Susuz yıllar geliyor akılcı önlemler şart

Tarımın korkulu rüyası “kuraklık” ve “susuzluk” son dönemde sadece ülkemizin değil tüm dünyanın sorunu. İklim değişikliği, aşırı sıcaklar, azalan yağışlar, büyük çaplı orman yangınları gibi kötülükler dünyamızın geleceğiyle ilgili soru işaretlerinin her geçen gün daha da artmasına yol açıyor.

Tarım denilince aslında oldukça geniş bir yelpazeden bahsediyoruz. Ama parçalardan sadece birine bile bakınca yaşanan olumsuzlukların etkisini kolayca anlamak mümkün.

Gelin birlikte ülkemizdeki bağcılığa, bağdan yola çıkarak kuraklığa, oradan da tarımın geleceğine uzanan bir yolculuğa çıkalım.

Bu turumuzda bize eşlik edecek, yol gösterecek isim Kavaklıdere Yönetim Kurulu Başkanı Ali Başman. Kendisi bağcılıkta 1929’dan bu yana deneyimi olan bir ailenin üyesi.

Uzun yıllardan bu yana kendi üretim yaptıkları coğrafyalarda yaşananlarla ilgili verdiği bilgiler şu şekilde:

Yağışların ciddi anlamda azalması ile 2021 yılının genelinde sadece bağcılıkta değil tüm tarım sektöründe en önemli problem kesinlikle kuraklık.

İç Ege: Yağışın çok az olduğu bir yıl geçirdik (215 mm). Yağış rejimi de son derece kötüydü ve son 5 ayda sadece 50 mm yağış oldu.

Kapadokya bölgesi: 190 mm yağış ile bölge ortalamasının (280-300 mm) çok altında kalındı. 2021 yılı, son 5 yıllık dönemin en az yağış alan ve en kurak geçen yılı olarak gözükmekte.

Denizli Bölgesi: En kurak geçen yılı yaşadık. 336 mm yağış ile ortalamanın (son 10 yıl ortalaması 483 mm idi) çok altında bir yağış yaşandı.

Doğu Anadolu: Yağış miktarı bakımından ortalamanın çok altında kalan bir yıl ve çok kurak bir yıl oldu. Nisan ayından eylül ayı sonuna kadar toplamda 20 mm yağış alınırken, bu seviye çok yetersiz kaldı. Hasat tamamlandıktan sonra ekim ayının sonlarında 42.6 mm yağış alındı.

Susuz yıllar geliyor akılcı önlemler şart

Pik yükselişler korkuttu

Bu sene yağışların az olmasına ek olarak, aniden artan sıcaklıklar, pik yapan derecelerle karşılaştık.

Ege bölgesinde 2021 yılında haziranın ikinci yarısından sonra ve ağustos aylarında 2-3 kez pik yükselişler gerçekleşti.

Kapadokya bölgesinde temmuz ayında 3-4 gün sıcaklıklar maksimum seviyede (39.4 derece) iken yakıcı sıcaklar yaşandı.

Denizli bölgesinde temmuz ayı 39.7 derece görüldü. Ağustos ayındaki 38.3 derece ile olgunlaşma ve hasat bir hafta öne geldi.

Doğu bölgesinde maksimum sıcaklık 41.1 derece ile temmuz ayında gerçekleşti. Ekstrem bir sıcaklık nisan-mayıs aylarında 36.7 derece görüldü. Bu sıcaklıklar dönemsel olarak son 15 yılın en yüksek değerleri idi.

Yaz aylarında gerçekleşen ani sıcaklık artışları ve kuraklığa, yağışın olmaması da eklenince, gece ve gündüz sürekli stres yaşandı.

Bağcılıkta pik sıcaklıkta gözlemlenen negatif etkilerin sonucunda, “çabuk olgunlaşma (istenilen aromatik yapıyı elde edememeden olgunlaşma), yapraklarda yanma, salkımlarda pörsüme ve yüksek alkol” problemleri yaşanmakta.

Su kaynakları çoğalsın

Ülkemizde 6600 dönüm arazide bağcılıkla uğraşan Başman, tüm bu olumsuz süreci; başta sulama programı ve teknoloji kullanımı olmak üzere önceden aldıkları önlemler sayesinde şirket olarak doğru yönetmeyi başardıklarını söylüyor. Bundan sonra da su kaynaklarını çoğaltmaya devam edecekler.

Kavaklıdere’nin bu deneyimi aslında tüm çiftçiler ve ülkemiz için yol gösterebilir. Bilim ve bilimin akılcı çözümleri sayesinde problemleri çözebiliriz. Burada önemli olan sorunları görmezden gelmek değil, bir problem yaşandığında veya yaşanacağı öngörüldüğünde olası çözümler için rasyonel yaklaşımla net çözüm üretmek.