‘Çoktan seçmeli’ yılı!

Her yıla bir isim verdiğim gibi 2020 yılına “Çoktan Seçmeli” yılı adını koydum. Bu yazıda dünyaya değineceğim, haftaya da Türkiye’de 2020’ye dair tahminlerimi paylaşacağım...

Her tercih, aslında bir vazgeçiş! Sevdiğim özdeyişlerden biri. 2020 de böyle bir yıl olacak. ABD’de seçim yılı olmasından bahsetmiyorum. Yepyeni bir 10 yıla başlıyoruz. Yepyeni seçimler yapılacak, yapacağız.

2008 krizinden sonraki 10 yılda parasal genişlemelerle krizin olumsuz etkileri bertaraf edilmeye çalışıldı. 2018’de ‘işler düzeliyor’, 2019’da ‘faiz artışları başlar mı, Fed 2 mi, 3 mü artış yapar’ diye tartışırken, tersine 25 baz puanlık 3 “faiz indirimi” yapılan 2019’u geride bıraktık.

Tıpkı Japonya’da 1990’dan beri olduğu gibi bunca parasal genişleme tam isteneni veremedi, yeniden parasal genişleme ya da düşük faiz politikasına geri dönüldü. Amerika’da büyüme olsa da Avrupa, Japonya için bunu söylemek mümkün olamadı. Hem de negatif faizlere rağmen.

2020’nin dünya adına yüksek büyüme vaat etmesi zor görünüyor. Dünya ticareti 2019’da daralırken, 2020’de de daralması ihtimali yüksek görünüyor.

‘Çoktan seçmeli’ yılı

Neden bu adı verdim?

Bunda ABD - Çin arasındaki “Ticaret Savaşlarının” (adı “Teknoloji Savaşları” olmalı) etkisi olduğu iddia edilse de büyüyemeyen dünya başta olmak üzere, büyüme hızı düşen ve 2020’de daha da düşecek olan Çin’in önemli katkısı oldu ve olacak.

Coşkulu büyümenin olmadığı dünyada yatırım için ürün/piyasa ve ülkeler bazında alternatifler sınırlı olacak. Yatırımcılar kötünün iyisini arayacak. Bu nedenle; her yıla bir isim verdiğim gibi; 2020 yılına “Çoktan Seçmeli” yılı adını koydum.

Kolaylıkla öne çıkan, fark yaratacak bir hikayesi olan alternatifler neredeyse yok gibi. Durumun idare edileceği bir yıl gibi göründüğünden “İdare-i Maslahat” yılı da koyabilirdim adını ama bu deyimi hatırlayanların sayısı azalmaya başladığından “Çoktan seçmeli”yi seçtim! (Bu yazıda dünyaya değineceğim, haftaya da Türkiye 2020’ye dair tahminlerimi paylaşacağım!)

Özellikle dijital dünyada blockchain gibi önemli kırılmaların, gitgide bozulan gelir dağılımının yaratacağı sosyal patlamaların ve iklim değişikliğinin yıkıcı etkilerinin daha artacağı bir 10 yılın arifesinde olsak bile ekonomiler açısından 2020 bugünden bakıldığında müthiş gelişmeler vaat etmiyor, edemiyor.

Milenyum kuşağı...

2020’nin en önemli olaylarının başında 3 Kasım’daki ABD Başkanlık seçimi geliyor. 2019’da hisse senetlerinin yüzde 25’in üzerinde getiri sağladığı Amerika’da Cumhuriyetçi Trump’ın karşısına nasıl bir Demokrat aday çıkacağını bilemiyoruz.

Demokratların adayı 13-16 Temmuz’daki Demokrat Parti Kongresi’nde, Cumhuriyetçilerin adayı da 24-27 Ağustos’taki Kongre’de belli olacak. Ardından da yoğun bir propaganda dönemine girilecek.

Çin - ABD savaşında 1. Faz’ı Amerika lehine imzalamayı başaran Trump, seçim öncesi; tıpkı diğer Cumhuriyetçi Başkan adayları gibi; İran veya başka bir ülkeyi hedefe koyarak askeri bir hareketliliğe kalkışabilir. Bunun getirebileceği oynaklığı dışarıda bırakırsak karşısına güçlü bir Demokrat aday çıkmadığı takdirde Trump “Yeniden Büyük Amerika” adına piyasaları şaşırtacak adımlarla seçimi  alabilir.

İlk kez bu seçimde “Dijital doğan” milenyum kuşağı oy kullanacak. Onların tercihleri de önemli. Trump yeniden seçilirse dünyadaki “Trump oynaklığı” yine Twitter üzerinden her gün yaşanmaya devam edecektir.

‘Çoktan seçmeli’ yılı

‘Suudi Amerika’ mı geliyor?

Kayaç gazı ve kayaç petrolü devrimiyle Amerika, son 6 yıldır dünyanın en büyük petrol üreticisi. İran cephesi açılmaz ve İran’ın petrol ihracatındaki yaptırımlar hafifletilmezse ABD’deki kayaç petrolü üreticileri boşluğu doldurmaya aday. Hele ki OPEC+ kısıntıyı 1.7 milyon varile artırmışken...

OPEC+ büyük ihtimalle martta kısıntıyı sürdürecektir. En azından 6 ay uzatacaktır. Bu nedenle petrol fiyatının 2020’nin ilk yarısı 65 varil/dolar (+/-5 varil/dolar) seviyesinde kalması için uğraşılacaktır. Ancak yılın ikinci yarısında artan ABD ihracatı nedeniyle OPEC+ içinde çatlak sesler çıkmaya başlayacak, pazar payı kaybetmeme korkusuyla 55 varil/dolar (+/- 5 varil/dolar) seviyelerine doğru bir gerileme yaşanması ihtimali yüksek.

Amerika’nın 2007’deki programı 2020’de ABD’yi en büyük ihracatçı yapmaya götürüyordu. Ancak ülkede petrol boru hatları ihracata uygun hale getirilemediğinden hedef gecikse de “Suudi Amerika” olma ihtimali artacaktır.

Merkez bankaları yorgun

2008 küresel krizi nedeniyle merkez bankalarına çok iş düştü, çok yük bindi. Anlamadığım bir şekilde politikacılar elini taşın altına koymaktan kaçındıkça bu yük daha da ağırlaştı.

Merkez bankaları bu yükün altında iyiden iyiye yoruldular. Daha doğrusu parasal genişleme politikaları ile kat edilebilecek mesafeler azaldı, piyasalarda bir yandan likidite şımarıklığı yaşanırken, diğer yanda da mali politikaları devreye almayan politikacıların tembelliği arttı.

2020 hemen hemen tüm küresel büyük merkez bankalarının faizleri “korudukları” bir yıl olacak. Fed’in faiz indirimlerinin sonuna gelinmese bile sondan bir önceki durağa gelindiğini düşünüyorum. Yılın ilk çeyreğinde 25 baz puanlık son bir indirim ya gelecek, ya gelmeyecek.

Enflasyon dönemi (emtia fiyatlarındaki artışlarla birlikte) yavaş yavaş geri döneceği varsayımımla birlikte Fed’in faiz indirimleri son bulacak, ancak 2020’de; hele ki ABD Başkanlık seçimlerinin olduğu bir yılda; faiz artışına gidebileceğini sanmıyorum. Lagarde’ın başkanlık görevine gelmesi ile birlikte ECB cephesinde negatif faiz veya parasal genişlemeci politikalar daha sık tartışılır olacak. Hükümetlerin; özellikle de Almanya’nın; mali politikalar ve kamu harcamalarıyla ekonomik büyümeye destek vermesi beklenecek.

‘Çoktan seçmeli’ yılı

Dolar ve euro nereye?

Yılın ilk yarısında faiz indirimlerinde bekle gör dönemi olacağından doların güçlü olacağı bir döneme girileceğini tahmin ediyorum. EUR/USD paritesi tarafında yılın ilk yarısında zayıf bir euro dönemi yaşanacağını, 1.07 - 1.08 bandına kadar bir gerileme olabileceğini mali politikaların devreye girmesi sonrasında euro faizlerinin “sıfırlanacağını” yani negatif faiz döneminin sona ereceğini tahmin ediyorum. Hal böyle olursa yılın sonlarına doğru euro’nun dolar karşısında 1.1630-1.1710 bandına kadar yükselebileceğini tahmin ediyorum.

Euro’da bu yükselişin sinyalleri erken dönemde gelmez ise, önümüzdeki yılın “carry trade” (düşük faizle borç alınıp, yüksek faizli para birimlerine yatırım yaparak para kazanma) parası olmaya aday! Ucuz euro ile yapılacak borçlanmaların hangi para birimine/enstrümana yatırılacağı bu yılın “çoktan seçmeli” sorusu olacak!

Ya Brexit’in durumu?

Brexit nihayet hayata geçecek. Boris Johnson’un ezici üstünlükle aldığı yetkiye dayanarak kısa zamanda hayata geçireceği Brexit süreci o kadar da kısa sürede ekonomiye yansımayacaktır.

İngiltere’nin gerekli dış ticaret anlaşmalarını yapması için zamana ihtiyacı olacaktır. İngiltere’nin açtığı yoldan AB’nin “aksi ve bencil çocuğu” Macaristan da geçecek mi? Avrupa Birliği’nden kopuşlar veya kopuş ihtimallerinin artması genel Avrupa ekonomisini olumsuz etkileyecektir.

2019’dakine benzer yatay, büyümenin sıkıntılı olduğu bir yıl daha bekliyor AB’yi. İtalyan bankaları meselesi çözülür, Almanya kamu harcamalarını artırmaya yanaşırsa belki bir şansları olur. Aksi takdirde bizim de işimiz zor olacak.

Emtia cephesi ilgi çekecek!

Para birimleri arasından sıyrılabilecek olanların sayısının azlığı, ABD’deki hisse senedi piyasalarının 2019’daki fevkalade başarılı performansının 2020’de aynı şekilde sürdürülmesindeki zorluklar emtia cephesini bu yılın gözdesi yapabilir.

Bu demek değildir ki “büyü(ye)meyen” dünya ekonomisine rağmen tümü aynı anda yükselecek. Tabii ki bu olmayacak. Yukarıda da belirttiğim gibi “ABD - İsrail - İran savaşı” gibi bir sorun yaşanmazsa petroldeki yükselişin sınırlı kalabileceğini düşünüyorum. Ancak aralarından bazıları yine “çoktan seçmeli” şekilde pozitif ayrılacaktır.

Geçtiğimiz yılı “Altın Yılı” ilan etmiş ve altının yükseleceğini tahmin etmiştim. Geçen yıla 1.282 ons/dolardan başlayan altın, yıl içinde 1.557’yi gördükten sonra yılı 1.510’lu seviyelerden kapatacağa benziyor. 1.510’a göre hesaplandığında yüzde 17.8’lik bir kazanımı olmuş. Aynı dönemde gümüşün getirisi yüzde 14.6’da kalmış. Bu yılın şanslılarından biri gümüş olabilir.

Diğer yandan elektrikli otomobillerdeki bataryaların ana malzemelerinden lityum da elektrikli arabaların yeniden çok daha fazla konuşulduğu, Tesla’nın hisse senedinin yılı tarihi rekorda kapattığı, Alman oto üreticisinin 2025’te başlayacağı elektrikli araç üretim programını 2023’e çekmesiyle yeniden parlayabilir.