Yunan'ın bildik mağdur palavrası

Yunanistan Başbakanı Miçotakis son konuşmasında yine “barış, dostluk” gibisinden laflar etti. Ama bunu yaparken de Türkiye’yi gerilimi tırmandırmakla suçladı. Hatta Türkiye’nin Güney Kıbrıs ve Yunanistan’a karşı saldırgan bir tutuma geçmesi durumunda alacakları önlemlerle ilgili bir liste oluşturduklarını söyledi. Yani Miçotakis palavra ve küstahlıkta yine sınır tanımadı. Aslında buna Yunanistan mağdur oyunundaki zırvalıklarına yeni bir halka daha ekledi de denilebilir. Hem de sistemli bir şekilde. Çünkü aynı Miçotakis daha bir ay önce Aralık 2021’de TBMM’nin Yunanistan’ın kara sularını 12 mile genişletmesi halinde savaş nedeni (casus belli) sayılacağı 1995 tarihli kararının kaldırılmasını isteyerek hadsizlikte pik yapmıştı. Üstelik bunu “Türkiye, Avrupa Birliği ile ikili bağlarını ve ilişkilerini normalleştirmek istiyorsa” gibi saçma sapan sözlerle bir kamuflaj yaratma çabasıyla. Yine Dışişleri Bakanı Dendias da (casus belli) iptalinden başka şu zırvalıkları ortaya atmıştı:

“Türkiye, Deniz Hukuku Sözleşmesi’ni tanımalı. Libya ile imzaladığı deniz yetki alanlarının belirlenmesine ilişkin mutabakat muhtırasından vazgeçmeli. Kıbrıs konusunda, BM Güvenlik Konseyi kararlarını doğrultusunda bir çözümü kabul etmeli.”

Yani kabul edilmesi asla mümkün olmayan bir sürü saçmalık. Tabii bunlar tam anlamıyla kendi akıllarınca yeni bir Yunan oldubitti hesabı içinde yürütülen kirli oyunun sözlü boyutu. Bunun bir de aslında kimin savaş çığırtkanlığı yaptığını ortaya koyan somut durumu da var. Şöyle ki uzunca bir süredir Yunanistan özellikle arkasına sığındığı ülkelerin kışkırtmasıyla ya da gazıyla sürekli silahlanırken, bir yandan da hem Doğu Akdeniz hem de Ege Adaları üzerinden tahriklerine devam ediyor. Hem de uluslararası hukuku yok sayarak. Mesela silahsızlandırılma koşuluyla Yunanistan’a bırakılan, yani egemenliği olmayan, sadece kullanma hakkı verilen adalarda bugün Yunan ordusunun tümen ve tugayları var. Silahların namluları da NATO üyesi Türkiye’ye çevrilmiş durumda. Ve Yunanistan hiç utanmadan, sıkılmadan bir de bu adalara kıta sahanlığı, kara suyu çiziyor. O adalarda ve kara sularında da askeri tatbikatlar yapıyor. Üstelik bu tatbikatlara Yunanlı bakanlar, askeri zevat da katılıyor. Dahası, Yunanistan ABD’ye de Ege’deki bazı adalarda üs kurmasına izin verdi. Açıkçası, hukuk tanımazlıkta, ağır tahrikte küstahlık ve pervasızlık had safhada.

Dolayısıyla, Türkiye ısrarla dostluk ve barış çağrıları yaparken Yunanistan’ın doğrudan savaşa odaklı tahrik ve provokasyon içinde olduğu çok net. Bu bağlamda akla gelen soru da Yunanistan ne yapmak istiyor ya da amacı ne? Özellikle de Türkiye’yi her an Yunanistan’a saldıracak bir ülke olarak empoze etmeye çalıştığı mağdur palavrasıyla. Dün bu soruyu yönelttiğim bazı diplomat ve askerlerin kesiştiği noktalar şunlardı:

“Yunanistan bu konuyu hem iç politika malzemesi yapıyor hem de bunu devamlı gündemde tutarak Avrupa ülkeleri ve NATO içinde kendine mazlum, Türkiye bana saldıracak yok edecek, yutacak gibi bir algı yaratmaya çalışıyor. Aslına bakarsan da hep yutturdu. Bugüne kadar Yunanistan’a herhangi bir Avrupa ülkesinden veya NATO üyelerinden ‘Yeter artık ağladığın, sızladığın’ diyen oldu mu ya da duyan var mı? Bu, Yunanistan’ın değişmeyen dış politikası. Bir de büyük olasılıkla daha fazla silah almak için ABD’ye, Avrupa’ya, Fransa’ya yol yapıyor. Bedavaya veya ucuza getirmeye çalışıyor silahları. Türkiye her an saldıracak yutturmacasını Yunanistan iç politikada sorun yaşadığı zaman da gündeme getiriyor. Dolayısıyla, belli ki Miçotakis iç politikada da köşeye sıkışmış durumda.”

Kısacası, ABD ve AB’den medet uman ya da onlara güvenerek havalanan Yunanistan’ın anormal silahlanması ve söyledikleri, kafasındaki, daha doğrusu, hayallerindeki kirli hesapların bir parçası. Dolayısıyla, Türkiye’nin tüm iyi niyetli yaklaşım ve barışçı girişimlerine rağmen, Yunanistan’ın tahrik ve provokasyonlarla sürekli gerilimi tırmandıran taraf olduğu da çok açık ve net. Tabii, yapacakları olası bir çılgınlık durumunda sonucun ne olacağı da... Nitekim bu anlamda Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, “Bu silahlanma kime karşı? Ne için? Normal savunma için çok fazla. Türkiye’ye için ise çok az. Kendilerince boylarını aşan iddialar üzerinde yürümeye devam ediyorlar” sözleriyle diyerek daha yeni noktayı da koydu zaten...