Geri Dön

Beyoğlu’nda büyük kumarhane baskını

Şair ve yazar Necip Fazıl Kısakürek, 3 Nisan 1951’de İstanbul’daki bir kumarhane baskınında yakalanınca, 30 lira para cezasına çarptırıldı...

Beyoğlu’nda büyük kumarhane baskını

İstanbul Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü’nden 1924’te mezun olan Necip Fazıl Kısakürek, bizzat Atatürk’ün direktifiyle Fransa’daki Sorbonne Üniversitesi’ne gönderildi. Türkiye’ye döndükten sonra manevi arayışa giren Kısakürek, zaman içinde İslamcı çizgiye kaydı. 1934 yılında Seyyid Ahmet Arvasi ile tanışan Kısakürek için bu tarih dönüm noktasıydı.

Beyoğlu’nda büyük kumarhane baskını

Pierre Loti Mezarlığı yanındaki Kaşgari Tekkesi Camii’nde, Ahmet Arvasi ile sohbetler Kısakürek’in fikir ve zihniyet dönüşümü yaşamasına neden olmuştu. Necip Fazıl, tüm kötü alışkanlıklarına tövbe ettiğini, yaşadığı değişimi ise, “Ben geçmişimi dürdüm, büktüm ve kaldırıp çöpe attım” sözleriyle özetliyordu. Kısakürek, her ne kadar tövbekar olduğunu dile getirse de, kumar tutkusu Arvasi ile tanışmasından 17 yıl sonra büyük bir itibar kaybı yaşamasına neden olacaktı.

30 lira para cezası

İstanbul polisi, 22 Mart 1951’de, Taksim Pire Mehmet Sokağı 14 numaralı apartmana baskın yapıyor, operasyonun başında bizzat dönemin İstanbul Emniyet Müdürü Kemal Aygün bulunuyordu. Kumarhanenin bulunduğu apartmandan içeri giren polisler, büyük bir salonda bulunan masasının etrafında toplanan 19 kişiyi yakaladı. Yakalananlar arasında aylardır arandığı halde bir türlü yakalanamayan ünlü kadın satıcısı şoför Zurnik, kumarhanenin sahipleri Seyfi ve Fevzi Feyzi Gürel kardeşler, Mehmet Şakir Özkan, Mustafa Akşar, soyadı saptanamayan Vasil, Ligor Karabaşoğlu, Burhanettin Su ve Fahri Kutbay adlı kişiler bulunuyordu. Ancak polisler ve baskını haber yapmak için olay yerinde görevli gazeteciler, karşılarında Büyük Doğu Dergisi’nin sahibi ve başyazarı Necip Fazıl Kısakürek’i gördüklerinde şaşkına dönmüşlerdi. Polis ile birlikte kumarhaneye giren gazeteciler Kısakürek’e “Burada ne yapıyordunuz?” sorusunu yöneltirken, İslamcı düşünürün, “Ben buraya röportaj yapmak için gelmiştim; mecmuama kumar aleyhinde haber yazacaktım” cevabı kimseyi tatmin etmez. Kısakürek’in sözlerine gazeteciler de polisler de inanmaz. Kısakürek, kumarhane baskınından sonra, 3 Nisan 1951’de çıkarıldığı mahkemede 30 lira para cezasına çarptırıldı.

Yıllar sonra gelen itiraf

Kumarhane baskını ve Kısakürek’in aldığı para cezası, kimilerine göre siyasi bir komploydu. Demokrat Parti iktidarının ilk aylarında Necip Fazıl, Menderes’i ağır sözlerle eleştiriyor, Büyük Doğu Dergisi aracılığı ile Demokrat Parti’yi halkı aldatmakla suçluyor, İslam ekseni üzerine bir politika izlemesini istiyordu. Demokrat Parti’ye bir rota çizmeye çalışan Kısakürek’in bu tavrı Menderes’i rahatsız ediyordu. Necip Fazıl ise bu olaydan yıllar sonra, 1970 yılında basılan “Benim Gözümde Menderes” adlı kitabında, baskının kendisine karşı düzenlenmiş bir komplo olduğunu öne sürüyor, yaşanan hadiseye ilişkin, “Demokrat Parti rejimi, başlangıçta, bana ve güttüğüm davaya, Halk Partisi’nden görmediğim bir küçüklük tatbikine kadar gidiyor ve bunu, ömrü boyunca süren ‘yamalı bohça’ tabiriyle ifade ettiğimiz insicamsız, bünyesindeki Yahudi ve Mason emellerine alet şahıslar vasıtasıyla yapıyordu. Fakat ister komplo olsun ister olmasın, ortada değişmeyen bir gerçek bulunmakta: Necip Fazıl oraya bir türlü kurtulamadığı kumar illeti yüzünden gitmişti. Eğer kumarhane baskını Demokrat Parti’nin bir komplosuysa, komployu düzenleyenler Necip Fazıl’ın kumar bağımlılığını bildiklerinden bu zayıflığından yararlanarak yalnızca gereken ortamı hazırlamışlardı, o kadar!” diyerek, kumarbazlığını itiraf ediyordu.

Tartışılan mektuplar

Kısakürek, kumarhane baskınından sonra çok sert eleştirdiği dönemin başbakanı Adnan Menderes’e methiyeler düzmeye başladı. Öyle ki, Menderes’ten kendisini milletvekili yapmasını istiyor, “Ellerinizden öperim” şeklinde ifadeler kullanıyordu. Mektupların içeriği, Menderes-Kısakürek ilişkisinin nasıl düzeldiği, yıllar sonra Yassıada duruşmalarında “Örtülü Ödenek” davasında ortaya çıktı. Menderes, harcamaların belgesini şahsi arşivinde kayda geçirmiş, kimlere ne kadar para verdiğini belgelemişti. CHP’nin tek parti olduğu yıllarda, 1936 yılında edebiyat dergisi çıkaracağını söyleyerek Celal Bayar’dan 1600 lira almayı başaran Büyük Doğu Dergisi kurucusu Kısakürek’in örtülü ödenekten bu kez 30 kamyon satın alacak miktarda maddi yardım aldığı ortaya çıkmıştı.

Kardemir’in temeli atıldı

Beyoğlu’nda büyük kumarhane baskını

Türkiye’nin ilk ağır sanayi tesisi Karabük Demir Çelik Fabrikası’nın (KARDEMİR) temeli, Atatürk’ün talimatı ile İsmet İnönü tarafından, 3 Nisan 1937’de Karabük’te atıldı. 3 Nisan 1937 tarihinden 13 Mayıs 1955 tarihine kadar Sümerbank’a bağlı “Demir Çelik Fabrikaları Müessese Müdürlüğü” adı altında çalışan kurum, 13 Mayıs 1955’ten sonra bağımsız bir KİT durumuna geldi ve Türkiye Demir ve Çelik İşletmeleri Genel Müdürlüğü adını aldı. 21 Haziran 1955 tarihinde Etibank’ın bir müessesesi olan Divriği Demir Madenleri’ni de bünyesine alan ve Genel Müdürlük olarak faaliyet gösteren Karabük Demir Çelik Fabrikaları, 1995 yılında özelleştirilerek Karabük Demir Çelik Sanayi ve Ticaret A.Ş. adını aldı. Kuruluşundan itibaren çok sayıdaki endüstriyel tesisin proje, imalat ve montajını gerçekleştiren Kardemir, Türkiye’de “fabrikalar yapan fabrika” olarak anıldı.

İlk Türk ‘Einstein’

Beyoğlu’nda büyük kumarhane baskını

İlk Türk atom mühendisi, Ahmet Yüksel Özemre, takvimler 3 Nisan 1935’i gösterdiğinde İstanbul’un Üsküdar ilçesinde doğdu. Galatasaray Lisesi’nden mezun olduktan sonra, İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi Matematik-Fizik Dalını bitiren Prof. Dr. Özemre, Fransa Nükleer Bilimler ve Teknoloji Milli Enstitüsü Atom Mühendisliği alanında master yaptıktan sonra 34 yaşında profesör olarak büyük bir başarıya imza attı. Türkiye Atom Enerjisi Kurumu’nda uzun yıllar başkanlık yapan Özemre, çeşitli dönemlerde Türk Astronomi Derneği, Bilim ve Teknoloji Vakfı, Türk Bilim Tarihi Kurumu ya da merkezi Paris’te bulunan Association Des Ingenieurs En Genie Atomique gibi sivil toplum kuruluşlarında görev aldı. Yaşamını bilimsel araştırmalara adayan Özemre, İstanbul Teorik Fizik Konferansı, Nükleer Enerji Milli Toplantısı’nı organize ederken, kendisinden sonra gelen atom mühendislerini ilham kaynağı oldu. Kariyer yolculuğunda pek çok ödüle layık görülen Özemre, Çernobil Kazası’ndan nükleer enerjiye, genel kültürden İslamiyet’e kadar pek çok konuyla ilgili bilgilerini ve düşüncelerini Türk toplumuyla paylaşırken, genç bilim insanlarının simge ismi haline geldi. Kültür Bakanlığına Bilgi Çağı isimli üç bölümden oluşan bir belgeselin senaristliğini ve yapımcılığını üstlenen Özemre, 2008 yılında vefat etti.

Evlerine giren hırsızlar yüzünden korona virüse yakalandılarİstanbul Eyüpsultan’da evlerine giren hırsızlar yüzünden korona virüse yakalandıklarını iddia eden hemşire Elif Yılmaz, “Sağlık çalışanlarına en çok ihtiyaç duyulduğu zamanda 10 gündür mesleğimi icra edemiyorum. Şu anda evime giren hırsızlar yüzünden covid olmam sebebiyle işimi yapamıyorum” dedi. Hırsızlık anları ise güvenlik kameralarına yansıdı.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber