Umudu kaybetmeyeceğiz tamam mı?

Notlar ala ala izlediğim oyunun  pandeminin ‘hediyesi’ çevrimiçi oyunların hiç değilse böyle bir güzelliği var; not alabiliyorsunuz, durdura- biliyorsunuz, geri alıp yeniden izleyebili- yorsunuz  bir yerinde “Hayat eve sığar evet. Ama ölüm de eve sığar” cümlesini yazmışım. Bütün hakikatiyle yazımın başlığı olabilir diye. Neyse ki oyun Bayan Çarşamba’nın gözünü gözümüze dikerek inanılmaz ikna edici bir şekilde söylediği bu sözlerle bitti: “Umudu kaybetmeyeceğiz, tamam mı? Kaybetmeyelim!” (Bayan Çarşamba da Ayşenil Şamlıoğlu üstelik kolaysa kaybet).

Umudu kaybetmeyeceğiz tamam mı

Yetmiş dakikanın sonunda seyirciye tutunacak sağlam bir dal bırakan oyun, BGST yapımı “Her Güne Bir Vaka”. İKSV İstanbul Tiyatro Festivali çevrimiçi etkinlikleri arasında seyirciyle buluşuyor ve haftanın yedi gününün adını taşıyan yedi kadının gelip bize hikâyesini anlatması üzerine kurulu. Etrafta halka olmuş diğer altı kadın da bizimle beraber hikâyeyi dinliyor, arada söze karışıp bir yorum yapıyorlar. “Vah kızım ne çekmişsin”… “Değer mi o şerefsize? Değmez!”

Hikâyelerin ortak özelliği, karantina döneminde anlatılıyor olması. Farkı yaşlardan, farklı kültürlerden, farklı mesleklerden yedi kadın, internette gördükleri “İzolasyondaysanız ve şiddet görüyorsanız paylaşın” cümlesiyle dile geliyorlar, ortaya yedi farklı izolasyon ve şiddet öyküsü çıkıyor. 

Biri gencecik bir hemşire; “beyaz melek ordusunun bir neferi”, biri ailesi tarafından “adı çıktı” diye doğup büyüdüğü Rotterdam’dan tanımadığı “memlekete” sürülüp akraba yanında eve kapatılmış. Hapisten çıkmış kargo şirketi çalışanı da var aralarında, hayatında ilk defa “yardımcısız” ev çekip çevirmek zorunda kalan online yaşam koçu da, salgın hastalık yokmuş gibi güvencesiz çalıştırıldığı sette tacize uğrayan oyuncu da, 65 yaş üstü olduğu için iyiden iyiye eve kapanan emekli öğretmen de.

Karantina kiminin kâbusu olmuş, kiminin kurtarıcısı. Kimi zaten hayatı boyunca izolasyondaymış da adını koyamıyormuş, kiminin koca dayağından kurtulmasının tek yolu izolasyonmuş. Bir ortak özellikleri daha var: Bayan Salı’nın şiar edindiği “Savaşırsan güçlüsün” cümlesine tutunuyor hepsi. “Kocandır, eser, gürler, sonra diner” diyen ablaların, “Kol kırılır yen içinde kalır” diyen kaynanaların borusu ötmüyor burada. “Eve sığan ölümleri” ifşa ediyorlar en azından.

“Her Güne Bir Vaka”yı Sevilay Saral yazmış. Hikâyelerin her biri içinde bir dolu dert taşısa da aynı zamanda hayata zeki ve mizahi bir bakışın ürünleri, kadınları zavallı kurbanlar olarak gördüğümüz tek bir an bile yok, gülümseyerek izliyoruz hepsini. Oyunu yöneten Aysel Yıldırım aynı zamanda Rotterdamlı Bayan Salı’da harikalar yaratıyor. Diğer kadınları Ayşenil Şamlıoğlu, Duygu Dalyanoğlu, Bulut B. Sezer, Elif Karaman, Tülin Özen ve Zeynep Okan oynuyor, hepsi gerçekten karakteriyle hemhal olmuş ve parçaları bir araya getirip etkileyici tabloyu ortaya koymakta çok başarılılar. Hani şu ara karantinadan kadınların daha çok zarar gördüğüne dair haberler okuyup “yok artık ne saçma” dediyseniz ama bu “söylentilerin” nereden peydah olduğunu merak ettiyseniz https://online.iksv.org/ adresinden bu oyunu izleyip neden her şeyden kadınların daha çok etkilendiğine dair bir fikir sahibi olabilirsiniz belki. Üstelik herhangi bir ajitasyona, duygu sömürüsüne maruz kalmadan, sade ve dosdoğru bir anlatımla.