'Söyleyeceğim yeni bir şey kalmazsa bu işi bırakırım'

Efsane gece kulübü Studio 54’ün kurucusu Ian Schrager, otelcilik endüstrisini tamamen değiştirdi, hatta butik otelcilik kavramını yarattı. Kendisiyle, New York’ta bir araya geldik ve Kardashianlar’dan Trump’a, Studio 54’ten Bodrum’a her telden konuştuk.

- Tam 40 yıldır eğlence ve otel endüstrisine yön veriyorsunuz. 40 yılda en çok ne değişti, hiç değişmeyen ne oldu?

Biz başladığımız zaman bu sektörde çok kişi yoktu. Şimdi ise herkes restoran-gece kulübü-otel açmak istiyor. En çok değişen rekabet ve tabii teknoloji. Hiç değişmeyen ise insan doğası. Teknoloji ne kadar ilerlerse ilerlesin, insanlar hala sosyalleşecek alanlar istiyor. O yüzden hala otellerin lobilerini sosyalleşme alanı yapıyoruz.

- Sizin açtığınız oteller, birçok diğer otel işletmecisi için bir şekerci dükkanı gibiydi, fikirleriniz çok kopyalandı. Bu size kendinizi nasıl hissettirdi? Kızgın mı, gururlu mu?

Hiç gurur duymadım, çok kızdım. Ama şimdi düşününce bu sayede hep yeni fikirler yarattım ve aslında bu, başarılı olmamı sağladı. Zaten söyleyeceğim yeni bir şey kalmazsa bu işi bırakırım.

Söyleyeceğim yeni bir şey kalmazsa bu işi bırakırım

- Emeklilik sizin için bir seçenek mi, yoksa ceza mı?

Asla bir seçenek değil, ben ölene kadar çalışmak isterim. Artık yaptığım işte eskisi kadar iyi olmadığımı hissedersem ancak o zaman bırakırım.

- Başarılı olmak mı sizi iten güç?

Başarıdan çok, itibarım. Başarı ve para bunun sonucunda zaten geliyor.

- Başyapıtınızı yarattığınıza inanıyor musunuz?

Henüz yaratmadım. Yarattığıma inansam devam etmem çok zor olur.

- Bir mekanı ya da oteli çekim merkezi haline nasıl getiriyorsunuz?

Bunun bir formülü yok. His, önemli bizim için. İnsanların adım atar atmaz morallerini yükseltecek yerler yapıyoruz. New York’ta Times Square The Edition’da çatıda bahçe gibi. Hiçbir zaman otellerimi sadece bir kuşak için tasarlamadım, şimdi de Y kuşağı için tasarlamıyorum, herkese hitap etmesi önemli benim için. Zaten ürün iyi olursa ve herkes beğenirse, Y kuşağı da kendiliğinden gelir. Steve Jobs’un da Apple’ı Y kuşağını düşünerek yönettiğini sanmıyorum.

- “Vahşet ve eşitsizliğin olduğu 1960’larda bile şimdiki kadar huzursuz değildim” diyorsunuz. Peki ama neden?

1960’larda ABD’de büyük sorunlarımız vardı ama bu sorunların hepsini düzeltmek ve iyileştirmek mümkündü ve öyle de oldu. Oysa şimdi dünya öyle bir hale geldi ki, politikacılar o kadar yanlış kararlar aldı ki kapitalizm saçma bir hal aldı. Artık ekonomik güç dünyanın sadece yüzde 1’inde, orta sınıf giderek yok oluyor.

Donald’ı Studio 54 yıllarından tanırım. Çok zeki ve başarılı bir işadamıdır. Ama bir girişimcinin bir şirketi yönetmesiyle, bir ülkeyi yönetmesi aynı şey değil. Çok farklı beceriler gerektiriyor.

- Siz de iyi bir başkan olamazsınız yani.

Evet, benim özelliklerimde biri de başkan olmamalı.

“Obama’nın affı bu yaranın kapanması oldu”

- Sizin dışınızda herkes Studio 54’ü iyi hatırlıyor. Siz ise 40 yıl ve bu kadar başarı sonrasında bile hep derin bir yara olduğunu söylüyorsunuz. Obama’nın affı bu yarayı kapatmanızı sağladı mı? (Not: 1980’de Ian Schrager ve o zamanki ortağı Steve Rubell, Studio 54’te vergi kaçırdıkları nedeniyle 3,5 yıl hapis cezası aldılar, 13 ay cezaevinde yattılar. Ancak Barack Obama 2017’de ilan ettiği af listesinde Schrager’ı akladı.)

Obama’nın affı benim için gerçekten bu yaranın kapanması oldu. Çok büyük aptallıktı yaptığımız. Kuralların, kanunların bize işlemeyeceği hissine kapıldık. Bir kere hüküm yediğiniz zaman hayat boyu onun ağırlığıyla yaşıyorsunuz. Hapishaneden çıkınca banka hesabı bile açamıyorsunuz, bir sürü bürokratik zorluktan çocuklarıma bunu nasıl anlatacağıma kadar birçok yük taşıyorsunuz. Bu yaranın kapanması kolay değil, kapansa bile izi kalır. Ben tam 10 yılımı verdim, bu izi silebilmek ve yeniden başarılı olabilmek için. Steve’in (Rubell) de eğer yaşasaydı, bu izi kolay kolay silemeyeceğini düşünüyorum. İyi bir iş ortağı, gerçek aşkı bulmak gibi. Steve de benim için öyleydi.

- Studio 54’ü şimdi yeniden yapsanız, daha farklı bir yaklaşımınız olur muydu?

Belgeselin yönetmeni Matt Tyrnauer, Studio 54’ün yeniden yapılamayacağını düşünüyor, oysa ben yapılabileceğine inanıyorum. Çünkü hala insanların ihtiyaçları aynı, kendilerini özgür hissedebilecekleri, diledikleri gibi eğlenebilecekleri alanlar. Ünlüler de rahatsız edilmedikleri için seviyordu.

- Cep telefonlarıyla herkesin fotoğraf çektiği bir dönemde bu çok zor değil mi?

Evet zor ama yapılabilir. Doğu Berlin’de ve İbiza’da örneklerini görüyoruz. Cep telefonları kapıda alınıyor, içeride herkes özgürce eğleniyor.

- Studio 54’ü yeniden açmak istiyor musunuz?

Hayır, artık gece kulübü işletmek istemiyorum. Daha genç olsaydım yapardım. Şimdi sadece ruhum genç.

- “Hep Greta Garbo gibiydim, hiçbir zaman kendimi Studio 54’ün bir parçası olarak hissetmedim ve hep partiyi en erken ben terk ettim” dediniz. Studio 54 günümüzde olsaydı, yine böyle mi olurdunuz yoksa popüler kültürün etkisiyle daha göz önünde olmak mı isterdiniz?

Greta Garbo olurdum yine, beni heyecanlandıran işin sosyalleşme ve eğlence kısmından çok, hayal ettiğim ortamı yaratmaktı. Zaten partiyi erken terk etmeseydim 72 yaşında hala burada olamazdım.

Ian Schrager’ın Bodrum dokunuşu

THE EDITION markasının yaratıcısı Ian Schrager’ın imza attığı The Bodrum EDITION dünyanın en ünlü restoranlarından El Bulli ve Mugaritz’ten tanıdığımız Perulu şef Diego Munoz’un ‘Kitchen at The Bodrum EDITION’ ve ‘Brava’ restoranlarına ev sahipliği yapıyor. Bu sezon yeni restoran Morena açılıyor. “Her otelin bir gece kulübü olmalı” diyen Ian Schrager’ın Bodrum’daki kulübü ise Discetto.

“Ünlü kültürü giderek kalitesizleşiyor”

- Günümüzün ünlü kültürünü nasıl değerlendiriyorsunuz?

Ünlü kültürü her zaman vardı, ama giderek kalitesizleşiyor. Kardashianlar gibi. Önce ünlü olup, sonra hangi meslek alanlarından daha çok para kazanabiliriz diye bakıyorlar artık. Eskiden yarattıkları sayesinde ünlü olurdu insanlar. Kardashianların yarattığı hiçbir şey yok.

- Evet, ama Kardashianları ne kadar beğenmeseniz de partilerinize hep davetliler. Onları eleştirmenize rağmen aranız iyi.

Evet, partilere geliyorlar ama benim bir tek Kendall’la aram iyi.

- Bir üyelik kulübü ya da co-working alanı yaratmak istiyor musunuz?

Üyelik kulübü hiç düşünmedim.

- E, Studio 54 de bir nevi üyelik kulübü değil miydi?

Evet, belki de o yüzden. Ama co-working (ortak çalışma) ve co-living (ortak yaşam) alanı projelerim var, gelecek onlarda.