|
Töre cinayetleri ve Kürtler
AMERİKAN haber ajansı AP, töre cinayetlerinin "Kürtlerin geleneği" olduğunu belirten bir haber yaptı. Dünkü Milliyet'te de yayımlandı. Batman Çağdaş gazetesi aynı gün tepki gösterdi.
"Töre cinayeti Kürtlerin sorunu mu?" başlıklı yazısında 'Ferhat' adlı yazar, TBMM Namus ve Töre Cinayetlerini Araştırma Komisyonu'na Emniyet'in ilettiği rakamlara dikkat çekiyor:
"Emniyet Genel Müdürlüğü'nden komisyona iletilen bilgilere göre, son beş yılda töre ve namus cinayetlerine ilişkin olay sayısı şöyle: Ankara 110, İstanbul 101, Diyarbakır 50, Şanlıurfa 17, Van 18, Tokat 19, Samsun 17. Bu açıklamayı okuduktan sonra Batman'ımızın bu araştırma kapsamına alınması nasıl doğru bir yaklaşım olabilir?"
Yazar, batıdaki töre cinayetlerinin çoğunun da Güneydoğu kökenlilerce işlendiği şeklindeki veriyi de yazısında zikretmekle beraber, bunun "ülke sorunu" olduğunu söylüyor.
Kişinin ilini, kültürünü savunması insani bir olay. Sorun da elbette bir "ülke sorunu"dur, ama Güneydoğu'nun aşiret gelenekleriyle çok yakından ilgili olduğu da bir gerçektir.
Göçle batıya geliyor
Ege Üniversitesi Kadın Sorunları Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Prof. Dr. Nurselen Toygar'ın bu konudaki bulguları şöyle:
"Namus ve töre cinayetleri dediğimiz zaman Güneydoğu ve Doğu Anadolu akla geliyor, oysa bu rakamlar batıda oldukça fazla arttı. İç göçle gelen aileler burada kimlik arayışı içinde oluyor. Kent kültürüne adapte olamıyor. Gelen erkek iş bulamıyor. İşsizlik aile içi şiddete dönüşüyor. Bu defa kadın kayıt dışı işlere gitmeye başlıyor. Ama dışarıdaki değer yargılarıyla onların getirdikleri değer yargıları ve töreler birbirine uyuşmadığı için namus cinayetlerinin bu kadar yüksek oranda ortaya çıktığı görülüyor."
Demek ki, Güneydoğu'daki aşiret kültürünün bir unsuru olan töre cinayetleri, iç göçle batı illerimize ve hatta Avrupa'ya gidiyor! Yerleşilen yeni mekânlarda kadının özgürleşmesine, mesela çalışmaya, topluma açılmaya yönelmesine, "aşiret töresi"nin tepkisi şiddetleniyor, oralardaki cinayet rakamları yükseliyor!
16 yaşındaki Nuran Halitoğulları'nın tecavüze uğradı diye 32 kişilik aile-aşiret meclisi kararıyla İstanbul'da babası ve kardeşleri tarafından telle boğularak öldürülmesi gibi!
Etnik milliyetçilik
TBMM Araştırma Komisyonu Başkanı Gaziantep Milletvekili Fatma Şahin, raporunda, kadına yönelik şiddete ve töre cinayetlerine karşı mücadelede üç unsuru vurguluyor: Kızların okutulması, iş ve sosyal ilişkiler yoluyla toplumla entegre olmaları ve bir de erkek çocuklarına 'bacı'ları üzerinde zaptiyelik görevi veren "maço kültürü"nün aşılması... Çok doğru bunlar.
Sorun, AP ajansının da belirttiği gibi, devletin ve sivil toplumun bu yöndeki çalışmalarını, Kürt milliyetçilerinin "baskı" diye suçlamasıdır! Töre cinayetleri çapında bir faciadır bu politik bağnazlık.
2000-2006 arasında kayda geçen 1091 töre ve namus cinayetinde 1190 kız ve kadın öldürüldü! Nuran, bunlardan sadece biriydi! "İntiharlar"da, "kazalar"da öldürülen kız ve kadınlar bu rakama dahil değil!
El insaf! Etnik milliyetçilik adına eğitime ve entegrasyona karşı çıkmak, "maço" ve "aşiret" kafasının bir uzantısıdır, siyasi bir faciadır!
t.akyol@milliyet.com.tr
|
|