Suriyeliler için yeni dönem mi?

İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi Genel Müdürlüğü’nün kararı uyarınca, Ankara ili mülki sınırları geçici koruma kaydına kapatıldı. Başka illerde kayıtlı olup fiilen Ankara’da ikamet eden geçici koruma statü sahibi Suriyeliler de tespit edilerek kayıtlı olduğu yerlere geri gönderilecekler. Bu karar her ne kadar Ankara ili özelinde gibi görülse de aslında daha önce İstanbul için de gündeme gelen bir konu. Şöyle ki; İstanbul Valiliği’nce 22 Temmuz 2019 tarihinde yapılan açıklamada geçici koruma kapsamında olmakla birlikte, İstanbul’da kaydı olmayan (diğer illere kayıtlı) Suriyelilerin kayıtlı bulundukları illere geri dönmeleri için 20 Ağustos 2019 tarihine kadar süre verilmişti. Belirtilen süre sonunda geri dönmediği tespit edilenlerin de bakanlık talimatı doğrultusunda kayıtlı oldukları illere sevk edilecekleri duyurulmuştu. Ve İstanbul’un geçici koruma kaydına kapalı olduğu da vurgulanmıştı. Bunun üzerine Suriyeliler arasında büyük panik yaşanmış ve tartışmalar çıkmış, sonunda da kayıtlı oldukları illere kendiliğinden dönenler olmuştu. Tabii ne kadarının gittiği, kaçının daha sonra geri geldiği, hâlâ İstanbul’da olup olmadıkları tartışılır ama Ankara duyurusu açısından bakıldığında durum biraz farklı gibi. Orada İstanbul duyurusunda olmayan şu ayrıntı da var:

Geri gönderilenler kayıtlı oldukları illerde ikamet süreçleri bildirim yükümlülüğü getirilerek takip edilecek.

Yani bu kez karar ve uygulama daha bir sıkı olacak. Elini kolunu sallayarak isteyen istediği yere gidemeyecek. Dolayısıyla da akla “Suriyeliler için yeni dönem mi?” sorusu geliyor. Çünkü kayıtlı olduğu iller dışında yaşayan Suriyelilerin sayısı oldukça fazla. Hem de eğitim ve sağlık hizmetlerini sadece kayıtlı oldukları illerde alabilmelerine rağmen. Yani çocuğunu okula gönderemiyor, mesela Kovid aşısı dahi olamıyorlar. Onun için de Ankara kararı ülkedeki tüm Suriyelileri kapsar mı ya da bundan böyle herkes kayıtlı olduğu yerde mi yaşayacak sorusunun yanıtı anlamlı. Ne kadar gerçekleşip gerçekleşmeyeceği de... Özellikle de gönderilen illerdeki rahatsızlık ki bunun otobüslerin durdurulması gibi örnekleri de yaşandı ve bir de o ilin iş, istihdam kapasitesi dikkate alındığında... O nedenle, İltica ve Göç Araştırmaları Merkezi Başkanı Metin Çorabatır (eski BM Mülteciler Yüksek Komiserliği Dış İlişkiler Sözcüsü) çalışarak ailesinin geçimini sağlayan kişinin kalması diğerlerinin gönderilmesi gibi formüllerin daha gerçekçi olduğunu savunuyor.

Peki ya CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’nun dile getirdiği ve en son Nevşehir konuşmasında yinelediği “Suriyelileri davul zurnayla” ülkelerine gönderme sözleri? Gerçekte olası mı? Çorabatır’ın buna dönük düşünceleri de şöyle:

“Kılıçdaroğlu’nun varsayımı şu: Esad ile bütün müzakere kanalları kapalı, onu açalım, Esad ikna olacaktır. Esad’ın eğer böyle bir niyeti olsa Kemal Bey’le falan anlaşmaya gerek yok. ‘Ben artık ülkede güvenliği, devlet kontrolünü sağladım, bir af çıkarttım’ der ama bu af da çıkarttım diyerek olmaz. BM’ye, bütün uluslararası topluma nasıl bir af, kimleri kapsıyor bildirmesi ve garanti vermesi lazım. Yani baskıcı bir hükümet, on binlerce kişinin ölümüne yol açmış bir hükümet ‘Af çıkarttım, hadi gelin’ dediği zaman kimse gelmez. Sadece Kılıçdaroğlu kendi iktidara gelecek, Esad onu bekliyor, el sıkışacaklar, Türkiye ABD’den hatta kendi kaynaklarından Suriye’nin imarı için para ayıracak, sonra da evler yapacak falan bu çocuk kandırmaca. Sorun sadece iki ülke arasındaki sorun değil. Suriye ne kadar karmaşık; Rusya’sı var, ABD’si, AB’si var. DAEŞ’e karşı koalisyon üyesi 60 ülke var. Yani sadece Kılıçdaroğlu’nun gidip de ‘Ben Suriye sorununu çözeceğim, ondan sonra insanları yollayacağım’ demesi mümkün değil. Ayrıca şunu sormak lazım: Bunları söylüyorsun ama şu aşamada Esad tarafından sızan, gelen, hangi koşulları yaratacağına dönük bir işaret var mı? Bunlar tamamen iç politika, seçime oynama...”

Özetle; Suriyelilerin ve göçmen yükünün toplumda yarattığı rahatsızlık ve tedirginlik malum. Ancak bu konunun hem iktidar hem muhalefet açısından iç politika malzemesi yapılmasının hiç kimseye yararı yok. Çünkü Suriyelileri kayıtlı olduğu illere, hele de otobüslere bindirip davul zurnayla ülkelerine göndermek ya da bazılarının önerdiği gibi Batı sınırlarını açıp, diledikleri yerlere gitmeleri için yol vermek hiç kolay değil. Evet, bu insanların çoğunun hedefi Türkiye değil Avrupa’ya gitmek ama kalmak isteyenler de var. Dolayısıyla, geçici koruma altındaki bu insanları hepten evlerine göndermek için öncelikle Suriye’de politik ve anayasal bir çözüm şart...