Affetmezsin ama seversin

Bir “Çukur”un finali, bir “Masumlar Apartmanı”nın sezon finali. Bu hafta pek çok konunun önüne geçip sosyal medyada çok konuşulanların başında yer aldılar. İlkini değil ama ikincisini baştan beri sadakatle takip eden biri olarak ‘spoiler’lardan nasıl kaçacağımı bilemedim. İnsanlar izlerken bir yandan tweet atıyor, birazcık geç izliyorsanız geçmiş olsun. Zaten bir süredir gereksizce ifşa edilmiş duyumlar sayesinde başrol oyuncularından Farah Zeynep Abdullah’ın ayrılacağını ve İnci’nin öleceğini bilerek izliyoruz diziyi. Bir dizide karşılaşacağımız sürprizi vaktinden önce duyurmanın izleyenlerin tadını kaçırmak dışında kime ne faydası var anlamış değilim. Tebrikler, izleme zevkimiz yarıya indi. Üstüne de dizi başlar başlamaz “Birazdan ne olacak?” sahneleri konuyor ki sonuna kadar ne olacağını bilelim baştan. 

Neyse, bütün bunlara rağmen, şaşırtmasa da yürek söken bir sezon finali izledik. Senaristler Deniz Madanoğlu ile Rana Mamatlıoğlu’nun, yönetmenler Çağrı Vila Lostuvalı ile Çiğdem Bozali’nin ve tabii iyi oyuncuların ve bütün ekibin başarısı. Seyirciye farklı bir iş sundular ve karşılığını aldılar. Derinlikli karakterler, ara sıra tıkansa da yine bir nefes alma alanı bulan hikâye, incelikli bir anlatım dili ve çok iyi oyunculuklar birleşince pek çok sorun bertaraf edilebiliyor. Bir de çoğunlukla izleyene üzerinden düşünmeye değer bir cümle veriyorlar. Son bölümdeki “Aile böyle bir şey, affetmezsin ama seversin” gibi. Çoğumuzun yaptığı bu değil mi gerçekten?

Sanırım en çok da televizyonda görmeye alışık olduğumuz o sıcacık, sevgi dolu aile tablolarından farklı olarak daha karanlık, daha mutsuz ve maalesef tanıdığımız pek çok aileye daha çok benzeyen ailelerin yaşadığı evlerin kapılarını açtığı için tutunduk “Masumlar Apartmanı”na. Hepimizin bu kadar ciddi sorunları, bu kadar sevgisiz çocuklukları olduğunu elbette iddia etmiyorum ama “Neşeli Günler” de değildik herhalde. Dönüp geriye baktığında çocukluğunu gül bahçesi gibi hatırlayan kaç kişi vardır, merak ediyorum. Benim tanık olduğum o kadar çok travmatik çocukluk, ilgisiz baba, öfkeli anne, sevgisiz ama aynı evde kalmaya mahkûm olarak ömür çürüten karı koca, farklı sebeplerden mutsuz aile var ki. Aile birliğini dağıtmıyorlar, sevgisizliği çoğaltarak nesilden nesle aktarıyorlar. Belki bazılarının artık o mutsuz evde çocuk büyütmemeyi seçmesine yarar, “Masumlar Apartmanı”nda yaşayanların öyküleri. Belki “yuva” ne olursa olsun bir arada durmak zorunda olanların yaşadığı yer değildir. 

Gümüşlük’ün sahnesi sessiz açıldı

Nihayet yazın sıcak günleri gelmiş, insanlar parklara, bahçelere, sahillere yayılmışken Gümüşlük’ün gözde mekânlarından
Off Gümüşlük’ün açılışında bulundum ben de. Hem plaj hem restoran hem de çok sevilen bir canlı müzik mekânı burası. Sahnesinden geçmemiş müzisyen azdır, beş yıldır unutulmaz konserlere ev sahipliği yapmıştır. Maalesef ilk kez bu kadar sessiz ve buruk oldu açılışı. Koronavirüs önlemleri doğrultusunda canlı müzik yasak çünkü. Begonvillerle süslenmiş sahne öylece duruyordu boş boş. Onca müzisyen oranın -ve benzeri diğer açık hava müzik mekânlarının- açılacağı zamanı beklerken. Çok hızlı bir şekilde, umarım bu yazı yayımlandığında durumun değişmiş olmasını dileyerek yazıyorum bunu. Çünkü dünyanın en havadar, en geniş, virüsün bulaşma ihtimali düşünülürse en güvenli alanlarında konser verilmesinde ne sakınca olduğunu anlayamıyorum. Üstelik DJ müziği yapılabiliyorken.