Geri Dön
Çocuk ve Kültür & SanatŞairleri tanıyalım: Ataol Behramoğlu kimdir ve şiirleri

Şairleri tanıyalım: Ataol Behramoğlu kimdir ve şiirleri

Şiirleriyle birçok şair adayına ilham kaynağı olan Ataol Behramoğlu, kendi şiirlerinin yanı sıra şiir antoloji kitaplarıyla da Türk şairlerinin en güzel şiirlerini bir araya getirerek şiirseverlere armağan etmiş değerli bir büyüğümüz.

Şairleri tanıyalım: Ataol Behramoğlu kimdir ve şiirleri

Ataol Behramoğlu’nun hayatı

13 Nisan 1942 yılında Çatalca’da dünyaya gelen şairin babası ziraat mühendisiydi. Mesleği gereği Türkiye’nin farklı şehirlerinde görev yapan babasıyla birlikte farklı şehirlerde yaşama ve oraları keşfetme imkanı bulmuş. Çatalca, Çankırı ve Kars, bu şehirler arasında yer alıyormuş.

İlk, orta ve lise eğitiminin ardından meraklısı olduğu Rus edebiyatının da etkisiyle Ankara Üniversitesi Rus Dili ve Edebiyatı bölümünü kazanmış. Okul yıllarında şiir yazmaya ve üretmeye devam etmiş. Çeşitli dergilerde ve gazetelerde şiirleri çıkan yazar, üniversiteyi bitirince bir dönem Moskova, Londra ve Paris’te yaşamış. Paris’te yaşadığı dönemde Paris Sorbonne Üniversitesi'nde Rus edebiyatı ve karşılaştırmalı edebiyat konularında çalışmalar yapmış.

Ülkeye döndükten sonra birçok üniversitede eğitim veren değerli edebiyatçımız, hala üretmeye ve kendinden sonra gelen nesle ilham olmaya devam ediyor.

Ataol Behramoğlu’nun en sevilen şiirlerinden birini aşağıda paylaşıyoruz. Sen de diğer şiirlerini araştırabilir, en beğendiği bir tanesini el yazınla bir kağıda yazabilir ve bir arkadaşına hediye edebilirsin.

Yaşadıklarımdan Öğrendiğim Bir Şey Var

Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var:

Yaşadın mı, yoğunluğuna yaşayacaksın bir şeyi

Sevgilin bitkin kalmalı öpülmekten

Sen bitkin düşmelisin koklamaktan bir çiçeği

İnsan saatlerce bakabilir gökyüzüne

Denize saatlerce bakabilir, bir kuşa, bir çocuğa

Yaşamak yeryüzünde, onunla karışmaktır

Kopmaz kökler salmaktır oraya

Kucakladın mı sımsıkı kucaklayacaksın arkadaşını

Kavgaya tüm kaslarınla, gövdenle, tutkunla gireceksin

Ve uzandın mı bir kez sımsıcak kumlara

Bir kum tanesi gibi, bir yaprak gibi, bir taş gibi dinleneceksin

İnsan bütün güzel müzikleri dinlemeli alabildiğine

Hem de tüm benliği seslerle, ezgilerle dolarcasına

İnsan balıklama dalmalı içine hayatın

Bir kayadan zümrüt bir denize dalarcasına

Uzak ülkeler çekmeli seni, tanımadığın insanlar

Bütün kitapları okumak, bütün hayatları tanımak arzusuyla yanmalısın

Değişmemelisin hiçbir şeyle bir bardak su içmenin mutluluğunu

Fakat ne kadar sevinç varsa yaşamak özlemiyle dolmalısın

Ve kederi de yaşamalısın, namusluca, bütün benliğinle

Çünkü acılar da, sevinçler gibi olgunlaştırır insanı

Kanın karışmalı hayatın büyük dolaşımına

Dolaşmalı damarlarında hayatın sonsuz taze kanı

Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var:

Yaşadın mı büyük yaşayacaksın, ırmaklara, göğe, bütün evrene karışırcasına

Çünkü ömür dediğimiz şey, hayata sunulmuş bir armağandır

Ve hayat, sunulmuş bir armağandır insana