Kızım sana söylüyorum!

Koronavirüs döneminde ilginç şeyler yaşanmaya devam ediyor. Üstelik üç aydır yaşadıklarımız sanki hiç yaşanmamışcasına.

Ne deniliyordu; “Birlik olalım”, “Eşitsizlikler yüzünden bu sistem artık böyle gitmez”, “Bu kriz gösterdi ki değil patronlar, yöneticiler hiçbir ülke böylesine ağır stres testlerinde kendi kendine ayağa kalkamıyor” ve dahası…

Tüm dünya bu görüşlerde hemfikir iken; olanlar oldu, 102 yıllık Amerikalı oto kiralama devi Hertz; “iflas erteleme” başvurusu yaptı.

Denilebilir ki; her şirketin başına bunlar geliyor, gayet doğal. Ama durum pek böyle değil. İflas başvurusundan tam üç gün öncesinde, şirketin tepe yönetimi kendilerini “bonus” yağmuruna tuttu!..

***
Ekonomik sıkıntıları aşamayan şirketin 38 bin çalışanı iflas günlerine büyük kaygı ile girerken; üst yönetim cephesinde milyonlarca dolarlık bonusun nasıl dağıtılacağının hesapları yapılıyordu. Batık Hertz’in yöneticilerine 16 milyon dolar ikramiye dağıtıldı. Üç gün sonra iflasa gidecek şirketin CEO’su 700 bin dolar, CFO’su 600 bin dolar, CMO’su 190 bin doları alacak hesaplarına geçirmiş oldu.
Ve üç gün sonra, 112 yılllık şirket iflas bayrağını çekti.

Yani 340 yönetici 16 milyon doları aralarında paylaşırken; 38 bin çalışan kaderiyle başbaşa kaldı.

***

Hertz cephesinde bunlar yaşanırken; aynı günlerde, yine Amerika’da, Harvard Business Review dergisinde, Massachusetts Institute of Technology’nin (MIT) ekonomi profesörlerinden Zeynep Ton’un makalesi yayınlanmıştı.

Kızım sana söylüyorum



“Kovid-19 dönemi sahada düşük ücretle çalışanların önemini ortaya koydu. Ve iyi iş imkânları sunan şirketlerin önümüzdeki dönemde öne çıkacağı görüldü. İyi iş sağlayan şirketlerde daha az hata, daha az eleman değişikliği ve verimli kullanılan zaman nedeniyle müşteri memnuniyeti artıyor ve şirket uzun vadede kârlı çıkıyor. Dolayısıyla işverenlerin “iyi iş” ortamı ve şartlarını hazırlıyor olması; sadece çalışanları için değil, şirketin kârlılığı ve geleceği için önemli. İşverenlere ve kurumlara güvenin dünyada düşük olduğu; yöneticilerle çalışanlar arasındaki gelir farkının eleştirildiği dönemde, liderlere “iyi iş” stratejileri öğretmeleri için cesaret ve adanmışlık gerekiyor.”

Zeynep Ton’un önerdiği “iyi iş” modeli yanında, Hertz’in bonus hikayesi, adaletsizliği bir kez daha gözler önüne seriyor. İş alemindeki liderlerin bu iki seçenek içinde hangi yolu tercih edecekleri; şirketlerinin önümüzdeki dönemde ayakta kalıp kalamayacağını belirleyecek.

Tabi tüm bu yaşananlar sadece Amerika ve Amerikan şirketleriyle ilgili değil. Türkiye’nin de içinde olduğu tüm dünyadaki şirketleri çok yakından ilgilendiriyor. Kızım sana söylüyorum, gelinim sen anla misali.