Abbas Güçlü

Abbas Güçlü

aguclu@milliyet.com.tr

Tüm Yazıları
Haberin Devamı

Şu günlerde, hemen her yerde özellikle de öğretim kurumlarında, “Yılın En“leri ödül töreni yapılıyor.
Kimi en sevilenleri, kimi en başarılıları, kimi de en popüler olanları seçiyor.
Ve listeler öylesine uzun ki, sanki Türkiye’de ödül verilmedik başka kimse kalmadı duygusuna kapılıyorsunuz.
Ve işin garibi, eğitim ve öğretim kurumlarının verdiği ödüller içerisinde, sanatçısından futbolcusuna, işadamından televizyoncusuna hemen herkes varken, eğitim ve bilim adına hiç kimsenin ve kurumun bulunmaması...
Öğrencilerin oylarıyla seçilen medya, kültür ve sanat dünyasının zirvedeki isimlerine verilen ödül törenlerinden her ne kadar kaçsam da bazen ben de katılıyorum. Öncelikle kendilerine teşekkür ederiz...
Madalyonun görünen yüzünde mutluluk, fiyaka ve bol bol da ödül var. 52 değişik alanda tam 57 ödül. Bu bazen 80, 90’a kadar çıkıyor.
Ödülü alanlar da memnun, verenler de.
Alanlar ödül aldık diye fiyaka satıyor, verenler de medyada reklamımız oluyor diye seviniyor...
Organizasyonu gerçekleştirenlerin çoğu, Genç Bakış’tan tanıdığımız öğrenciler. Törenden sonraki sohbetlerde, sizleri tanımazsam, neler okuduğunuzu, neler seyrettiğinizi, kimlere ilgi duyduğunuzu bilmesem, ödüller benim için sürpriz olurdu. Ama pek çok isim, beni çok şaşırttı diyorum. Onlar da hak veriyor. Ama değişen bir şey olmuyor.

Ödül enflasyonu
A üniversitesinde ya da okulunda, durum böyle de diğerlerinde farklı mı?
Alın birini vurun diğerine.
Örneğin bizim Gazeteciler Cemiyeti’ni ele alalım.
Yılda bir tek yazı yazana, gazetecilik başarı ödülü verdikleri çok oldu.
Bu nasıl başarıysa...
Hemen her yıl değişik kurumlardan en fazla ödül alanlardan biri olarak, bu yazıyla, gelecek yıllar için ödül alma şansımı, sıfıra indirdiğimin farkındayım. Ama artık bu ödül enflasyonuna bir şekilde dur denilmesi gerekiyor.
Bu törenlerde, gençlerden, üniversitelerden ödül almakla övünenlerin, gençlere, eğitime ve üniversitelere ne verdiklerini, onlara yönelik ne yaptıklarını hep merak ettim.
Ve her seferinde derin hayal kırıklığı ile karşılaştım.

Eğitim ve bilim
Bugün hala Milliyet’in dışında sürekli eğitim sayfası yapan yok. Kanal D’nin dışında da gençlere ve eğitime yönelik program yapan da çıkmadı. Ama her ödül törenlerinde gençler, üniversiteler başımızın tacı, eğitim de ülkenin en önemli meselesi der dururlar.
O zaman akla şu geliyor:
Ya söylediklerinde samimi değiller ya da gençlerle dalga geçiyorlar...
Pek çok ödül töreninde, madem gençleri bu kadar çok seviyorsunuz, neden onlara staj ve iş olanağı sağlamıyorsunuz dedim, hala da söylemeye devam ediyorum.
Çünkü dün de, bugün de öğrencilerin en önemli sorunu iş ve staj. Hangi kuruma gitseler, kapılar bir bir yüzlerine kapanıyor.
Daha da önemlisi, ödülün amacı teşvik olmalı. Gençlere verilmeli ya da onlar için ayrı bir kategori açılmalı.
Abartılı bir şekilde bütün ödülleri birkaç kuruma yönlendirerek, diğerlerini yok saymak, hem diğer başarılı kurumlara, hem de sektöre yeni giren başarılı gençlere karşı büyük bir haksızlık oluyor...
Dışarıdan bakıldığında sanıyorlar ki, eğitimin reytingi yok.
Oysa artık eğitim, reyting de getiriyor, tiraj da.
Daha da önemlisi prestijin en dik alasını kazandırıyor...

Amaç şov olmamalı!
Ödül şovu, son yıllarda, iyice zıvanadan çıktı. Eskiden bir iki kuruma yönelme varken, şimdi neredeyse tüm kanallara ve yazılı basına ödül yağdırılıyor ki, gazete ve televizyonlara haber olarak girsinler.
Başarılı da oluyorlar. Ana haberlerde ve gazete manşetlerinde herkes işine geldiğince, aldıkları ödülleri ballandıra ballandıra anlatıyor.
Beni asıl şok eden ise her hafta Genç Bakış için üniversitelere gittiğimizde yaptığımız anketlerle, ödüller arasındaki çelişki.
Hangi üniversitede, hangi öğrenciye sorsanız, neredeyse hiçbiri dizi izlemiyor. Ama ödül verilenler listesine bakıldığında, neredeyse yarısı dizi oyuncusu...
Özetin özeti: Her konuda olduğu gibi ödül konusunda da ölçüyü kaçırmamak gerekiyor. Ben kendi adıma, tüm ödülleri eğitim, bilim ve gençler adına alıyorum. Ama keşke artık gerçek sahiplerine verilse...