Yörenin kültürünü, sokaklarını, çarşılarını gezerken sırayla magnetlerini almaya başladım. Sonra tutkuya dönüştü. Başlardan ülke ülke alırken şehirden şehre farklılıklarını görünce şehir şehir almaya başladım. Buzdolabı dolunca magnetler için duvara ayrı plakalar yaptırdım. Zamanla duvarlarım dolunca iyi ki de almışım dedim. Yaklaşık 2000 civarındalar. Sadece magnet değil, tabaklar, sihirli küpler, ufak ev objeler, biblolar da var. Mesela Kuzey Kore Güney Kore plaka halinde sınır tellerini almıştım. İzlanda kumu , Endonezya sülfürik asit, Lut gölü tuzu, Sonraki şehirlerden alırım mantığının geçerli olmadığını anladığım için öncelik sıralarımda hemen magnetleri çantama koymak da vardır. Çin’de 1 tane ile 10 tane pazarlıkla fiyat olarak aynı iken Avrupa’da 1 adeti oldukça pahalıdır ve pazarlık olmaz. Fotoğraf hard disklerimden sonra en büyük hazinemdir.
Avrupa’da İsviçre’yi henüz görmedim. Hallstatt ve Dolomiteler , Orta Asya Kazakistan, Özbekistan, Kırgızistan , İran , Avustralya Yeni Zelanda ve Arjantin Patagonyası vardı. Halen de var. Venezuela’daki Angel şelalesi 970 mt .den akan yer de aklımda ama güvenlik anlamında zor gözüküyor. Pasaportum’da Arjantin kaşesi olduğu halde başkentini ve şehirlerini gezmediğim için gezmiş saymıyorum. O bir eksikliktir. Aynı ülkelere 2 defa gitmek yerine gitmediğim görmediğim yerleri görmeyi tercih ediyorum. Gezilecek görülecek çok yer var daha.
Bu soruya cevabım kategori şeklinde olacaktır. Doğa olarak Kanada, İzlanda, Norveç , Kültür ve yaşam çeşitliliği olarak Hindistan, din olarak 3 kutsal dinin merkezi Kudüs, eski uygarlık olarak Mısır, ilkel yaşam olarak Papua’daki Dani Kabilesi, Torajalar, Kuzey ışıkları olarak Abisko İsveç, Büyük göç Serengeti, insan rahatlığı anlamında Küba, teknoloji ile gelenekselliği birleştiren Japonya’yı sayabilirim. Ayrıca Avrupa’nın şehir tarihlerine sahip çıkmaları ve korumaları mesela Roma, Floransa gibi etkileyen yerlerdir.
Sosyal medyada beni tanıyanlar genelde artık benim fotoğraflarıma şaşırmıyorlar. Alıştılar artık. Hatta ‘sen hala burada mısın?’ esprisine muhatap oluyorum.
Fotoğraflarıma eleştiri yapılmasını çok önemsiyorum. Yeni tanıyanlardan ise ‘bunu sen mi çektin?’ sorusun muhatabı oluyorum. Herkesin gezerken öncelikleri vardır. Kimisi selfie çekmeyi ve paylaşmayı sever. Kimisi vlog çekmeyi , kimisi yemeklerini . Ben ise fotoğraflarımla ön planda olmayı önemsiyorum. Hiçbir fedakarlıktan çekinmiyorum.
Yeri geliyor Belize mavi delik için uçak kiraladım. Niagara, İguazu, Victoria şelalerinde helikopterden çekimler yaptım. Yeri geldi şarjımı unutmuşum yeni aleti aldım. Dslr Makinam kırıldı yeni makina aldım. Ünlü Bir Fotoğraf Hocası İyi bir fotoğraf için 4 unsur bir arada olması gerekir demişti. Bunlar zaman, istek, yetenek ve iyi bir makine . Bu felsefeyle fotoğraflarımı çekiyorum ve paylaşıyorum. Hikayesi olan fotoğraflardır. Emek ve alın teri harcanmış fotoğraflardır. Çoğu fotoğrafçı arkadaşlarıma gittiğim yerlerle ilgili bilgiler veriyorum. Takipçi sayılarına takılmıyorum. Beni takip edenlerin çoğu fotoğraf sevdalısı insanlar olduğunu biliyorum.
Ben ise fotoğraflarımla ön planda olmayı önemsiyorum. Hiçbir fedakarlıktan çekinmiyorum. Yeri geliyor Belize mavi delik için uçak kiraladım. Niagara, İguazu, Victoria şelalelerinde helikopterden çekimler yaptım. Yeri geldi şarjımı unutmuşum yeni aleti aldım.
Dslr Makinam kırıldı yeni makine aldım. Ünlü Bir Fotoğraf Hocası İyi bir fotoğraf için 4 unsur bir arada olması gerekir demişti. Bunlar zaman, istek, yetenek ve iyi bir makine . Bu felsefeyle fotoğraflarımı çekiyorum ve paylaşıyorum. Hikayesi olan fotoğraflardır. Emek ve alın teri harcanmış fotoğraflardır. Çoğu fotoğrafçı arkadaşlarıma gittiğim yerlerle ilgili bilgiler veriyorum. Takipçi sayılarına takılmıyorum. Beni takip edenlerin çoğu fotoğraf sevdalısı insanlar olduğunu biliyorum.
Nihai hedef olan yerleri araştırarak başlıyorum. Kale ise kale, meşhur neresi ise oraya ulaşımı nasıl sağlarız. Zamanımız var ise ışık şartlarını güneşe bakarak geliş açısına göre planlarım.
Eğer şehir içinde ise mümkün olduğunca merkeze yakın yerlerde konaklamayı lüks hotel yerine hostelde kalmayı tercih ediyorum. Akşamları sokaklarını rahat rahat geziyorum. İlave taksi ücreti ödenmiyor. Bazı ülkelerde Honduras, Brezilya’da Faveler’de ve Afrika’nın bazı ülkelerinde gece çıkmak tehlikelidir.
Güvenlik oldukça sıkıntılıdır. Mesela Rusya’da Trenden iner inmez güvenlik gerekçesi ile Kgb ajanları tarafından kapalı kapılar ardında sorguya tutulmam önemlidir. Meğer Rusya’nın en büyük donanması ordaymış ve turist gitmezmiş . Şimdi yeni yeni o yere destinasyon açıldı.
Yemek gurmeliğim yoktur. Mümkün olduğunca yöresel yemeklerini tercih ediyoruz ama tabiî ki damak tadı da önemlidir. Aklıma Nepal’den 26 saat külüstür otobüslerle Varanasi Hindistan yolculuğu geldi. Yanımızda Hindistan rupisi olmadığı için 5 TL ile 2 adet pet şişe su aldık ve boğazımızdaki tozları o sularla giderdik. Varanasi’de yanımızda getirdiğimiz sadece ekmek ve çikolata ile açlığımızı geçirmiştik.
Uçak biletinden başlayalım. Çeşitli kampanya veya millerle aldığımız uçak biletleri en önemli maliyet giderlerinden birini oluşturuyor. O yüzden önceden bahsettiğim gibi birkaç ülkeyi de içine alacak şekilde ve süreyi uzun tutarak daha çok gezme ve yer görmeyi garantiliyoruz.
Eğer 3-4 kişi aynı kafa dengi gezi arkadaşlarınla gidersen ulaşım taksi maliyetini ve konaklama maliyetini düşürebiliriz. Mesela biz 4 arkadaş İsveç, Norveç Danimarka’yı kişi başı 600 Euro maliyetle gezmiştik. Gezmediğimiz yerde kalmamıştı. Halkın otobüslerine binip onların ortamlarında daha ucuza seyahat edebilirsiniz. Ama turist olduğunuzu bildiklerinde Ortadoğu’da , Afrika’da, Orta Amerika’da fiyatları hep yüksek belirtirler.
Ne kadar daha düşük ülkeler olursa o ülkelerde daha ucuza gezi planlayabiliriz. Mesela Uzakdoğu’da Hindistan , Tayland, Kamboçya’yı verebilirim. Gitmedim ama İran için de o örneği verebilirim. Vizeli ülkelerin vize maliyetlerini de mukayese etmek gerek. Avrupa’da eğer uzun süreli vize alınırsa 25 ülkeyi rahat rahat gezebilirsin. Orta Amerika ve Güney Amerika ülkeleri vize istemiyor . Son söz olarak önceliğimiz sağlıktır. Bunu en son gezimde Romanya’da dizimi kırdığımda anladım. Temennim, salgın hastalığın bir an önce bitmesi ve yeni seyahat yolculuklarımızın devam etmesidir.