Geri Dön

Tarihin ait olduğu topraklara dönüş hikayesi

Anadolu, tarihi zenginlikleriyle yağmaya da maruz kalmış bir yer. Kültür ve Turizm Bakanlığı bu topraklardan yasa dışı yollarla götürülen eserlerin iadesi için verdiği mücadeleyle son 20 yılda 8 binin üzerinde tarihi eseri ait olduğu topraklara getirdi

Tarihin ait olduğu topraklara dönüş hikayesi
Seyhan Akıncı

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin Londra’da düzenlenen müzayedede İtalyan ressam Gentile Bellini’nin atölyesinden çıkan Fatih Sultan Mehmet portresini satın alması büyük heyecan uyandırdı. Tablo özel şartlar altında yakında İstabul’a getirilecek. Biz de bu vesileyle gözümüzü son 20 yılda ait olduğu topraklara dönen ve dönüşü için mücadelesi verilen tarihi eserlere çevirdik. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kaçakçılıkla Mücadele Dairesi’nin özverili çalışmalarıyla son 20 yılda ülkeye geri kazandırılan tarihi eserlerin toplam sayısı 8 bin 316. Gizlilik nedeniyle adını veremediğimiz bakanlık yetkilisiyle Boğazköy Sfenksi’nden Herakles Heykeli’ne eserlerin dönüşü için verilen mücadeleyi konuştuk.

Tarihin ait olduğu topraklara dönüş hikayesi

Ülkemizden kaçırılan tarihi eserlerin nerelerde olduğunu biliyor muyuz? Yoksa bazen sürpriz bir yerlerden çıkıyor mu?

Yasa dışı yolla kültür varlığı elde etmenin iki yolu var; bunlardan biri varlığı bilinen, kayıtlı, envanterli bir eserin çalınması, diğeriyse kaçak kazılar yoluyla eser elde edilmesi. Her iki durumda da adres çoğunlukla yurt dışı. Ülkemiz içinde İçişleri Bakanlığı Emniyet Genel Müdürlüğü, Jandarma Genel Komutanlığı ve Ticaret Bakanlığı Gümrükler Muhafaza Genel Müdürlüğü ile birlikte önleyici tedbirlerimizi sürdürüyoruz. Birçok eserin yerini tespit etmiş durumdayız. Anadolu çok zengin bir yer, örneğin Hawai’nin başkenti Honolulu’da bile Hatay’dan çıkmış mozaik olduğunu biliyoruz. Hatay’ın anavatana katılım sürecinde Princeton Üniversitesi tarafından yapılmış olan bir kazıda kendilerince yasal olarak alınıp götürülmüş ve bilimsel prestij sağlamak için hediye olarak verilmiş. Bu açıdan maalesef ülkemize ait eserlerin çok çeşitli ülkeler, müzeler veya müzayedelerde karşımıza çıkması mümkün. Biz de tüm olanaklarımızla yasa dışı yollarla elde edilmiş ve yine yasa dışı olarak ülkemizden çıkarılmış eserlerin tespiti ve iadesi için çalışıyoruz.

Eserlerin iadesi ve geri kazandırılmasıyla ilgili nasıl bir prosedür, nasıl bir süreç işliyor?

Eserlerin iadesinde üç ana yöntem izliyoruz; diplomatik yolla iade, adli yardımlaşma veya kolluk iş birliği yoluyla iade ve özel hukuk davası açmak. Dosyanın özelliğine göre hangi yöntemin uygulanacağına karar veriyoruz. Genel olarak diplomatik iade taleplerimizi bilimsel olarak ülkemize ait olduğunu bildiğimiz ancak doğrudan adli delil sağlanamayan, zaman aşımı vb sebeplerle hukuken girişimde bulunulması güç olan dosyalar için uyguluyoruz. Bu girişimlerimiz Dışişleri Bakanlığımız ile koordineli olarak gerçekleştiriliyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nca hazırlanan bilimsel ve uluslararası düzenlemelere dayalı hukuki raporlar Dışişleri Bakanlığımız kanalıyla ilgili ülkede bulunan dış temsilciliklerimize iletiliyor. Bu yolla da diplomatik müzakerelerin başlaması sağlanıyor. Bazen diplomatik iade dosyalarında UNESCO çatısı altında yer alan komitelerden de isitafade ediyoruz.

Bir eserin çalınması durumunda esere ait tüm bilgiler ve görseller Interpol Çalıntı Sanat Eserleri Veri Tabanı’na kaydedilir. Bir çalıntı eseri yurt dışında tespit ettiğimiz zaman, İçişleri Bakanlığımız kanalıyla hem Interpol Merkez’e hem de ilgili ülkenin Interpol birimine ülkemizden çalıntı olduğunu delilleriyle birlikte iletiriz. Çalıntı kaydı gibi adli deliller sağlayabildiğimiz bu gibi durumlarda da kullandığımız yöntem uluslararası kolluk iş birliği olarak adlandırılmakta. Bir diğer yöntem mülkiyet davası açmak. Bu yöntemin sonucu çok ön görülebilir değil ve eseri elinde bulunduran kişinin bulunduğu ülkenin kanunlarına göre değişken sonuçlar verebiliyor.

Zaman aşımından bahsettiniz az önce bu gibi davalarda zaman aşımı kaç yıldır?

Çok değişir... Örneğin Karun’un Hazinesi olarak da bilinen ve Lidya medeniyetine ait eserler 1966 yılında kaçak kazılar yoluyla elde edilerek ABD’de bulunan Metropolitan Müzesi’ne götürülüyor. Dönemin müze yetkilileri eserlerin kaçak yollarla kendilerine ulaştığını bildikleri için bunları 1984 yılına kadar depolarında saklıyorlar. Eserleri 1984’te yayımlanan bir katalogda “Antik Yunan” ifadesiyle sergiliyorlar. Bunların Anadolu kökenli olduklarının bilimsel yayınlarla ortaya konması üzerine; Türkiye, ABD mahkemeleri nezdinde Metropolitan Müzesi’ni dava ediyor ve eserlerin iadesini istiyor. Metropolitan Müzesi avukatları eserlerin müze tarafından 1966-68 yılları arasında satın alındığını bu sebeple konunun zaman aşımına uğraması gerektiğini iddia ediyor. Ülkemizce yapılan savunma New York Federal Mahkemesi tarafından uygun görülüyor ve eserlerin 20 yıl boyunca depolarda saklanmış olması sebebiyle Türkiye’nin talep etmek için bu eserlerden haberdar olmasının mümkün olamayacağını ve zaman aşımının kabul edilemeyeceğine hükmediliyor. Zaman aşımının ne zaman işlemeye başlayacağı kararı teknik ve hukuki bir konu ve eser iadesi konuları açısından bir standardı yok.

Tarihin ait olduğu topraklara dönüş hikayesi

Yakın zamanda ait olduğu topraklara dönüşü gerçekleşecek eser müjdesi verebiliyor musunuz?

Üzerinde çalıştığımız ve sona yaklaşmış dosyalarımız var. Sayın bakanımız yakında bu konuyla ilgili sevindirici açıklamalar yapacak. Ayrıca müzakereleri süren pek çok eserimiz var. Örneğin İhtiyar Balıkçı Heykeli’nin gövdesi, Beyhekim Camii Mihrabı, Hacı İbrahim Veli Türbesi Sandukası gibi eserlerin de aralarında bulunduğu bir grup eser için Almanya, Sultan II. Selim Türbesine ait çini pano ile ilgili olarak Fransa, David Koleksiyonu Müzesi’nde bulunan Tunç Sfenks figürü ve Cizre Ulu Camii kapı tokmağı gibi pek çok eserin aralarında bulunduğu bir grup eser için Danimarka nezdindeki girişimlerimiz sürüyor.

Boğazköy Sfenksi 98 yıl sonra yurdunda

Hitit Dönemine ait Tunç Boğa Arabası iadesinin hikayesi...

Müzayede evlerini sürekli takip ediyoruz, Bonhams Müzayede evinin 4 Aralık 2019 tarihli kataloğunu incelerken Hitit dönemine ait Tunç Boğa Arabası isimli eseri gördük. Eserin satış bilgilerini incelediğimizde Anadolu kökenli olduğunu tespit ettik. Ankara Üniversitesi Dil, Tarih ve Coğrafya Fakültesi’nde görevli Prof. Dr. Fikri Kulakoğlu tarafından bu eser grubuyla ilgili olarak yazılmış bir makale sayesinde kuvvetli bilimsel kanıtlara ulaştık. Eserin Şanlıurfa’dan kaçak kazılar yoluyla elde edildiğini ortaya çıkardık. Derlenen deliller bir dosya halinde Londra Büyükelçiliği’mizce müzayede evine iletilerek eserin iadesi talep edildi. Müzayede evi her ne kadar ilk etapta iade talebimizi olumlu karşılamamış olsa da İngiliz polisi ile yapılan iş birliği eserin ülkemize iadesinde önemli rol oynadı. Bu hem bilimsel raporlara dayanan hem de  diplomatik bir iade örneği.

Boğazköy Sfenksi’nin iade hikayesi...

1906-1912 yılları arasında Çorum Boğazköy’de gerçekleştirilen kazılardan elde edilen tabletler ve iki adet sfenks kataloglanmak ve restore edilmek için Almanya’ya gönderilmiş. Eserlerin iadesine ilişkin ilk girişimlerin Osman Hamdi Bey’in kardeşi olan ve Türk arkeoloji ve müzeciliğine büyük katkıları olmuş olan Halil Ethem Bey tarafından başlatıldığını biliyoruz. Bu takip sayesinde Almanya 1924-1943 yılları arasında 3000 civarında tabletin ve sfenkslerden birinin iadesini sağlamış ancak geriye kalan 7400 tablet ile sfenkslerden birini iade etmemiştir. Türkiye 1987 yılında UNESCO’nun Yerlerinden Edilmiş Kültür Varlıklarının Kaynak Ülkeye İadesinin Teşviki Hükümetlerarası Komitesi’ne başvurarak eserlerin iadesini istemiştir. Tabletler bu girişim sonucunda iade edilse de diğer Sfenksin iadesi için ülkemiz uluslararası mücadelesini 2011 yılına kadar sürdürdü ve geriye kalan son eser olan Boğazköy Sfenksi’nin iadesi bu yolla sağlandı.

Kanatlı Denizatı Broşu’nun iade hikayesi...

Lydia Hazineleri olarak anılan bir grup eserin bir parçası olarak ABD’den iadesi sağlanan Kanatlı Denizatı Broşu, sahtesiyle değiştirilerek Uşak Müzesi’nden çalındı. Uşak Cumhuriyet Başsavcılığı, İçişleri Bakanlığı ve bakanlığımız tarafından derhal inceleme ve soruşturmalar başlatıldı ve çalıntı bilgisi Interpol Veri Tabanı’na kaydedildi. Kanatlı Denizatı Broşu Interpol’ün en çok aranan eserler listesine konarak posteri tüm Interpol üyesi ülkelerin polis birimlerine gönderildi. Bu yolla eseri elinde bulunduran kişinin manevra alanı daraltılarak Kanatlı Denizatı Broşu’nun piyasaya sunulması engellendi. İçişleri Bakanlığı Emniyet Genel Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Dairesi Başkanlığı’nca gerçekleştirilen uluslararası seviyedeki girişimler sonucunda eser Almanya’da ortaya çıktı. Hem ülkemizin hem Almanya’nın Kültür Varlıklarının Yasadışı İthal, ihraç ve Mülkiyet Transferinin Önlenmesine İlişkin Alınacak Tedbirlere Dair UNESCO Sözleşmesi’ne taraf olması sayesinde bakanlığımızca eserin iadesine yönelik gerçekleştirilen girişim olumlu sonuçlandı. Kanatlı Denizatı Broşu’nun iadesi 2013 yılında sağlandı.

Tarihin ait olduğu topraklara dönüş hikayesi

Hangi eser nerede sergileniyor?

2013’te Almanya’dan iadesi sağlanan Kanatlı Denizatı Broşu Uşak Arkeoloji Müzesi’nde sergilenmekte.

2011’de Almanya’dan iadesi sağlanan Boğazköy Sfenksi Çorum’da bulunan Boğazköy Müzesi’nde sergileniyor.

2011’de Boston Güzel Sanatlar Müzesi’nden iade edilen Herakles Heykeli, Antalya Müzesi’nde sergilenmekte.

2012’de Dallas Sanat Müzesi’nden iadesi sağlanan Orpheus Mozaiği Şanlıurfa Müzesi Müdürlüğü’nde sergileniyor.

2018’de Bowling Green Devlet Üniversitesi’nden iadesi sağlanan Zeugma Mozaikleri Gaziantep Zeugma Müzesi’nde sergileniyor.

İadesi bu yıl gerçekleşen Hitit Araba modeli Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nde sergilenmekte.

Tarihin ait olduğu topraklara dönüş hikayesi

 

 

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber