Abbas Güçlü

Abbas Güçlü

aguclu@milliyet.com.tr

Tüm Yazıları
Haberin Devamı

YÖK Denetleme Kurulu ODTÜ’de yaşanan olaylar hakkında soruşturma açmış.
Umarız bu soruşturma, kimilerinin iddia ettiği gibi önyargılı ve sipariş bir soruşturma olmaz.
Her iktidar değişikliğinde bir uçtan diğerine giden YÖK, hatırlayacaksınız, zamanında, Milli Eğitim Bakanı Dinçer’in profesörlük unvanını elinden almıştı.
Ne oldu?
Devran değişti, unvan yeniden iade edildi.
Dönemin YÖK Başkanı Gürüz de şimdi hapiste.
Kinle, nefretle bir yere varılmıyor.
Hele hele önyargıyla.
Rektörlerin, henüz olayını iç yüzünü öğrenmeden, senato kararı olmadan yaptıkları açıklamalar da yeni gerginliklere neden olabilir.
Keşke daha sakin olunabilinse.
Öfkenin yerini sağduyu alabilse.
Ve keşke, YÖK’e havale edilen soruşturmayı, çok daha tartışmasız kurumlar gerçekleştirse...
İşte o zaman ileriye çok daha özgüvenle bakabiliriz...

Doğru okul, doğru eğitim hangisi? (2)
Velilerin, özellikle de genç anne babaların, iyi okul ve iyi eğitim arayışı devam ediyor.
Hatta bu yüzden ikinci çocuktan vazgeçenler bile var.
Aslında istedikleri, çok da uçuk kaçık şeyler değil. Her anne babanın isteyeceği türden. Ama buna rağmen tedirginler. Çünkü, hangi okulu gidip gezseler, beğenmedikleri, beğendiklerinden çok daha fazla!..
İşte bazı anekdotlar:
“Çocuğumuz daha 2 yaşında. Seneye anaokuluna vereceğiz. Gönderdiğimiz okulda, sınav telaşı çekmeden, 12 yıllık eğitimini üniversiteye kadar bitirebilsin istiyoruz. Bu yüzden, verebileceğimiz en iyi okulu bulma arayışı içindeyiz...
Sosyal faaliyetlerle iç içe olmasını, kayak yapmasını, sporun birçok alanıyla uğraşabilmesini ve iyi yabancı dil bilmesini isterken aynı zamanda üniversite sınavlarında da belli bir başarıyı yakalayabilmesini, özellikle tıp veya mühendislik alanında iyi bir üniversitede de okumasını istiyoruz. Öğrenciyi bu şekilde geleceğe hazırlayan bir ilkokulu İstanbul’da bulamadık. Ya çok test veya teorik sınav bilgileri veriliyor veya çok sosyal oluyor ama sınavda yeterince başarılı olmuyor.
Yani hem spor yapacağı, sosyal çevreden zevk alabileceği, iyi birkaç yabancı dil öğrenebileceği bir ortam içinde bulunup hem de tıp veya mühendisliği kazandıracak bir okul arıyoruz. Hangi ilkokulu tavsiye edersiniz?

Test mi, sosyallik mi?
Burada 2 büyük soru işaretimiz var:
1. Çok çalışıp toplumdan uzaklaşıp hatta bazen topluma düşman olabilme.
2. Çok sosyal olup gerçek hayatta başarılı olamama.
Bu 2 durumdan uzak kalarak dengeli bir ortamı nasıl yakalarız?..”

Peki kabahat kimde?
Bu konuda sorun, daha doğrusu kabahat kimde?
Okul beğenmeyen velilerde mi, Milli Eğitim’de mi yoksa özel okullarda mı?
Veli kabahatli çünkü eğitimde neler oluyor, neler bitiyor, hiç sorgulamıyor.
MEB kabahatli çünkü eğitimi yaz-boz tahtasına çevirdi. Ne doğru düzgün bir misyon belirleyebildi ne de vizyon.
Özel okullar da kabahatli çünkü devlet okullarına karşı alternatif yaratma yerine giderek daha da onlara benziyorlar..
Bu süreçte, en masum olan, kesinlikle öğrenciler. Çünkü, dayatmalar karşısında yapayalnızlar...

Misyon ve vizyon?
Milli Eğitim Bakanı Dinçer, son 50 yılda neredeyse hiçbir şeyin yapılmadığını ima ederek eğitimde yeni bir felsefenin oluşturulduğunu söylüyor. Bu, kendinden önceki tüm bakanlara haksızlık. Çok şeyler yapıldı, hem de haddinden fazla. Zaten asıl eleştirilmesi gereken konu da bu. Her gelen kafasına göre, eğiteme yön vermeye çalıştı. Tıpkı şimdi olduğu gibi. Peki şimdi yapılanların, bir sonraki bakan tarafından çöpe atılmayacağına kim garanti verebilir.
Daha da önemlisi, yediden yetmişe tüm ülkeyi ve geleceğimizi ilgilendiren eğitim gibi önemli bir konuda, felsefe değişikliğine gidiliyorsa, bu ne kadar konuşuldu, ne kadar tartışıldı ve hangi öncelikler esas alındı?
Bütün bunların paylaşılması gerekmez miydi?..
Özetin özeti: Deneme yanılma ile doğruları bulma yöntemi, ilk çağlarda kaldı. Artık akıl, bilim, paylaşım zamanı!..