Merkez ne kadar faiz indirecek?

Merkez Bankası Para Politikası Kurulu (PPK) 2020’nin ilk toplantısını 16 Ocak’ta yapacak. Tahminimce Merkez Bankası ‘önden yüklemeli’ faiz indirimi politikasına devam edebilir

Dikkat ederseniz başlıkta; Merkez Bankası (MB) faiz indirecek mi değil; ne kadar indirecek diye soruyorum. Bu hafta Para Politikası Kurulu (PPK) 2020 yılının ilk toplantısını 16 Ocak’ta yapacak.

Geçtiğimiz birkaç yıldan farklı olarak PPK bu yıl “her ay” toplanacak. Bir yandan iyi, diğer yandan çok da iyi olmayan bir karar! Her ay, dinamik tepki vermek adına değişiklik olumlu olarak değerlendirilebilirken, diğer yandan her ay “tepki verilmesi gereken” bir para politikasına sahip olmak çok da arzulanan bir durum olmasa gerek. Şimdilik bu tartışmayı bir kenara bırakalım...

“İşgören faiz” olarak tanımladığım bir faiz var! Merkez Bankası’nın belirlediği politika faiz(ler)i her ne olursa olsun, “işgören faiz” piyasalarda vücut bulan, hayata geçen faizi temsil ediyor.

Faiz artırmakta geç kalan Merkez Bankası’ndan önce işgören faizleri yükselten ve Merkez’i bir anlamda faiz artışlarına zorlayan 2018 piyasasının tersine; kamu bankalarının ardına takılan özel bankaların da son aylarda/haftalarda verdikleri kredilerde uyguladıkları faizler, politika faizlerinden oldukça farklı.

‘İşgören faiz’ kaç?

İşgören faiz 2018’de politika faizinden yüksek iken, bu aralar daha düşük. 3 aylık kredi faizinin yüzde 10.00 - 10.50, 6 aylık kredi faizinin yüzde 10.50 - 11.50 arası bulunduğu ortamda, MB’nin haftalık politika faizi yüzde 12.00’de.

Her ne kadar cari faiz kamu bankaları eliyle bu seviyelere gelse de özel bankaların da kredi yarışına katılması cari faizi “işgören faiz” statüsüne getiriyor. Küresel gelişmeler ne olursa olsun, iki faiz bir şekilde yakınsayacaktır.

Yakınsama MB’nin politika faizine mi, yoksa piyasadaki “işgören faiz” seviyesine mi olacak diye bakıldığında politik öncelikler MB politika faizinin, piyasa faizine yakınsayacağını söylüyor.

MB’nin düzenli beklenti anketinde ‘gelecek x dönemde faiz ne olur?’ diye bir soru var. Ankete katılanlar buna kendi görüşlerinin yanı sıra MB’nin ve politikacıların nasıl bir yol izleyeceğini göz önüne alarak yanıt veriyorlar.

100 puan olur mu?

Aynı ankete ‘gelecek x dönemde sizce faiz ne olmalı?’ diye bir soru eklenmeli diye yıllar önce bir öneri yapmıştım. Eğer bu sorular yılın ilk toplantısı için sorulsaydı, iki sorunun iki farklı yanıtı olurdu. Büyük ihtimalle faizler ne olmalı sorusunun yanıtı, aynı kalır olurken; ne olur sorusunun yanıtı da düşer olurdu. 

2019 enflasyonu yüzde 11.84 ile MB’nin yüzde 12’lik yıl sonu tahmininin altında geldi. Baz etkisinden dolayı yılın ilk yarısında çok fazla düşmesi beklenmiyor. Bu açıdan politika faizlerinin yatay seyretmesi, enflasyonda düşüş başlarken indirilmesi daha doğru bir politika kararı olurdu. Ancak öyle mi olacak? Sanmıyorum!

Büyük ihtimalle MB “önden yüklemeli faiz indirimi(!)” politikasına devam ederek 100 baz puan indirime gidecek diye tahmin ediyorum. Ne olmalı değil, ne olurun tahminini yapıyorum. Tek haneye kadar en azından 275 baz puanlık bir yol var. Hepsini tek seferde yapmadığı, aylara yaydığı bir durumda bu aya 100 baz puan ayrılacağını tahmin ediyorum.

Merkez ne kadar faiz indirecek

ABD - İran gerilimi neyse ki kısa sürdü

Aslına bakarsanız yılın hemen başındaki heyecan yerini itidale bırakınca Merkez Bankası’nın da işi kolaylaşıyor.

Küresel piyasalara yılın ilk iki haftasında İran’ın Ortadoğu’daki en önemli generali Kasım Süleymani’nin ABD tarafından öldürülmesi damgasını vurdu.

Saldırı sonrası İran’dan nasıl bir yanıt geleceği korkusuyla altın - petrol fiyatı hızla tırmandı. İran’ın ABD üslerine füze saldırısı sonrası İran Dışişleri Bakanı Zarifi’nin gereken karşılığın verildiğini belirtmesi, ABD Başkanı Trump’ın NATO’yu Ortadoğu’da daha fazla sorumluluk almaya davet etmesi ve İran ile yeni bir nükleer anlaşma için masaya oturmaya hazır olduğunu açıklaması ile gerilim hızla azaldı. Trump basın toplantısında “Barış” derken aynı zamanda bundan sonra askeri müdahale yerine ekonomik yaptırımlarla mücadeleye devam edeceğini işaret etmiş oldu. Nitekim hafta sonu İran’a yeni ekonomik yaptırımlar ve bazı kişilere yasaklar açıklandı. 

Tüm bu gelişmeler sırasında 1.611 ons/dolar seviyesine tırmanan altın, 1540 ons/dolara geriledikten sonra haftayı 1.560 seviyesinden kapattı.

Petrole etkisi ne olur?

İran - ABD gerginliği en fazla dünya petrol arzının yüzde 30’una yakının geçtiği Hürmüz Boğazı’nın kapanma endişesi nedeniyle ham petrol fiyatlarını vurdu. Geçen yılı 66.80 varil/dolardan kapatan Brent petrolü, kısa sürede 71.40’a tırmandıktan sonra, 65.45’ten haftayı kapattı.

OPEC+ toplantısında 1.2 milyon varil/günlük kısıntının 1.7 milyon varil/gün’e çıkarılması ile birlikte yükselen petrol fiyatlarına bir de İran - ABD gerginliği eklenmiş oldu.

Her ne kadar gerileme yaşansa da gerilimin kasımdaki ABD Başkanlık seçimine kadar bitmeyeceği endişesi ile petrol fiyatlarında 3 - 5 dolarlık bir risk primi kalıcı olacağa benziyor. Bunun da bizim piyasalarımıza cari açık ve enflasyon üzerinden olumsuz etkisi mutlaka olacaktır.

Merkez ne kadar faiz indirecek

Gerilim sonrası ‘dinginlik’ beklentisi kura ve borsaya yaradı

ABD ve İran geriliminin kısa sürmesi, Çin ve ABD’nin Faz-I’de imza aşamasına gelmesi, Fed’de “bekle - gör” dönemi beklentisi küresel risk iştahını artırdı. Gelişen ülkelerle birlikte, biz de bu ortamdan olumlu etkilendik.

Gerilim sırasında 5.9880 seviyelerine kadar yükselen dolar/TL kuru; ılıman rüzgarlar esince 5.8560’lı seviyelere kadar geriledi, haftayı 5.8775 seviyesinden kapattı.

Süleymani’nin öldürülmesi haberi sonrasında 110.745 seviyesine kadar gerileyen BIST 100 endeksi, özellikle Trump’ın “barış” kelimelerini tahminlerden çok kullandığı basın toplantısı sonrasında “boşluklu” yükselişlerle haftayı 118.663 seviyesinden kapattı!

Boşluk kapanır mı?

29 Ocak 2018’deki 121.531’deki “nominal” zirvesine oldukça yaklaştı. Geçen cuma 1.91 dolar bazındaki kapanış, daha önceki yıllarda 3 kez ziyaret edilen 5.1 dolar seviyesindeki zirveden oldukça uzak olduğundan reel anlamda zirvelerden söz etmek ne yazık ki mümkün değil!

Bu hafta görece ılıman havayı MB’den 200 baz puan ve üstü bir faiz indirimi bozmaz ise dolar/TL’nin; 100 baz puan faiz indirimi gelse dahi; 6.00 seviyelerinin üzerine çıkılmasını beklemiyorum.

50 baz puan ve altı indirim olursa dolar/TL’de 5.8260’lardaki 50 günlük ve 5.7930’lardaki hem 100, hem de 200 günlük Basit Hareketli Ortalamalara yakın seviyelere doğru geri çekilme dahi görebiliriz.

BIST 100 tarafında ise 8 - 9 Ocak’ta 112.876 ile 115.236 arası oluşan boşluğun kapanıp, kapanmayacağı önemli. Zarar durdurma alımlarıyla hızlı yükselişin bir kâr realizasyonu ile düzeltme yapması durumunda bu boşluk kapanır, sonrasında gelecek yükseliş daha sağlıklı ve sağlam temellere oturur.

Aksi durumda yükselişe katılanların sınırlı olduğu bir durumda, yükselişin yukarıda belirttiğim bir önceki nominal zirveye kadar devam etmesi söz konusu. Bu durumda “boşluk” bir sonraki ana düzeltmede kapanacak demektir.

Fed’in ‘bekle - gör’ döneminde görece rahatız

Geçtiğimiz Cuma günü ABD istihdam raporu açıklandı. Tarım Dışı İstihdam verisinde istihdamın 160.000 kişi artması gerekirken artış 145.000 kişide kaldı. Geçtiğimiz birkaç ayın verisi de 14 bin kişi kadar aşağıya revize edildi.

Üretim tarafında 12 bin kişilik daralmanın önemli kısmı 20 bin kişilik inşaattaki istihdam ertışı ile karşılanmış görünüyor. Maaş artışlarının beklentilerin az da olsa altında kalması Fed’in yeni bir faiz indiriminden çok önümüzdeki aylarda bekle gör politikası izlemeyi tercih edeceğini düşündürüyor.

Yakın zamanda herhangi bir faiz artışının gelme ihtimalinin az olduğu bir döneme girildiğinden gelişen ülkeler olarak; özellikle de Çin - ABD Ticaret anlaşmasının imzalanacağı bir dönemde görece olarak daha ‘dingin’ bir dönem geçirebiliriz.

Bu hafta Çin Başkan Yardımcısı Liu He’nin Faz-I anlaşmasını imzalamak üzere ABD’ye gideceği belirtiliyor. Trump da anlaşmanın bu hafta imzalanacağını açıklamıştı. Piyasaların uzun süre gündemini işgal eden bir konu daha gündemden düşeceğe benziyor.