Nefsi müdafaa bu değilse ne?

Sosyal medya gene bir kadın ismine kilitlenmişti bu hafta sonu. Melek İpek. Biz genellikle bir kadın adı TT olmuşsa onun ölü bir kadın olmasına alışığız. Bir erkek tarafından öldürülmüş bir kadın. Onun için adalet istenmesi de katilinin hak ettiğini bulması, “haksız tahrik”, “iyi hal” indirimleriyle cezasının hafifletilmemesi anlamına gelir. Bunun için toplanır kadınlar adliye önlerinde.

Bu kez karşımızda hayatta kalmayı başarmış bir kadın var. Yayınlanan fotoğrafları bunun nasıl şans eseri olduğunu gösteriyor. İfadesinde de anlattığı gibi on iki yıldır şiddet gördüğü kocası o gece sabaha kadar işkence etmiş kadına. Kelepçeleyerek, tecavüz ederek, kendisini ve iki küçük kızlarını öldürmekle tehdit ederek. Becerebilirseniz Melek İpek’in yüzüne bir kez bakmanız yeterli nasıl bir cehennemden çıktığını anlamak için. Sonunda da av tüfeğiyle kendisini ve çocuklarını korumaya, kocasını evden göndermeye çalışırken tüfek patlamış, adam ölmüş. Tüfeği doğrultup vursa da fark etmezdi, ölmemek için öldürmek zorunda kalmış, durumun özeti bu. Hatta üç canı kurtarmak için öldürmek zorunda kalmış desek daha doğru. O bunu yapmasa muhtemelen biz şimdi “Cinnet getiren koca önce iki çocuğunu, sonra karısını öldürdü” haberlerini okuyup ah vah ediyor olacaktık. “Kaç kere de şikâyetçi olmaya çalışmış kadın, yıllardır çekmiş, bunun olacağı belliymiş, ölüm göstere göstere gelmiş” diyecektik. “Melek’i koruyamadık” diye hayıflanacaktık. Melek bu zinciri kırdı, kendisini ve çocuklarını korumayı başardı. Üstelik sonra da 112’yi arayıp kendi teslim oldu.

Bu yüzden nöbetçi mahkeme tarafından tutuklanmış olması bu derece infial yaratıyor. İnsan okumaya dayanamıyor kadının yaşadıklarını. İfadesinden aktarıyorum: “Öldürmemesi için yalvardım. Kızlarımın üstüne kapandım. Tüfeğin dipçiği ile kafama vurdu. Gözüm, yüzüm, kolum ve omzumdan yaralandım. Çıplak halde ve ellerim kelepçeliydi. Avda kullandığı naylon iple cenin pozisyonunda olacak şekilde banyoda buldum kendimi. Baygınken tecavüz ettiğini hissettim. Rambo bıçağıyla göğsümden yaraladı. Çay kaşığı ve saç tel tokaları ile kelepçeyi açmaya çalıştık ama açamadık”. Böyle bir durumda ne yapsaydı, ne yapabilirdi?

Zeki Müren travması

Gerçekten çok üzülüyorum Özdemir Erdoğan çıkıp böyle acıklı laflar ettiği, mesela durup durup Zeki Müren’i hedef aldığı zaman. Gene Posta’da Alev Gürsoy Cimin’e verdiği röportajda vermiş veriştirmiş. Zeki Müren kötü bir rol modelmiş, onu izleyen erkek çocuklar travmalar yaşamış, Bülent Ersoy mesela namusluymuş, “Ben böyle hissediyorum” demiş ve kadın olmuş. Zeki Müren öyle değilmiş vs. vs.

Hayır, bu konu sizi neden ilgilendiriyor? (Altı sene önce yine Posta’dan Seral Cumalı’ya verdiği röportajda 10 yaşındayken dedesiyle birlikte ilk kez sahneye çıkacak olan Zeki Müren’i izlemeye gittiklerini, uzun süre evde Zeki Müren taklitleri yaptığını anlatmıştı. Bu mudur travma dediği?)

Zeki Müren de gayet hissettiği gibi yaşadı, kimsede travma falan yaratmadı, çok da sevildi, geride şahane şarkılar bıraktı, hala da onlarla hatırlanıyor, bugün söylemiş gibi eskimeden dinleniyor.

Özdemir Erdoğan neden nefis şarkılara imza atmış, iyi bir müzisyen olarak değil de hiç kendisiyle alakası olmayan konularda öfkeli demeçler veren biri olarak hatırlanmak istiyor, bunu hiç anlamıyorum. “Aç Kapıyı Gir İçeri”yi, “Gurbet”i, “Bana Ellerini Ver”i, “Canım Senle Olmak İstiyor”u ve daha nice güzel şarkıyı üzerine nefret söylemi gölgesi düşmeden dinleme hakkını elimizden almasa olmaz mıydı…