ABD ve İran’ın kontrollü savaş oyunu

İran ile ABD arasındaki sıcak temas devam ediyor. Karşılıklı çok kritik açıklamalar ve hamleler peş peşe geliyor. Bu konudaki son gelişmeler İran’ın, 2015’te imzalanan nükleer anlaşmanın öncesindeki oranların da üzerinde uranyum zenginleştirdiklerini açıklaması, ABD’nin de ‘Kasım Süleymani’ misillemesinden günler sonra 11 askerinin yaralandığını itiraf etmesiyle dünkü cuma namazında İran’ın dini lideri Hamaney’in verdiği çok sert mesajlar oldu. Tabii bu arada Ukrayna uçağının düşürülmesiyle başlayan İran’daki rejim karşıtı eylemler de Süleymani suikastı protestoları da aralıklarla devam ediyor. ABD cephesinde de Süleymani’nin öldürülmesindeki zamanlama nedeniyle Trump’a yönelik tepkiler var. Dolayısıyla da Tahran-Washington hattında tansiyon sürekli inip çıkıyor. Irak’taki ABD üslerine gönderilen füzeler ve olası tehditler de bunu hepten tetikliyor. Tam “Eyvah, 3. Dünya savaşı mı!” diye yürekler Selanik olduğunda da iki taraftan gelen yatıştırıcı mesajlarla kriz kontrol altına alınıyor ya da mış gibi yapılıyor. İşte tüm bunlar da ABD ile İran arasında hem tehlikeli bir gerilim hem de sanki kontrollü savaş oyunu gibi bir görüntü veriyor. Hele de İran füzelerinin hedef aldığı ABD üslerinin önceden dolaylı olarak uyarıldığı dikkate alındığında... Gerçekten olabilir mi? Soruya MİT eski Müsteşar Yardımcısı Cevat Öneş yanıt veriyor:

“ABD’nin yaptığı atak yani Süleymani’nin öldürülmesi planlanmış bir çalışma. Yarattığı sonuçlar itibarıyla Trump’a sandıkta kazanım getirebilecek bir olay. Eylem sonrasında ise her iki devlet de karşılıklı zarar görme açısından düşünerek kontrollü, hareket ettiler. İran nokta hedefleri vurmadı, hatta Irak’a bilgi vererek ABD’ye haber verilmesini sağladı. ABD de aynı şekilde hemen tepkileri sakinleştirebilmek için yatıştırıcı açıklamalar yaptı. Ancak bu olay bize gösteriyor ki İran-ABD çatışması bitmez çünkü bu 1979 İran İslam Devrimi’nden Musaddık’ın devrilmesiyle başlayan ve günümüze kadar gelen bir süreç. ABD çıkarlarının korunması, ABD saldırılarının ve Ortadoğu’ya yönelik stratejilerinin uygulanması için bir öcü olması lazım. Bu da İran ve rejim itibarıyla da buna imkân veriyor. O bakımdan vekâlet savaşları yoluyla karşılıklı saldırılar, yıpratmalar her zaman karşımıza çıkacak. Tabii olan, Ortadoğu’daki ülkelere olacak. Kazanan da Amerikan silah sanayii...”

İran ABD’nin öcüsü yani?

“Tabii... Amerikan saldırılarına meşruiyet kazandırmak için Ortadoğu’da bir öcü olması lazım. İran’ın tehdit olarak gösterilmesi, ön plana çıkarılması ABD’nin Ortadoğu stratejisinde küresel stratejisinde önemli yer işgal ediyor. O bakımdan ABD açısından İran daima hedef olma vasfını koruyacak ve ABD güvenlik raporlarında daima birinci sırada yer alacak. ABD özellikle Irak’ta İran etkisini zayıflatmak istiyor; bu etkiyi yaratan önemli lider de Süleymani idi. Şimdi Trump hem sandığı güçlendirirken hem de Irak, Suriye ve bölgedeki İran etkisini zayıflatmak, kırmak istiyor.”

Gerilim danışıklı dövüş denilebilir mi?

“Her ikisi de kamuoyuna oynuyor. Çünkü ortada bir gerçeklik var. ABD açısından İran küçümsenecek bir devlet değil. İran devleti de ABD’nin gücünü biliyor. O bakımdan her ikisi de kontrollü hareket ediyorlar. Bir de şu var; Trump Kuzey Kore, Çin ilişkilerinde sorunları hep tırmandırıp masaya oturarak ekonomik kazanım elde etme politikası izledi. Şimdi de BM’ye mektup yazarak ön koşulsuz İran’la masaya oturabiliriz gibi bir mesaj verdi. Trump meseleyi kontrol altında tutmak istiyor.”

Peki ya tırmanan gerilim ve 3. Dünya Savaşı endişeleri? Öneş, devam ediyor:

“ABD, İran rejimini şu anda kaldıramayacağını biliyor. Çünkü daha ileri giden karşılıklı İran-ABD savaşı bir dünya savaşını karşımıza çıkarır. İran’la Rusya ilişkileri, Çin ilişkileri ABD’nin karşısında büyük bir gücü ortaya çıkarır ki bu hem ABD ekonomisi açısından sorun olur hem de küresel politikaları açısından zarara uğrayabilir. Buna zaten ABD kamuoyu da müsaade etmez, öyle bir tehdit altında olmak istemez.”

İran füzeleri ABD askerlerini öldürseydi ya da öldürürse?

“Elbette ABD ileri giderdi. Savaş çıkardı tabii ki. O ihtimal her zaman var çünkü savaşlar bazen ileri gittiği takdirde kamuoyu baskısı, küresel baskılar savaşları rayından çıkarabilir, ileri aşamalara götürebilir. Birinci Dünya Savaşı da öyle çıktı, bütün savaşlar hep öyle....”