Kadınların öleceği var

Yurdumuzda sıradan bir hafta sonu, biz gene hep birlikte öldürülmüş bir genç kızın hazin hikâyesini izliyoruz, film izler gibi. Adı Şeyma Yıldız. On yedi yaşında. Hep de öyle kalacak. Çünkü babası, kızının bir erkek arkadaşı olduğuna inanmış, internette fotoğraflarını gördüğü iddiası var, bilemiyoruz. Oğlu  yani öldürülen kızın abisi  de “Babam bir dizi izlemiş, oradaki kızı Şeyma’ya benzetmiş” diyor. Kızın yakın arkadaşları “Yoktu sevgilisi falan, hiç erkek arkadaşı olmadı” diyorlar.

Neticede seyyar bal satıcılığı yapan Harun Yıldız şu veya bu sebepten böyle bir fikre kapılmış, muhtemelen psikolojik sorunları, yakınlarının ifadesiyle “panik atağı” var. Kendi iddiasına göre “uyarmak amacıyla” Şeyma’yı alıp evden çıkıyor, ama uyarı tartışmaya dönüyor ve “kendisini kaybederek” silahını çekip vuruyor, cesedini yol kenarına bırakarak gidip teslim oluyor.

Ailedeki herkeste babanın ne iyi bir insan ve kızına da ne kadar düşkün olduğuna dair bir söz birliği var. Karısını üzmemek için rahatsızlandığında bile saklayan, yolculuğa çıkmadan önce gidip kızının yanında yatan, sokakta yaralı köpek bulsa eve getirip besleyen düşünceli, müşfik bir aile babası portresi. Neredeyse “Suç ölende mi öldürülende mi?” diye soracaklar. Kocasıyla birlik olup namus cinayetlerini onaylayan anneler olduğunu bilmiyor değildik ama yine de kızını toprağa verdiği gün bir anneden “Benim kocama cani demeyin, katil demeyin, öyle biri değil o, benim canım, iyileşsin geri gelsin, cani değil candır o, can” cümlelerini duymak tuhaf geliyor kulağa.

Kadınların öleceği var

Kızını da nasıl severmiş nasıl severmiş, “prensesim” dermiş, “çiçeğim” dermiş. Sevginin “öldüresiye” olanına, hele bir erkekten geliyorsa, toplumca saygımız var. Öleni değil öldüreni anlamaya eğilimimiz. Yaptı ama bir sorun, neden yaptı? Kim bilir şimdi nasıl acılar içindedir. 

İşin daha ürkütücü tarafı, dile getirilmese de alttan ata hissedilen o “Kim olsa delirirdi” duygusu. Öyle ya, kızının sevgilisi olduğunu duyan baba delirmez de ne yapar?

Sokak Röportajları adlı Youtube kanalı sokağa çıkıp sormuş, “Kızınızın bir sevgilisi olduğunu öğrenseniz tepkiniz ne olurdu?” diye. Maşallah yediden yetmişe erkeklerin çoğunun “zoruna gidiyor”. Gencecik bir delikanlı “Yakarım valla, bacaklarını falan kırarım onun” diyor, yaşını başını almış bir amca “Çok kötü olur, kan gövdeyi götürür”. “Bana öyle soru sormayın” diye sorusunu bile reddedenler, “Türk ailesinde büyüdük, benim tepkim ağır olur” diyenler, “Kafasını, gözünü, kolunu, bacağını koparacak” olanlar bol.

Türk ailesi böyle bir şey çünkü. Erkeklerin kadınların kafasını gözünü patlatmaya, gerekirse de “namus temizlemek” adına öldürmeye hakkının olduğu bir müessese. Şaşırmıyoruz olduğunda. “Cinnet” diyoruz, “psikolojisi bozuldu” diyoruz. Anlayış gösterip susuyoruz. Yoğun sevgiden hep.   

On yedi yaşında kızı gitmiş, “Olacağı varmış” diyor anne. Bu memlekette kadınların hep öleceği var zaten. Ama baba elinden ama kıskanç koca  sevgili elinden. Seven adam öldürür, cani denmez ona.