KORONA SONRASI NELER OLABİLİR?

Koronavirüs salgını dünyada birçok şeyin değişmesine neden olacak. Bundan sonra bizi nasıl bir dünyanın beklediğine dair ipuçları belirdi. İşte benim tahminlerim...

Dünyanın çok büyük kısmını “gönüllü ev hapsine” sokan koronavirüs birçok şeyin değişmesine neden olacak. Gönüllü ev hapsinden sonra sanırım hayvanat bahçesindeki hayvanları daha iyi anlar olmuşuzdur... Zira doğa bu kez bizi evlerimize hapsetti, bize dışarıdan bakıyor, biz ise içeriden... Kendisini hızla tamir ediyor, biz olmadığımızda!

Çevre bilinci için önemli bir umut doğdu. Sosyolojik, politik, ekonomik değişiklikler de olacak!

1986’dan bu yana finansal piyasalarda bilfiil içinde yaşayarak çok sayıda finansal - ekonomik kriz gördüm. 1988 ve 1994 Türkiye, 1998 Rusya - Asya krizi, 1999 Kocaeli depremi, 2001 Türkiye krizi, 2008 küresel finansal krizlerin hemen hepsi finans - ekonomi kaynaklıydı. (Belki Kocaeli depremini ayırmak gerek!)

AB çatırdayacak

Ancak içinde ilk kez “biyolojinin” ve “insanların ölüm korkusunun” olduğu bir kriz ile karşı karşıyayım(ız). Henüz daha küresel salgının yavaşladığı, hayatın normalleşebileceğine dair güçlü haberler almadık.

Ancak bundan sonra nasıl bir dünyanın beklediğine dair bazı ipuçları belirdi. Bu nedenle bu yazıma (1) koydum, yenilerini de yazacağım. İlk yazıdaki bazı saptama ve tahminlerime gelince...

Dünya lideri ve küresel kurumlar kalmamış! Trump’ın iktidara gelmesi ile bir yandan dünya liderliğinden gönüllü çekilmesi, diğer yandan 2. Dünya Savaşı’ndan sonra kurulan Birleşmiş Milletler, IMF, Dünya Bankası gibi kurumların etkilerinin azalmasına neden oldu. Ülkesel/bölgesel çözümler yerine, küresel çözümler gerektiren böylesi bir pandemiye karşı ülkeler ortak hareket edemediler.

Avrupa Birliği (AB) çatırdayacak! Salgına karşı ortak bir politika geliştiremediler. Ülkeler sınırlarını karşılıklı haber vermeden kapattılar. İtalya’ya yardım Rusya ve Çin’den geldi. Böylesi günlerde birbirine destek olmayan; ortak para politikası dışında ortak maliye politikası ve ortak anayasası olmayan bir birlik; hele ki Brexit sonrası nasıl yoluna devam edebilecek?

G. Kore, Tayland ve Singapur modeli mi, yoksa Çin modeli mi? Çin hasta insanların metal kapılarını üzerine kaynaklayacak denli otoriter önlemler aldı. İlk gruptaki ülkeler ise insan hakları ve demokrasi içinde çözüm üretti. İnsanlık hangisine doğru gideceğine karar verecek!

 Tedarik zincirleri kırıldı! Dünya üretiminin dörtte biri Çin’e kaymıştı. Sadece nihai ürün değil; ara mal, ilaç, katkı maddelerinin çoğunu dünyaya Çin sağlıyordu. Şimdilik stoklardan dolayı çok hissetmiyoruz, ancak 2 - 3 ay sonra etkilerini daha fazla hissedeceğiz. Üretim yerele dönmek zorunda kalacak. Türkiye bu konuda şanslı görünüyor, doğru adımlar atarsak!

İnsanlara ‘mikroçip’ takılır mı?

Küresel işsizlik dalgası geliyor! Ne yazık ki bu kaçınılmaz. Bir yandan dijitalleşme, bir yandan tedarik zincirlerindeki kırılmalar, üretim faaliyetlerinde önemli aksamalara neden olacak. Umarım 1929 ABD’deki Büyük Buhran dönemlerini andıran bir durum ortaya çıkmaz. (İlginçtir, küresel koşullar o dönemi fazlasıyla anımsatıyor, buna da başka bir yazıda değineceğim.)

İnsanlara “mikroçip” takılacak! Büyük veri toplayıcıları; halihazırda akıllı cep telefonlarımız aracılığıyla kişisel birçok veriye ulaşabiliyorlar. Vücudumuza takılacak bir çip ile sağlık durumumuzu izleyeceklerini ve hasta olmadan tedbir almamız için bize yararlı olacağını söyleyecekleri bu çipin takılmasında normal şartlarda bir çoğumuz itiraz eder, kabul etmezdik. Ancak bu salgından sonra birçok insan çok daha kolay ikna olacak. Tabii ki bu sayede daha önce toplayamadıkları verileri de toplayabilecekler, 2018 Davos’taki konulmasında Yuval Hariri’nin söylediği gibi artık bizi “hack’leyebilecekler”!

Turizm ve yeme-içme ne olur?

Daha da dijitalleşeceğiz! Mavi yakalıları değil belki ama beyaz yakalıları günde 2 saat bir yerden diğerine taşımak zorunda kalmayacağız. Daha az toplu taşıma ve büyük ofislerin soğutma - ısıtması için daha az yakıt tüketimi, çalışanlar için de kendilerine daha fazla zaman ayırma şansı doğacak.

Yeme - içme ve turizm zor toparlanacak! Daha azla yetinmeyi öğrendiğimizde daha az dışarı çıkacağız. Üstelik “sosyal mesafe” tedbirlerimizi salgın bitse de bir süre devam ettireceğiz. Bu da eğlence, yeme - içme ve turizm sektörlerinin toparlanması çok uzun sürebileceğini söylüyor. Bu tüm dünya için geçerli...
Virüs ayrım yapmıyor

Bilim adamları; futbolculardan, Hollywood yıldızlarından daha değerliymiş! İnsanlık için yılda 10 milyonlarca dolar kazanan futbolcu veya yıldızlardan değil, bilim adamlarından fayda varmış! Bu arada din adamları için de geçerli bu. Onlar da bilim adamlarının ağzına bakıyorlar!

Koronavirüs zengin - fakir ayrımı yapmadı! Zenginler umarım; fakir olanların da sağlığını düşünmez, kamu sağlığına önem vermezler ise, bu salgından kurtulamayacaklarını anlamıştır.

Finansta güvenli liman yokmuş

Petrol yıkılmaz armada değilmiş! Petrole “duygusal” anlamda yaklaşmak doğru değil ama hayat devam etmediğinde, petrol de bir işe yaramıyormuş. Birçok ekonomik dengenin ortasına konulan petrol, o dengeler sarsıldığında, kendisi de dağılabiliyormuş!

Finansal güvenli liman yokmuş! Finansal piyasa katılımcılarının çok genel bir yanılgısı vardır:
Piyasalarda bir sorun olursa ilk ben kaçarım! Hayır, hiçbir zaman öyle olmuyor. Herkes çıkış kapısına hücum edince kimse çıkamıyor. Bu krizde de öyle oldu. Küresel dolar “akışkanlığında” (miktarında değil!) sorun olunca nakit dolar talebi tüm varlıklara satış getirdi, ABD bonoları, altın ve birçoklarının çok güvendiği kripto paralar da nasiplerini aldı.

Son kullanım tarihli ‘dijital para’ yolda

Dijital paralar geliyor! Yanlış anlaşılmasın kripto paralar değil. Bildiğiniz doların, euro’nun, TL’nin artık dijital halini kullanacağız. Nakit hayatımızdan çıkacak. Sebebi, virüs taşıdığından çok “negatif faizin” nakit hayatta kaldığı sürece çalıştırılamıyor olması. Negatif faizden kurtulmak için, nakit paranızı bankadan çekip eve götürebiliyorsunuz.

Dijital paraya geçildiğinde negatif faiz baskısıyla, tüketim veya yatırım olarak paranın ekonomiye dönmesi sağlanabiliyor. Diğer bir avantajı da “son kullanım tarihi olan” dijital para yaratmak.
Özellikle krizlerde insanlara sınırlı süreli kullanımı olan bir para verirseniz, o süreden önce paranın ekonomiye dönmesini sağlayabilirsiniz.

Çok önemli değişimlerin arifesindeyiz. Umarım bu süreç kısa zamanda yavaşlar, bilim adamları bizlere müjdeli haberleri verir. Aksi takdirde önlemlerin uzun süre; hatta bazı ülkelerde gereğinden de uzun süre devrede olması hem ekonomik, hem de sosyolojik olarak tüm insanlığı yoracaktır.

PETROLDE KAKAFONİ

Trump’ın Suudi Prensi arayarak Ruslarla anlaşarak günlük petrol üretimini 10 milyon varil düşürerek petrol fiyatlarını stabilize etmesini “rica etmesi” ve OPEC+ toplantısının bugün yapılacağı beklentisiyle petrol fiyatları geçen cuma günü sert şekilde yükseldi.
1 Nisan’da 21.90 varil/dolara kadar gerileyen Brent petrolü, haftayı 33.90 dolar seviyelerinden kapattı.

Asıl sorun ABD

Ancak bugün yapılacağı söylenen toplantı önümüzdeki haftalara ertelendi. S. Arabistan Rusya ile mutabakat sağlanmadığını açıkladı. Rusya Suudileri suçladı, derken petroldeki fiyat istikrar çabaları önümüzdeki günlere kaldı. Sorun Rusya ile S. Arabistan arasında gibi görünse de asıl sorun Amerikalı kayaç petrolü üreticilerinin kesintiye razı olmamaları. Birkaç şirket yüzde 20’lik kesintiye gidebileceklerini söylese de diğer iki büyük üreticiye göre tamamı özel sektörün elindeki ABD petrol üreticilerinin nasıl bu kısıntıları yönetecekleri, buna uyup uymayacaklarının nasıl denetleneceği konuları meselenin yumuşak karnı.

Yeniden belirsiz bir ortama girildiği gerçeğiyle bu hafta petrol piyasası oynak seyir izleyecektir. Birkaç haftadır petrol yazıyorum. Bunun en önemli sebebi, petrol piyasası istikrara kavuşmadan emtia piyasaları başta olmak üzere küresel piyasaların durulduğuna ikna olmak zor olacak.