Aşının mutasyonla amansız mücadelesi

Dünya salgından kurtulmak için aşılanıyor, virüs ise hayatta kalmak için sürekli şekil değiştiriyor. Aşılar da bu değişime uygun şekilde güncellenme yarışı içinde. Yani aşı ile virüs arasında amansız bir mücadele söz konusu. Dolayısıyla, sürekli değişime uğrayan virüsü yenmek için aşılamanın mutasyon hızını geçmesi ve dünya genelinde nüfusun büyük çoğunluğunun en kısa sürede aşı olması şart. Kısacası, aşının yaygınlığı ve zamanlaması kritik önemde. Peki bu yeterince anlaşıldı ya da ciddiye alındı diyebilir miyiz? Elbette ki hayır. Çünkü hâlâ aşıya ulaşamayan ya da az miktarda edinebilen çok sayıda ülke var. Bunu gidermenin tek yolu da aşı paylaşımı. Ancak bu gerçeğe rağmen zengin ülkelerin düşük gelirli ülkelere aşı desteği sözünü tutmadıkları da ortada. Nitekim bu konuda DSÖ’nün defalarca uyarısı oldu. Hatta “Delta”dan iki kat daha bulaşıcı denilen  “Omicron” varyantının aşılanma oranı yüzde 1-5 arasında değişen Afrika kıtasından çıkmasını doğrudan aşı adaletsizliğiyle bağlantılı olduğunu savunan bilim insanları dahi var. Dolayısıyla, dünyada hiçbir ülkenin “Aşı buldum, kendi vatandaşlarımı aşıladım, diğerlerinden bana ne” deme lüksü bulunmuyor. Açıkçası, bu virüs tüm dünyada yok edilmedikten sonra kimseye rahat, huzur yok. Şimdilerde dünya çapında görülen panik ve teyakkuz durumu da bunun açık kanıtı. DSÖ’de uzun yıllar salgın hastalıklar ve virüslerle ilgili Tanı, Sınıflandırma ve Değerlendirme Bölüm Başkanlığı görevini yürüten, Koç Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bedirhan Üstün anlatıyor:

“Afrika’da aşı çok az. Güney Afrika teknik olarak iyi bir ülke yapıyor ama aşı imkânı yok. Ama varyant denilen şey dünyada her yerde çıkabilir. ABD’de çıkabilir, İngiltere’de çıkabilir. Yani sadece aşı adaletsizliği diyemezsin ama aşı adaletsizliğinin en önemli sonuçlarından bir tanesi dünyayı kaplaması olacak. Zaten Güney Afrika’nın bu alanda çalışmasının nedeni bunu göstermek içindi ve çok iyi bir bulgu oldu. Bu virüsün en önemli üstünlüklerinden bir tanesi çok kolay mutasyona uğraması. Ne yaparsan karşısına senin yaptığının ötesine geçen türler yaratıyor. Yani sen yok edebildiklerini ediyorsun, o bir şekilde çoğalıyor. Eğer sen aşıyı aynı zamanda büyük kitleye uygulamazsan, olacak olan budur. Yani her yerden bu virüsün dünyayı istila etmesi kaçınılmaz bir şey. O yüzden koronaya karşı hattı müdafaa yok sathı müdafaa var, o satıh da bütün dünya. Mesela sen Türkiye’de herkesi aşıladın hiçbir şey ifade etmeyecek, eğer dünyada herkes aşılanmazsa dünyadan Türkiye’ye gelenler oldukça bulaşacak.”

Aşı mutasyonu engeller mi?

“Aşılı yerde virüs çoğalamıyor. Çoğalamayınca da virüs ölür. Yani virüs aşılı birine bulaşırsa çoğalamaz, daha fazla üreyemez. Ama aşı azsa çoğalmaya başlar, Yani aşısız topluluklarda virüsün çoğalma riski çok, o yüzden mutasyona uğrama ve bulaştırma olanağı da yüksek. Omicron da aşının olmadığı yerde çıkan, çoğalan bir virüs oldu. Ama aralarında Almanya, İngiltere, Belçika, Hollanda’nın da olduğu en azından 6 ya da 8 Avrupa ülkesinde de görüldü.”

Omicron varyantı üzerine endişeler ve belirsizlikler sürerken bu bağlamda çok tartışılan bir başka nokta da “Mevcut aşılar yeni varyant üzerinde aynı etkiyi yaratmayabilir” tezi. Dolayısıyla da koronavirüse karşı geliştirilmiş olan aşıların varyantlara göre güncellenmesi de söz konusu. Prof. Dr. Üstün devam ediyor:

“Bundan sonra yüz antijenleri dediğimiz o anahtar tarzı şeyler değiştikçe ona göre aşı çıkacak. Zaten gripte de olan bu. Grip de çok fazla mutasyona uğrayan bir virüs. Bu sene var olan mutantlara göre aşı oluyorsun, onun koruması yüzde 60 falan ama o kadar olması bile hem daha az vaka hem kişinin daha hafif vaka olmasını sağlıyor. Yani Omicron için de yeni aşı gerekiyor. Ocak ayından itibaren ne zaman yaparlarsa olacağız. Omicron değişirse de yeni aşı olacak. Grip aşısı nasıl değişiyorsa her yıl, koronavirüs aşısı da öyle olacak. İki üç sene sonra 2024-2025’te de tek bir aşı olacaksın, hem gribe karşı hem kovide karşı olacak, olan o.”

Omicron yayılırsa önceki aşılar boş yani?

“Hayır, şu var: O Delta’ya karşı Kovid’in daha önceki diğer varyantlarına karşı bizi korudu, boşa gitmedi. Yoksa ölümler çok daha fazla olacaktı, onlara karşı korudu. Şu anda Sağlık Bakanlığı “Biz iyi durumdayız” diyor. Evet, Bulgaristan’a, Almanya’ya göre iyi durumdayız ama İsrail’e göre de kötü durumdayız. Arada bir yerdeyiz yani. Bu uluslararası bir yarışma ama ülkelerin sınırlarının çok önemi yok. Eğer THY İstanbul’u merkez alarak dünyanın her yerine uçuyorsa, bu virüsün Türkiye’ye gelmesi kaçınılmaz. Onu PCR testiyle falan saptamak da mümkün değil ve bulaşacak. O yüzden DSÖ’nün söylediği aşı adaleti çok önemli. Yani dünyanın her yerinde en azından yüzde 70-80 aşılanmayı sağlamak şart. Ancak o zaman bu hastalık vakayı adiye olacak.