmişinde akla gelen başarılı en fazla 10 isim sayabiliriz. Dolayısıyla 84 milyonluk ülke iyi bir işi ortalama iki senede çıkarabiliyor. Çok az yani. Daha fazla uzaktan gole, daha fazla iyi hikayelere ihtiyacımız var.

(Risk almalısınız. Kalenin önünde bekleyip gol atmak isteyenler hiç bu yola girmesin; buna dev şirketler de dahil.)

***

Getir Londra dördüncü haftasında ve iyi gidiyor. Hatta İstanbul’un ilk dört haftasına göre daha iyi gidiyor. Hızlıca büyütüyoruz. Londra projesi Getir’i ilk kurduğumuzda karar verdiğimiz bir işti. Laf olsun diye gitmedik, kalıcı olmak için gittik. İyi gideceğini de düşünüyorum. İngiltere’de 10-15 dakikada teslimatı bizden kopyalayıp yapmaya başlayan birkaç rakip şirket var. Ama biz orjinaliz, taklit edilen bir Türk teknoloji şirketiyiz. Genelde yurtdışından fikirler çıkar Türkiye’ye klonları gelir. BiTaksi de böyle idi. Ama bu sefer bizi klonluyorlar. Bu kez biz beş yıl öndeyiz, data olarak, tecrübe olarak. Londra ile kalmayacağız. Önümüzdeki altı ay içinde iki ülkeye daha gideceğiz. İki yeni dil... Bu şehirler sürpriz olsun. Malum Türkiye çok “cek, cak” ülkesi, “tık” demek istiyoruz biz.

(Gücünü data’dan alan, hızlı dönüşen şirketler geleceğin yıldızları olacak. Orjinal olun; yapacağız diyerek değil, yaptık diyerek gücünüzü ortaya koyun.)

***

Fikirler bitti mi? Elbette hayır... Yeni fikirler çok geliyor aklıma ama bu yeterli değil. Bir yazarın aklına 1 dakikada roman fikri gelebilir ama iyi bir eser çıkarmak emek ister, zaman ister; belki yıllarını alır. Şu anda Getir’i dünyada başarılı bir iş yapmak istiyoruz. Bu işe odaklanacağız. Yani diğer arkadaşlarımızın bu konuda önü açık. “Fikirlerin çoğu yapıldı” diye kimse düşünmesin. Yüzde 4’ü, 5’i yapıldı. Teknolojik dönüşüme önümüzdeki 20 yılllık perspektifte bakarsak yüzde 95’i yapılmayı bekliyor. Gençler hiç morallerini bozmasınlar.

(İş fikri çok. Gençler heveslerini kaybetmemeli, teknoloji rüzgarı önümüzdeki yıllarda çok daha hızlı ve güçlü esecek.)

Not: Parantez içindeki cümleler yazar değerlendirmeleridir.

DİĞER YENİ YAZILAR