Dost atışıyla batırılan… Kocatepe’nin son iki günü

Kıbrıs Barış Harekâtı sırasında Türk savaş uçaklarının istihbarat hatası ve haberleşme eksikliğinden dolayı Yunan gemisi zannederek TCG Kocatepe Muhribi’ni batırması harekâtın en trajik olayıydı. Toplam 246 personelin görev yaptığı gemide 54 askerimiz şehit oldu. TCG Kocatepe’nin Savaş Harekât Merkezi subayı emekli Deniz Kurmay Yarbay Özhan Bakkalbaşıoğlu o talihsiz faciayı anlattı.

Dost atışıyla batırılan… Kocatepe’nin son iki günü

Dünya savaş tarihine “Çok başarılı bir ada çıkarması” olarak geçen Kıbrıs Barış Harekâtı’nın en şanssız anı, hiç kuşkusuz TCG Kocatepe Muhribi’nin kendi uçaklarımız tarafından bombalanmasıydı. Harekâtın ikinci günü 21 Temmuz 1974’de yaşanan bu trajik olayda Kıbrıs’ın Baf Limanı’na doğru bir Yunan deniz konvoyu ilerlediği savıyla müdahale emri verilen Türk Deniz Kuvvetleri’ne ait TCG Kocatepe, TCG Adatepe muhripleri ile TCG Fevzi Çakmak destroyeri istihbarat hatası ve haberleşme eksikliğinden Yunan filosu sanılarak Türk Hava Kuvvetleri’ne ait savaş jetlerinin hedefi oldu. TCG Fevzi Çakmak ve TCG Adatepe aldıkları hafif hasarla Türkiye sahillerine ulaşmayı başarırken, TCG Kocatepe ise aldığı ağır hasar sonucu battı. O gün 246 personelin bulunduğu gemide 54 askerimiz şehit oldu, günlerce denizde yaşam mücadelesi veren denizcilerimiz Türk, İngiliz, İsrail ve Lübnan gemileri tarafından kurtarıldı..

İsrail Deniz Ticareti Okulu teknesinin yardımıyla kurtarılan 42 asker arasında daha sonra 16. Deniz Kuvvetleri Komutanı olan, Kocatepe’nin komutanı Kıdemli Yarbay Güven Erkaya da vardı... Ve TCG Kocatepe, Cumhuriyet donanmasının harp durumunda kaybettiği ilk gemi olarak kayıtlara geçti. O günden bu yana geçen 46 yılda da merhum Güven Erkaya ile olayın yakın tanıklarından denizci ve havacı askerler anılarında, açıklamalarında olayı anlattılar, yazdılar. Ama hala kim nerede, nasıl hata yaptı ya da hatanın büyüğü hangi kuvvetteydi sorgulanıyor. Dolayısıyla  biz de içinde kurtulan 40’a yakın askerimizin anlatımlarının da yer aldığı “Kıbrıs Barış Harekâtı’nda TCG Kocatepe Nasıl Battı. Bir Akıl Tutulması” isimli kitabı ağustos ayında piyasaya çıkacak olan emekli Deniz Kurmay Yarbay Özhan Bakkalbaşıoğlu ile TCG Kocatepe’nin son iki gününü ve olay anında gemide, sonrasında da azgın dalgalar arasında denizde yaşananları konuştuk. Öncelikle harekâtın 46.yılında bütün şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyorum... TGC Kocatepe Muhribi’nin Savaş Harekât Merkezi Subayı emekli Deniz Kurmay Yarbay(o tarihte üsteğmen) Özhan Bakkalbaşıoğlu anlatıyor:

Esasında 4 Temmuz 1974’den biraz bahsetmek lazım biz o tarihte Akdeniz Çağrı Kuvveti’nde görev yaptık. Bu Amerikan, İngiliz, İtalyan, Yunan ve Türk gemilerinin karma bir topluluğu olarak bir kuvvetti. 40 gün süren bir tatbikattan sonra Gölcük’e geldikten bir hafta sonra da 4 Temmuz’da Deniz Kurdu/2 tatbikatına katıldık. O dönemde Kıbrıs’ta daha henüz bir şey yok bu Ege’de normal planlı bir tatbikattı. Ancak tatbikatın 2.safhasında 15 Temmuz’da Kıbrıs’ta darbe oldu bunun üzerine tatbikat 17 Temmuz’da iptal edildi ve gemiler dağılma mevkilerine gittiler. Biz eğer Kıbrıs’ta darbe olmasa idi tatbikatın sonunda da Mersin’e gidip üç ay rotasyon döneminde orada kalacaktık. Ama bu hadise olunca zaten otomatik olarak Mersin’e intikal ettik. Hatta Deniz Kuvvetleri Komutanı bizim gemiyle Mersin’e geldi, karaya çıkıp oradaki deniz birliklerini denetleyerek Ankara’ya gitti. Bir şey olacağını herkes sezmeye başladı ama ne olacaktı? Çünkü biliyorsunuz 1967 yılında yarı yoldan döndük. Dolayısıyla subaylar olarak gidilir mi gidilmez mi gibi fikir teatisinde bulundu herkes. Ama gördük ki 16-17 Temmuz’da işler daha da kızıştı. 17-18 Temmuz’da harekâtın planlamasının toplantıları yapıldı. Tabi bu toplantılar esnasında bir takım eksiklikler görüldü işte Kıbrıs’a ait haritalar eksikti, istihbarata göre birtakım mevzileri tespit edilmiş Yunan ve Rum birliklerine ait haritaların orijinallerini herkese dağıtamadıkları için ‘aydınger’ diye bir kağıt vardır bilirsiniz o kağıda böyle bir haritadan teamül subayı olarak kendim çizdim. Onunla gemiye geldik. Deniz Kuvvetleri harekât emrini aldıktan itibaren çok kısa sürede hazırlandı.

Dost atışıyla batırılan… Kocatepe’nin son iki günü

***

19 Temmuz’da çok enteresan bir şey oldu Komutan Güven Erkaya beni çağırdı ‘Teamül subayım 10 dakikalık bir farazi hazırla, bir senaryo hazırla hava taarruzu olsun işte gemide bir takım yerler hasar alacak sonra da biz gemiyi terk edeceğiz, böyle bir senaryo olsun’ dedi. Baş üstüne dedim. Tabii bunun amacı savaşa gidiyoruz batarız da çıkabiliriz de dolayısıyla gemi personeline son defa savaş yerlerindeki görevlerinin iyice benimsenmesi ve eğer gemiyi terk edeceğimiz zaman herkes nereye gidecek, hangi salla tahliye olacak onu bir kere daha bilgilendirilmesi, iyice pekiştirilmesiydi.

Olası bir Yunan taarruzuna karşı eğitim anlamında mı?

Evet, komutan bir öngörü olarak gemisini bir saldırı olur hasar meydana gelir terk etme durumu olursa personeli bir panik yaşamasın diye bunu bir gün önceden öngördü. Ve o eğitimi öyle yaptık ki can salına bir adam çıkar terk ederken pimini çeker o can salı açılarak denize düşer sonra adam aşağıya iner. Dedik ki bu adam ölürse kim çekecek pimi? O zaman o salda 21 kişi varsa 21 kişiye o salın nasıl açılacağı öğretildi. Ondan sonra her salın numarası var iskele tarafı çift, sancak tarafı tek numara olarak herkes can salını ezberledi. Yani gemi zaten eğitimliydi iyice eğitimli hale sokuldu. Biz NATO tatbikatında uçak hedefi düşüren gemiydik. ABD’nin, İngiltere’nin en modern gemilerine karşı biz 1945 yapımı İkinci Dünya Savaşı teknolojisiyle olan gemide uçak hedefini düşürdük, diğer gemiler atış yapamadı… Biz çok iyi bir kara bombardımanı da yaptık. Örneğin Yunan gemileri kara bombardımanı hedefleri yerine meskûn olan yerlere attı. Yani gemi her şeyiyle dört dörtlük eğitimliydi...

***

O gece hazırlıklarımızı yaptık herkes dini vecibelerini yerine getirdi. Hatta ailelerinize bırakılacak mektup yazın dediler. Yazdık hepsini kurye gelip topladı. Ertesi sabah 08.30 da ileri harekâta geçeceğiz. 20 Temmuz 1974’de Mersin’de limandan çıktık ama 20 dakika sonra falan çağırdılar geri döndük. Eyvah dedik yine iptal oldu. Tabii sonradan öğrendiğimiz Amerikalı arabulucu zaman istemiş biraz daha. O yüzden o 2 saatlik erteleme bizim kapak atmamızı iki saat daha geciktirdi.

Yola çıkıldı, geri dönüldü yani?

Tabi geri geldik. İki saatlik bir kaybımız oldu o kaybı dünyada ilk defa yapılan bir harekâtla Türk Deniz Kuvvetleri dünya tarihine yazdı. Sonuçta saat 11.30 civarlarında biz Bismillah virayla Kıbrıs’a doğru hareket ettik. Kocatepe, Adatepe, Mareşal Fevzi Çakmak bir de Tınaztepe olarak. Biz dört gemi önden gidiyoruz, perdeleme yapıyoruz arkadan da amfibi çıkarma gemilerinin bulunduğu konvoy geliyor. Bu arada Kemal Kayacan Mersin’de Harekât Başkanı’nı gönderdi ve iki tane şey istedi. Birincisi bir sahte konvoy düzenleyin, bu sahte konvoy ticaret gemilerinden oluşsun ve Magosa’ya doğru gitsinler dedi. İkincisi ne olursa olsun ilk defa karaya ayak basacak olan birlik amfibi deniz piyade alayı olsun. Çünkü biz bu konuyla ilgili eğitim gördük yıllarca ve onlar çıkacak diye iki şart koydu. Sahte konvoy da düşmanı aldatma harekâtıydı.

Dost atışıyla batırılan… Kocatepe’nin son iki günü

***

Biz aşağı yukarı 16.45’de falan muhripler olarak Kıbrıs açıklarına geldik. Sis var silüet halinde Kıbrıs görünüyor. Fakat konvoy sürati daima en düşük gemi süratine göre ayarlanır. Yani o gemilerin 10 mil hız yapanı da vardır 5 mil yapanı da.5’e göre ayarlanır dolayısıyla konvoyun sürati az. İki saatlik de gecikme var zamanında çıkamayacağız, bütün planlar alt üst olacak o zaman hani çılgın Türkler hikâyesi vardır ya onun gibi dünya harp tarihinde ilk defa bizimkiler bir şey buldu. Seyir esnasındayken ana gemiye ufak gemiler yanaştılar ve amfibi gemilere askerler indi. Aslında esas harekât şöyle yapılır, gemiler gelir çıkarma bölgesine belli bir yerde ana gemi durur orada her gemi yanaşır oradan askerlerini alır ayrılır. Ondan sonra grup halinde plaja doğru kapak atarsınız. Bu bir zamandır. Dolayısıyla biz seyir halinde bunu gerçekleştirerek iki saatlik kaybımızı büyük ölçüde azalttık.

***

Kıbrıs sahillerine geldik bekliyoruz ateş açma emrini. Emir bir türlü gelmiyor zaman geçiyor. Sonradan öğrendik ki Başbakan Bülent Ecevit biliyorsunuz savaş kararı verdi ama barışçı bir insan özellikle Milli Güvenlik Kurulu’nda şu ifadeyi kullanmış, ‘orada çok turistler, siviller falan var onlar ateş açmadıkça sizde ateş açmayınız.’ İnsanlara zarar vermeyelim gibi bir beyanatta bulunmuş. Dolayısıyla bu savaş durumunda karşı taraftan ateş beklemek biz gelmişiz, bir anda böyle bir kaos oldu biz ne yapacağız diye. O arada da Girne’nin oradan iki tane Rum hücumbotu çıktı pat diye ve konvoyla muhriplerin arasına girmeye çalışıyor amacı girip konvoya torpil atışı yapmak. Gemi komutanı hücumbotun üzerine doğru rota çevirdi araya girmesini önlemek bakımından ama ateş emri yok. Tam o esnada bir tane uçak bu hücumbota bir dalış yaptı ve imha etti. O arada da bizim SAT ve SAS timlerimiz plajda sahile çıkmıştı. Onlar da bizim Jandarma botu J-18’e ateş açınca artık karşı taraf ateş açmış oldu. TGC Adatepe’de diğer hücumbotu batırdı ve savaş başladı. Tabi burada ilk önce Hava Kuvvetleri hava taarruzu yapacak tespit ettiği hedefleri imha edecek bilahare de Deniz Kuvvetleri diğer kara hedeflerini yumuşatma adını verdiğimiz tabirle bombardıman edecek sahili mümkün olduğu kadar sıfırlayacak ondan sonra da amfibi harekât başlayacak. Uçaklar hava taarruzlarına başladılar, bir süre sonra bizde kara bombardımanına başladık. Tabi o kara bombardımanı o aydıngere çizdiğimiz harita üzerinden oradaki kurşun kalem ne kadar kayarsa 50 metre daha sağa ya da sola gitmesi varsayılarak atışlar yapıldı. Sonuçta şöyle bir karar aldık tespitte zorlanırsak bütün gözcüler dürbünlerle sahili izliyor. Tem alevi dediğimiz top atış yaptığı zaman bir alev çıkar önce nerede görürseniz hemen orayı kerteriz olarak alın topları oraya tevcih edin dedik. Ve öyle çok başarılı atışlar yaptık. Meşhur Venizelos Oteli var şu anda Merit Otellerinin olduğu yer aşağı yukarı emir geldi sivil hedeflere kesinlikle ateş açmayacağız diye. Şimdi biz izliyoruz, amfibi harekât yapılacak yerde plaj kabinleri falan var insanlar oturuyor şaşkınlıkla bakıyor, görüyoruz dürbünle. Oraya çıkarma yapılacak nereye atış yapacağız siviller var. Arkadaki otelden devamlı bize atış yapılıyor, oraya bataryaları koymuşlar. Komutan ısrarla topçu subayına dedi ki aman dikkatli atış yap sivillere zarar verme...

***

Biz sahile epey yakınız aşağı yukarı 2 bin yardaya yani bir mile kadar yaklaştık. Artık düşman toparlanmaya başladı onlarda bize atış yapmaya başladı. Mareşal Fevzi Çakmak bir yara aldı top patlamadı. Dolayısıyla biz açıldık ve amfibi harekât başladı sonuç itibarıyla. Herhalde dünyada bir daha da olmaz çünkü sıfır zayiatla amfibi harekât başarıldı. Hiç şehit vermeden bütün askerlerimiz çıktı. Normalde bir çıkarma harekâtında yüzde 60 personel ve malzeme kaybı başarılı bir harekât olarak addedilir. Biz değil yüzde 60 zayiat sıfır zayiatla çıktık. Hiçbir askerimizi kaybetmedik ve hiçbir gemimiz yara almadan bütün birliği kıyıya atabildik. Bir kişi öldü çıkarmada maalesef o da bir sivil ustaydı. Çıkarma gemilerinin bir tanesi arızalandı usta arızayı seyir esnasında yapmak için kendi arzusuyla gemiye bindi. Maalesef o arkadaşımız vurularak öldü...

Aşağı yukarı saat 20.00’ye kadar Kıbrıs’ın önlerinde bize gelen emirlere göre bombardımana devam ettik ve 20.00’de bütün askerlerimiz sahile çıktı. Biz de tekrar Mersin’e intikal ettik. İkinci parti askerleri alıp tekrar ertesi sabah Kıbrıs’a çıkarmak üzere...

YARIN: Kocatepe nasıl bombalandı? Vurulma öncesi ve anında neler yaşandı. Gemide ve denizde can pazarı... Kocatepe batarken askerler nasıl ağladı...