‘Rand raporu’nun arkasında kimler var?

Rand Corporation, yakın zamanda “Türkiye’nin Milliyetçi İstikameti ve bunun ABD-Türk Stratejik Ortaklığı ve ABD Silahlı Kuvvetleri Üzerindeki Etkileri” başlıklı raporuyla gündeme gelmişti. 276 sayfalık raporda yer alan, Türk ordusuna atıfla “Orta kademe askerler rahatsız, yeni darbe girişimi olabilir” şeklindeki cümle, Türkiye’de ciddi tartışmaya neden olmuştu.

Söz konusu Rand Corporation, 1948’de askeri planlama, araştırma ve karar geliştirme amacıyla ortaya çıkan bir kuruluş. Kaliforniya’da kurulu Rand Corporation’ın, 50 farklı ülkeden 1950 çalışanı var. Rand’ın geliri geçen yıl 345 milyon dolarmış. Bu gelirin yarıdan fazlası da, ABD’nin resmi devlet kurumlarından geliyor. Genel sıralamaya baktığımızda, ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) ve güvenlik ajanslarından 61 milyon dolar, İç Güvenlik Bakanlığı’ndan 46 milyon, Kara Kuvvetleri’nden 40 milyon, Hava Kuvvetleri’nden de 49 milyon dolar bağış almış. Dolayısıyla devlet desteğini arkasına almış Rand’ın söz konusu raporu için “Bu rapor tamamen ABD’nin görüşünü mü yansıtıyor?” sorularının gündeme gelmesi de bundan kaynaklanıyor.

‘Rand raporu’nun arkasında kimler var

Peki, söz konusu raporu kimler yazmış? 10 ABD’linin imzası var. Yazanlardan sadece Stephen J. Flanagan ve F. Stephen Larrabee, Rand’ın tam zamanlı çalışanı. Anika Binnendijk, Katherine Costello, Shira Efron, James Hoobler, Magdalena Kırchner, Jeffrey Martini, Alireza Nader, Peter A. Wilson, ya doğrudan ya da dolaylı olarak projeye dışarıdan dâhil olmuş. Raporu yazanlar içinde Beyaz Saray’da da çalışmış, bilinen isimler bulunuyor. Açıkçası yazanlar değil ama, raporda alıntılarla “kaynak” olarak gösterilen bazı kişilere baktığımda, raporun çok da ciddiye alınmaması gerektiğini düşünüyorum. Tabii ki Türkiye’nin bir daha darbe girişimlerine uğramaması ve bu konuda önlemlerini alması için bu tür tartışmaları değerlendirmesi önemli. Ancak raporu kimlerin, ne amaçla yayınlandığını da iyi analiz etmek lazım.

Raporda açıkça FETÖ üyelerinden kaynak olarak alıntılar yapıldığı görülüyor. Mesela, Türkiye aleyhine ABD Kongresi’nde konuşma yapan Ahmet S. Yayla’yı görüyoruz. Yayla’nın 2018’den beri Rand’a katkı sağlayan 4 ayrı makalesi olduğunu gördük. Yani Rand’la ilişkisi olduğu net bir şekilde görülüyor... Darbe girişiminde adı geçen, Türkiye aleyhine en büyük düşmanlığı yapan kişi ve gruplardan alıntılarla rapor yazmak ne kadar saygındır, takdiri sizlere bırakıyorum...

Her ne kadar bazı düşünce kuruluşları “Bağımsız hareket ediyoruz” dese de, D.C’de birçok kurum ya “ülkelerin” ya “grupların” ya da “kişisel zengin ailelerin” etkisinde kalarak rapor yazıyor. Gönül isterdi ki, raporu yazanların çoğu Türkiye’ye gidip yerinde araştırma yapsın, tarafsız rapor hazırlasın... ABD-Türkiye ilişkilerinin tamamen bitirilmesi kimlere fayda sağlar, öncelikle bunun sorgulanması gerekir.

ABD’de çok uzun süredir yaşayan biri olarak Türkiye’yi çok ağır eleştiren, Türk düşmanlarıyla ortak çalışanların bu dönem Washington D.C’de prim yaptığını görüyorum! Ortalık uzun zamandır, Türkiye’ye gitmeden sözde “Türk uzmanıyım” diyerek boy gösteren veya nereden geldiğini unutup hainlik yapanların çoğunlukta olduğu bir başkentte rapor üstüne rapor yazanlardan geçilmiyor.

NY Belediye Başkanlığı için yarışan Türk dostu: Eric Adams

‘Rand raporu’nun arkasında kimler var

2020 Başkanlık Seçimleri’nde Demokrat Parti kanadında üçüncü ön seçimler yapıldı ve yaşlı Kurt Senatör Bernie Sanders Nevada’daki seçimi de kazandı. Özellikle Demokrat Parti başkan aday adayları arasında kıyasa mücadele sürerken, eyaletlerde yerel seçim kampanyaları da devam ediyor. Seçildiğinden beri Türkiye’ye 7 kez gitmiş, Gaziantep, Beşiktaş gibi belediyeleri “kardeş şehir” seçmiş Brooklyn’in Belediye Başkanı Eric Adams’dan bahsetmek istiyorum. New York Polis Departmanı’nda dedektiflik, daha sonra “eyalet senatörlüğü” yapmış olan Brooklyn Belediye Başkanı Adams, New York belediye başkanlığına aday. Tüm anketlerde önde giden Adams, Türkiye aşığı biri. Belediyede çalışan Türkler bir yana, her Türk etkinliğine giderek Türk-Amerikan toplumunu destekliyor. Yakın zamanda dünyanın en önemli kentlerinden biri olan New York’ta bir Türk Dostu başkan görmek kısmet olabilir.

ABD’li albayın şok İdlib açıklaması

İdlib konusunda Türkiye’nin diplomatik çalışmaları yoğun şekilde sürerken, Cumhurbaşkanı Erdoğan da, 5 Mart’ta Avrupa liderleriyle Türkiye’de görüşeceğini açıkladı. ABD, Ankara ile Moskova arasındaki anlaşmazlığı fırsat bilerek, Türkiye’nin İdlib konusundaki çabalarını desteklerken, askeri alanda Türkiye’ye sahada destek vermesi beklenmiyor. Ancak, Patriot füzelerinin Hatay’a konuşlandırılması konusunda bir diyalog olduğu, Pentagon tarafından da belirtildi. Bunun dışında istihbarat anlamında ABD’nin Türkiye’ye daha ciddi bilgi vereceği de konuşulanlar arasında.

Kongre dâhil birçok kesimde Esad rejimi ve Rusya’ya kınama mesajları verilirken, Irak’ta görev yapan DAEŞ’le Mücadele Koalisyonu’nun ABD’li sözcüsü Albay Myles Caggins’den dikkat çekici ve tuhaf bir açıklama geldi:

“İdlib, terörist gruplar için bir mıknatıs gibi görünüyor. Hepsi siviller açısından tehdit teşkil eden çok çeşitli gruplar var.”

Pentagon’dan bir yetkilinin İdlib konusunda Rusya ve Esad ağzıyla konuşmasının ne anlama geldiğini, Beyaz Saray’la nasıl çelişki içinde olunduğunun ayrı bir göstergesi olarak okumak lazım. Hatırlanacağı üzere bu albay, geçen yıl da bir skandala imza atmış, PKK/YPG’ye yakın bir hesabın paylaştığı görüntüyü beğenmişti.

Tam bu açıklamanın üstüne, Pentagon Teftiş Başkanlığı’nın, YPG/PKK’ya verilen 715 milyon dolarlık silahların kaydının tutulmadığını raporlanması, Türkiye’nin, başından beri bu konudaki tepkisinde ne kadar haklı olduğunu tekrar hatırlattı. 3 gün önce de Cumhuriyetçi Kongre üyesi Ralph Abraham, Suriye’de YPG/PKK elebaşlarından Mazlum Kobani’yi ziyareti ABD medyasında yer almıştı. Abraham’in, ziyaretin amacını “Bölgedeki Hıristiyanların güvenliği ve Kürtlerin öz yönetimini desteklemek!” diye nitelemesine yorum yapmak bile istemiyorum!

Amerika’da seçimlere hazırlanan Türk kadınlarımız

‘Rand raporu’nun arkasında kimler var

ABD’de Türk toplumu içinde siyasete girenlerin sayısı her geçen gün artıyor. Yaklaşık 300 bin Türk kökenli vatandaşın yaşadığı ABD’de, Türk kadınlarının yerel yönetimlerde söz sahibi olmak için ciddi çabaları var. Bu hafta itibariyle 6 vatandaşımız federal, eyalet ve yerel yönetimler için aday olduğunu açıkladı. Ayça Sawa, Wisconsin eyaletinden Şehrin Maliye Müdürlüğü için, Aylin Açıkalın New Orleans’dan hâkim seçilmek için, Ceylan Rowe Massachusetts “eyalet meclis milletvekilliğine adaylık” ve eşi Türk olan Leah Ersoylu ise Kaliforniya’nın Orange bölgesindeki Milli Eğitim Müdürlüğü’ndeki göreve adaylar. Gördüğünüz üzere yerel pozisyonlar için bile seçim kampanyası var ve kıyasıya rekabet söz konusu. Cesur kadınlarımızın, Amerikan politik sistemine girmesi çok değerli ve önemli. Zira Amerika’da Kongre üyesi veya senatör olmak için yerel eyaletlerde yaptığınız çalışmalar, kamuoyunun dikkatini çekiyor. O nedenle ileriki yıllarda bir Türk’ü Kongre’de görmek en büyük arzumuz. Tüm adaylara başarılar diliyorum...

5 senatörün Türkiye çıkarması

‘Rand raporu’nun arkasında kimler var

ABD Senatosu Askeri Hizmetler Komite üyelerinden Senatör Moran, Senatör Thune, Senatör Burr, Senator Rubio, Senatör Fischer önce İzmir’de NATO Karargahı’nı, sonra da Efes Antik kentini ziyaret edip, ardından da İstanbul’da iş dünyasının temsilcileriyle bir araya geldi. Dikkatimi çeken isim, yakın zamanda Türk düşmanlığının dozunu artıran Senatör Marco Rubio oldu. Rubio, Türkiye’nin Suriye’deki varlığından ciddi rahatsızlık duyması dışında, FETÖ’nün PR makinesi olarak Türk düşmanlığı yapan Enes Kanter’e yakınlığıyla da biliniyor.

Washington D.C’de birçok konuda Türkiye’ye atıp tutan temsilcilerin, Türkiye’ye geldiklerinde gerçekleri görmesi önemli. Zira Rubio, “Türkiye NATO’dan atılmalı!” diyen nadir senatörlerden biri! Cehalet o kadar kötü bir şey ki... Bırakın Türkiye’nin teknik olarak NATO’dan atılmayacağını bilmemesini, İzmir’de NATO’nun Müttefik Kara Komutanlığı’nı ziyaret etmesini hayranlıkla izledim!