Geri Dön
Kültür Sanat‘Nadir bir plağı 20 bine alan var’

‘Nadir bir plağı 20 bine alan var’

Geçmişin müzik ürünü plaklara şimdi büyük ilgi gösteriliyor. 7 bin 100 plaktan oluşan çok değerli bir koleksiyonu bulunan Murat Abbas, sorularımızı yanıtladı. Murat Abbas, “Geçmişe özlem plağa ilgiyi artırdı. Araştırmalara göre pikabı olmasa da plağı olan var, kitaplardaki table book konsepti plakta devam ediyor” dedi.

‘Nadir bir plağı 20 bine alan var’

Ayşe Özdemir- Sayın Murat Abbas, plak koleksiyonu yapmaya ne zaman ve nasıl başladınız? 

Müzikle ilişkim ailemden başlıyor. Annem özellikle Türk Sanat Müziği’nde uzmanlaşmıştı. Ablamlar ise iyi birer pop müzik dinleyicisiydi. Ben de 45’likler ve long play’lerle büyüdüm. Kendimi iyi bir müzik dinleyicisi olarak tanımlayabilirim. Müzik zevkim, ablamların zevkiyle şekillendi fakat radyo ile daha çok yabancı müzik dinlemeye başladım. İzmir Radyosu’nda Michael Jackson’ın Billie Jean’ini ilk dinlediğim anı unutamıyorum, gerçekten büyülenmiştim. Karışık kasetlerin ve CD’lerin müzik dünyasına girmesiyle iyi bir kaset ve CD toplayıcısı oldum. Finans alanında çalışırken bir yandan da DJ’lik hayatımın başladığı 90’ların başında arşivimi oluşturmaya başladım. Bu arşivle birlikte sadece çalmak için değil, dinlemek için de plak toplamaya başladım. 

Koleksiyonunuzda kaç plak var ve özellikleri neler? 

Benim “Maçka tesisleri” olarak tanımladığım evde 7 bin 100 plak ve 5 bin 300 CD var. Uzun zamandır CD toplamayı kestim, plak topluyorum. Arşivimin yüzde 1’lik kısmı bile çöp denebilecek plaklardan oluşmuyor. Kıymetli bir arşivim var. Buna rağmen her koleksiyonerde olduğu gibi bir adet fetişizmi de var. Daha büyük bir yerde otursam 20 bin plağa sahip olmak isterdim. Sevdiğim gruplar ve türlerden bir back kataloğu tamamlamaya çalışıyorum. Sahip olduğum CD’lerin mutlaka  

plaklarını da almaya çalışıyorum. Back katalogda kalan yüzde 10 - 20 gibi eksikliği tamamladıktan sonra güncel plakları da topluyorum. Yabancı dergiler ve web sitelerinden albüm röportajlarını okuyorum. Streaming kanallarını açıp bu albümleri dinliyorum ve beğendiklerimi plak olarak arşivime katıyorum. Plak arşivimin yüzde 15 - 20’si yerli, kalanı yabancı plaklardan oluşuyor. Yabancı müzik koleksiyonumun yarısı elektronik müzik, kalanı rock, indie, pop, jazz, soul, neoklasik, klasik ve 80s. 

Arşivinizde en çok hangi sanatçıların plakları var? 

Grup olarak The Cure. Onun dışında R.E.M., Siouxsie and the Banshees, Nick Cave & The Bad Seeds’in de çok sayıda plakları var. Bunların bazıları resmi kayıtlar, bazıları konser kayıtları. Yerlilerden ise Zeki Müren, Zülfü Livaneli, Cem Karaca, Sezen Aksu, Ajda Pekkan gibi isimlerin eksiksiz tüm katalogları var. Bunların bir kısmı retro dediğimiz yeniden baskı, bir kısmı dönem baskı. 

Sadece plak mı dinliyorsunuz? 

Sadece plak dinlemiyorum ancak evdeyken müzik dinlemeye odaklandığımda plak dinliyorum. Tabii ki streaming app’lerinden de müzik dinliyorum. CD dinleme alışkanlığım neredeyse yok oldu. TIDAL hizmeti varken orayı çok tercih ediyordum. Şimdi Spotify’dan özellikle yeni çıkan albümleri dinliyorum. Ancak yine de plak dinlemeden bir günü sonlandırmıyorum. 

Müzikseverlerin son yıllarda plağa gösterdiği ilgiyi nasıl değerlendiriyorsunuz? 

Plaklar özellikle son 10 yılı kapsayan bir yükseliş döneminde. Hem dünyada hem ülkemizde retro başlığı altında geçmişe duyulan özlemin arttığı noktada, plağa ilgi de arttı. Araştırmalar, evinde pikabı olmasa da plağı olan, kitaplardaki table book konseptinin plaklarda devam ettiğini gösteriyor. Özellikle “Issız Adam” filmiyle ülkemizde plağa ilgi de ivme kazanmıştı. Plak emek isteyen, karşılıklı etkileşim içine girdiğiniz bir materyal. Playlist’i açtığınızda liste hep devam ediyor ancak plakta öyle değil. Elinizi değdirmeniz, arka yüzeyini döndürmeniz gerekiyor ve bu da bağınızı artırıyor. Bir artwork olarak plakların içleri, kapakları, sadece bir müzik materyali değil, bir sanat olarak da ortaya çıkmasını sağlıyor. Dünyada bu ilginin düşüşe geçeceği tahmin ediliyordu, ancak satış rakamlarına baktığınızda plak satışlarının artmaya devam ettiğini görüyoruz. İkinci el plak alışverişinin sağlıklı şekilde kayıtlara geçemediğini de göz önünde bulundurursak, satışların açıklanan resmi rakamlardan daha yüksek olduğunu ve ilginin devam edeceğini öngörüyorum. Ancak maliyet artışlarının satışları ne yönde etkileyeceğini zamana bırakmak lazım. 

‘Bu tutkunun başkenti: Hamburg’ 

Plak tutkunlarına aradıklarını bulabilmeleri için hangi şehirleri önerirsiniz?

Türkiye’de özellikle yeni yabancı plakları toplayabilmek çok kolay değil. O yüzden yeni katalogda çıkan yabancı plakları yurt dışından alıyorum. Benim için dünyadaki 1 numaralı plak kenti, plak başkenti Hamburg. Hem plak dükkânı sayısı bakımından hem de ihtisaslaşma alanında çok önemli bir plakçı envanterine sahip. Hamburg’dan sonra Londra, New York, Amsterdam, Berlin, Paris ve İskandinav ülkeleri çok iyi plakçılara sahip. Japonya da daha farklı bir kataloğa sahip. Amerikan ve Japon baskı plak kalitesi daha fazladır. Ayrıca plak fuarları oluyor. Dünyadaki en büyük plak fuarı, kasım ayında Hollanda’ya  taşınan Utrecht. Türkiye’de de iyi plakçı dostlarımız var. 

Plaklar bir yatırım aracı mı? 

Bunun tek cevabı yok. Plaklara maddi değer olarak yatırım yapan koleksiyonerler de mevcut. Çünkü ikinci el plaktaki fiyat artışlarına baktığımızda, zaten yatırım aracı olarak kullanılmaması mümkün değil. İki sene önce 1500 TL’ye aldığım baskı Türk plağı şu an 10 - 15 bin TL aralığında. 15 bin liraya aldığımız çok nadir bir dönem baskı Türkçe plağın bir ay sonra 20 bin liraya alıcısı çıkıyor. Ama ben plakları yatırım aracı olarak görmüyorum. Ben alıcıyım. Ancak e-ticaret sitelerine baktığımızda çok ciddi bir plak alışverişinin döndüğünü, fiyatların yükseldiğini, rare item dediğimiz nadir bulunan plakların fiyatlarının uçtuğunu görüyoruz. 

Koleksiyonlar nasıl kategorize ediliyor? 

Plakları nasıl kategorize  ediyorsunuz? 

Türden bağımsız olarak sadece alfabetik olarak yapanlar ya da müzik janr’larına göre yapanlar var; yine yıllarına göre var. Bir de hep söylerim, tüm tutkunlar izlemiş ya da kitabını okumuştur; - High Fidelity - orada bir soru gelir ve film kahramanı bir dönem çıkmış olduğu sevgililerinin dönemlerine göre kategorize ettiğini söyler. Benim kategorizasyonum ise müzik janr’larına göre. İlk büyük kategoriyi ona göre yapıyorum. Sonrasında da grupların kendi içerisindeki alfabetik dizilimlerini yapıyorum ama bir süredir evdeki kontrolü yitirdiğim için aynı düzen ve sistemde devam edemiyorum.

En sevdiğim grup ‘The Cure’ 

En sevdiğiniz plaklar hangileri? 

En sevdiğim grup The Cure’dur. Grubun 33 plağı arşivimde mevcut, tüm nadir baskılarını topladım. Son aylarda aldığım bir diğer plak Pentagram’ın “Popçular Dışarı” isimli çalışması. Onun dışında imzalı plaklarım var, Iron Maiden’den, Patti Smith’ten... Türkiye’ye ilk kez bizim getirdiğimiz Angus Stone ve Julia Stone plağım da imzalı. Chick Corea, PJ Harvey ve Travis’in imzalı plakları da çok önemli. Bunun dışında çok iyi bir yerli dönem baskı arşivler var, Ajda Pekkan, Erkut Taçkın, Moğollar grubu, Fikret Kızılok ve Hümeyra’dan. 

Plak ve pikap bakım istiyor mu? 

Plakların tozlanmaması için düzenli bakımı gerekiyor. Arıza durumunda işi uzmanlara bırakmalı. Plakların yıpranmaması için ilk kural, yatay vaziyette üst üste konulmamalı. Güneş görmeyen yerde sıkışıklığa ve basınca yol açmayacak şekilde yerleştirilmesi, üzerinin çizilmemesi ve ortamın havalandırılması gerekiyor. Günümüzde plakların tozunu almak için solüsyonlar, bezler arttı. Pikapların kapakları da kapalı tutulmalı. Hem plaklar hem pikaplar fazla taşınmamalı. 

Finanstan müziğe

Murat Abbas birçok büyük şirkette finans yöneticiliği yaparak başladığı kariyerine, 1999’dan itibaren müzik sektöründe devam etti. Radyo programlarında editörlük, Pozitif Live ve Babylon’da üst düzey yöneticilik yaptı. Zorlu Performans Sanatları Merkezi’nde genel müdür olarak görev yaparken Aralık 2020 itibarıyla Kültür A.Ş.’nin genel müdürlüğünü üstlendi.

Kornelia Binicewicz: Sanatın önemini hissettiriyor

Polonyalı plak koleksiyoncusu, DJ ve kültür antropoloğu olan Kornelia Binicewicz şu anda İstanbul’da Burgazada’da yaşıyor. 2015’te Türkiye ve Ortadoğu’dan kadınların müziğini keşfetmek için İstanbul’a taşınan Kornelia Binicewicz’in koleksiyonunda 2 bin plak var. Binicewicz son zamanlarda plak kültürüne artan ilgi hakkında “Plaklar herkesin öldüğünü düşündüğü anda dirildi. Plakların popülerliği, dinleyiciye bir müzik dinleme ortamından daha fazlasını sunması, sanat ile sanatçının gerçekten önemli olduğunu hissettiren bir evren olması nedeniyle arttı” diyor. Özellikle kadın sanatçıların müziğine odaklanan Binicewicz, büyüleyici müzikler ve anlatacak anlamlı hikâyeler aramak için dünyayı dolaşıyor. Binicewicz’in oluşturduğu “Ladies on Records” (Plaklarda Kadınlar) adlı küratöryel girişim de müzik etiketlerinin gizli arşivlerinde ve arka kataloglarında, tozlu plaklarda ve kasetlerde kalmış kadın müziğine odaklanıyor. 

Ne zamandan beri plak koleksiyonu yapıyorsunuz? 

Çocukluğumdan beri plakları severim. Ailemin plaklarını dinlemek en sevdiğim çocukluk deneyimimdi. Daha sonra plaklar yerini CD’lere bıraktı. Ama 2000’lerde, dünyanın her yerinden 70’lerin müziğine olan ilgim sayesinde plaklara geri döndüm. Nijerya, İran ya da Türkiye’den sevdiğim müziklerin daha çok plak formunda olması beni yeniden plak aramaya ve koleksiyon oluşturmaya yöneltti. Kadınlar tarafından yaratılan ve icra edilen müziğe ilgimi fark edince koleksiyonum bu yönde gelişmeye başladı. Kadın sesleri, performansları ve hikâyeleri beni büyüledi. Kadın sanatçıların plakları, müzikal keşfimin simgesi olmaya başladı. 

Son yıllarda plaklara ilginin artmasının nedenleri neler? 

Plaklar son zamanlarda gerçekten geri döndü. Bir daha asla en popüler müzik kaydı aracı olmayacak, ancak herkesin ölümünü ilan ettiği anda yeniden dirildi. Plak bir müzik dinleme ortamından daha fazlasını temsil eder. Sanatçıların, müziğin ve sanat eserlerinin gerçekten önemli olduğu bir tür evrenin kendisi. Dijital müzik gerçekliği çok daha basittir ve daha az sürükleyici bir müzik deneyimi sunar. Bu nedenle plaktan müzik dinleme kültürü geri geldi ve birçok sanatçı, yapımcı müziklerini plak olarak yeniden basmaya başladı. Ama aynı zamanda eski plaklar daha fazla talep görmeye başladı. Çok sayıda insan müzikle bu şekilde kişisel bir ilişkiye sahip olmaya başladı. 

Koleksiyonunuzda kaç plak var? 

2 bin plak var, bunların bir kısmını 45’likler (Türk, İran, Tunus ve Lübnan müziği teklileri) oluşturuyor. Geri kalanlar ise 60’lar, 70’ler ve 80’lerden Türk LP’ler, İsrail, Lübnan, Nijerya, Brezilya, Yunan ve Polonya plakları. Ayrıca hayran olduğum çağdaş sanatçılardan ve yapımcılardan yeni plaklar var. Koleksiyon, müzik yolculuğumun bir temsili. Bir yanı Türkiye’nin kadın müziği üzerine yapılan bir araştırma. Diğer kısım ise dünyanın her yerinden müziğin keşfi. Pratik olarak plaklarımı kültür hakkında hikâyeler anlatmak ve DJ setlerinde çalmak için kullanıyorum. Kadın şarkıcıların plakları, koleksiyonumun çok önemli bir parçası. 

En çok hangi şarkıcıları seviyorsunuz? 

Türkiye’deki en büyük kadın seslerden birkaçını sayacak olursam Esmeray, Tülay German, Tülay Özer, Kamuran Akkor ve Hümeyra derim. Polonya’dan Mira Kubasinska ve Krystyna Pronko, Yunanistan’dan Marinella, Lübnan’dan Feyruz ve Salwa, İran’dan Guguş ve Ramesh. 

Küratörlüğünü yaptığınız “Uzelli Psychedelic Anadolu” ve “Turkish Ladies. Female Singers from Turkey 1974 - 1988” adlı plaklar hakkında neler söylersiniz? 

Türkiye’ye gelince Türk müziğinin zenginliğini anladım ve dünyanın her yerinden insanlarla paylaşmak için bir hedef belirledim. Plak, müzik dinlemek için en sevdiğim ortam olduğundan bu yönde karar verdim. Uzelli, Elenor, Şah Plak ve Türküola şirketleri bana güvendi. Böylece eski Türk müziğine yeni ışık tutacak derlemeler yaptık. “Turkish Ladies” derlemesinde bana büyük özgürlük tanıyan Sony Music Türkiye’den Ali Çetinkaya ile çalışmak bir onurdu. “Turkish Ladies” derlemesi, küratöryel seçimlerime güvenen Elenor Plak ve Muhteşem Candan gibi markalarla işbirliği içinde oluşturuldu. 

Yarın: Zihni Şahin: Bir plan dahilinde plağa ilgi yaratıldı