Betül Akyar Başarı Öyküsü

7 Ekim 2020

Betül Akyar Başarı Öyküsü

(Hiçbir başarı rastlantı değildir.)

Değerli okurlarım, başarıları alkışlamaya devam ediyoruz. Bu köşede başarılarını paylaştığım, ülkemizin güzel insanlarının ortak özellikleri başarılarının yanında mütevazi ve samimi olmalarıdır. Bana göre gerçek başarı budur. Bugün sizinle, Kitap Tasarımcısı Betül Akyar'ın başarı öyküsünü paylaşacağım.

Betül Hanım öncelikle kendinizi tanıtır mısınız?

-1989 Ankara doğumluyum. Gazi Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesini yetenek sınavı ile kazandım. Resim, sanat ve edebiyat hayatımın her döneminde vardı. Oyuncaklarım boyalar, arkadaşlarım kitaplar oldu. Sakin bir çocuktum ve bolca hayaller kurardım. O zamanlar hayal gücümü geliştirmiş olmam şimdilerde çok işime yarıyor. Resim yapmayı, doğayı ve gülümsemeyi çok seviyorum. Renklerle mutlu olabilen bir yapım var. Uzun yıllar reklam ajanslarında çalıştım. Seçim çalışmalarından tutun da araç giydirme, cephe giydirme, kurumsal kimlik ve dış mekân tasarımları yaptım. Ankara Life, Ekonometri, Özel Çocuk, Genç Bürokrat ve birçok derginin tasarımlarını hazırladım. Yaklaşık beş yıldır kitap kapakları tasarımı yapıyorum. Üç bine yakın yayımlanmış kitap kapağı tasarımım var. Hem Türkiye’deki hem de Fransa ve Karadağ gibi ülkelere kitap kapakları tasarımı yapıyorum. Dünya klasikleri ve güncel birçok kitabın tasarımı bana ait. Kitaplardan kurulmuş bir dünyam var.

Betül Hanım, genç yaşınıza rağmen, çok renkli bir hayatınız olmuş. Başarılı olmak için neler yaptınız? Nasıl çalıştınız?

-Başarılı olmanın tek ve vazgeçilmez bir kuralı vardır. Başarıya inanmak ve odaklanmak gerek. Bu da istikrar ve sabretmekten geçer. “Olmadı; Yapamıyorum” deyip vazgeçmemek gerek. Önümüze ulaşabileceğimiz hedefler koyup o hedeflere ulaşmak için elimizdeki imkanları en iyi şekilde kullanmamız ve en iyisini yapmaya çalışmamız gerekir. Unutmayalım ki “Kimse başarı merdivenlerini elleri ceplerinde çıkmamıştır.” Rakipleriniz ya da meslektaşlarınız, siz uyurken onlar iş başındalar. Ben hep bu düsturla çalıştım.

Yazının devamı...

Lokman Dağ “Midyeden Medyaya”

1 Ekim 2020

Lokman Dağ “Midyeden Medyaya”

(Hiçbir başarı rastlantı değildir.)

Değerli okurlarım başarıları alkışlamaya devam ediyoruz. Bugün sizlerle çok değerli arkadaşım Lokman Dağ'ın başarı öyküsünü paylaşacağım. Bu köşede başarı öykülerini paylaştığım değerli dostların ortak özellikleri başarılarının yanında mütevazı ve samimi olmalarıdır.

Lokman Bey öncelikle kendinizi tanıtır mısınız? Nerede doğdunuz, aileniz ve mezun olduğunuz okullar, yaptığınız işler ve şu andaki göreviniz...

-Cengiz Bey, öncelikle bana köşenizde yer verdiğiniz için sonsuz teşekkür ediyorum. Aslen Mardinliyim. Rahmetli babam aşiretin reislerindendi. 7 kardeşiz. Ben henüz çocukken1993 yılında İzmir’e zorunlu bir göç yaşadık. Eğitim hayatımı İzmir’de tamamladım. İzmir Karataş Lisesi ve Ege Üniversitesi Radyo TV Sinema bölümü mezunuyum. İstanbul Yeni Yüzyıl Üniversitesi Uluslararası İlişkiler ve Siyaset yüksek lisansı tez aşamasındayım. 17 yıldır Medya sektöründeyim. Sarı Basın kartı sahibiyim ve son 6 yıldır görev yaptığım 360 TV’de "Anadoludayız" programının sunuculuğunu yapıyorum.

Siz mesleğinizde çok başarılısınız, bugünlere gelmek için nelere dikkat ettiniz?

-Aslında gazeteci olmaya lise yıllarında karar verdim. Önceleri sizin gibi bir avukat olmayı çok istiyordum ama Gazetecilik daha ağır bastı… Henüz üniversite birinci sınıftayken İzmir SKY TV’de stajyer olarak mesleğe başladım. Hiç yılmadım. Mesleğimin gerektirdiği her işi yaptım. Karşıma çıkan zorlukları sabır ve azim ile yendim. Hiçbir zaman yalan haber yapmadım. Hep doğru bildiklerimin arkasında durdum, hocalarımı ve meslek büyüklerimi hep dinlerdim. Söyledikleri her sözü kulağıma küpe yaptım. Azimle, tırnaklarımla bugünüme geldim. Kameraman asistanı olarak başladığım macerama sunucu olarak devam ediyorum.

Yazının devamı...

Banu Karakuş

30 Eylül 2020

Banu Karakuş
Değerli okurlarım başarıları alkışlamaya devam ediyoruz. Bu köşede başarı hikayelerini paylaştığım değerli dostların ortak özellikleri başarılarının yanında aynı zamanda samimi ve mütevazi olmalarıdır. Bugün sizinle değerli arkadaşım, Sayın Banu Karakuş'un başarı öyküsünü paylaşacağım.

Banu Hanım öncelikle kendinizi tanıtır mısınız?

-Hızır ve İlyas Aleyhisselâm’ın bengisuya kavuştuğu bir Hıdırellez gününde yani gül dallarına türlü çeşit dileklerin bağlanıp, ateşler üzerinden sağlık ve uzun ömür duaları ile atlanıldığı, o güzelim bahar bayramında, Üsküdar’da dünyaya geldim.
Bolca erkek çocuğuna sahip büyük bir Ailede, ilk kız çocuğu olmanın verdiği şansla, el bebek gül bebek, çok mutlu bir çocukluk geçirdim.

Büyüyünce ne olacaksın sorusuna da; ya Nadia Comaneci ya da Şarkıcı olacağım deyip dururdum hep... Babam, ilk gençliğinde, Tiyatro Oyunculuğu ve eğitmenliği yapmış sonrasında ise iş hayatına atılmış gerçek bir kitap kurduydu. Hiç durmadan okur, çok çok güzel yazar ve çizerdi. Ayrıca inanılmaz da iyi bir hatipti. Ez cümle, benim için kusursuz bir rol modeldi. Bunu bildiğinden benim eğitimime ekstra özen göstermişti. Konservatuvar yıllarım, hukuk fakültesi tercihim, yabancı dillere alâkam, mikrofon sevdam ve daha lise yıllarında başladığım Televizyonculuk serüvenim, hep Zeki’ciğimin etkisiyle şekillenmiştir. Bugün dahi hayatımda hep onun izini sürerim.

Başarılı olmak için neler yaptınız? Nasıl çalıştınız?

-Doğrusunu isterseniz, kendimi bir gün dahi başarılı olarak nitelendirmedim ben... Çünkü bana göre “başarı” öylesine göreceli bir kavram ki; örneğin istediğim mesleği yapabilmem bir başarı olabilir ama o meslekte ne kadar başarılı olduğumu kim ölçebiliyor Sizce? Kime ve neye göre başarılı sayılabilirim... Bence başarı, Sizin kendinizi ne denli özgür hissettiğinizle ilgili. Eğer hiç kimseye bağımlı olmadan bir ömür sürebiliyorsanız bu en büyük başarı bana göre. Ben sadece bunu becerebilmeye çalışıyorum.

Yazının devamı...

Burçin Atılgan

29 Eylül 2020

Burçin Atılgan

(Hiçbir başarı rastlantı değildir.)

Sevgili okurlarım başarıları alkışlamaya devam ediyoruz. Bugün sizlerle çok saygı duyduğum değerli arkadaşım, Sayın Burçin Atılgan'ın başarı öyküsünü paylaşacağım. Bu köşede başarı öykülerini paylaştığım değerli dostların ortak özellikleri başarılarının yanında mütevazi ve samimi olmalarıdır.

Burçin Hanım öncelikle kendinizi tanıtır mısınız?

-Seve seve... İstanbul doğumluyum Cengiz Bey eğitim hayatımı İstanbul'da tamamladım. Hayatımın 25 yılı televizyoncu olarak geçti. Büyük bir aşkla yaptığım mesleğimi 2014 yılında bıraktım. Son on yıldır gençlere mesleğimi öğretiyorum ve bundan büyük bir zevk alıyorum. Şimdi hayatımda yeni bir heyecan var, üniversite sınavlarına girdim ve İngilizce olarak eğitim alacağım radyo, tv ve sinema bölümünü kazandım. Sürecin sonunda akademik olarak biraz daha ilerlemeyi hedefliyorum. Dialog Anlatım ve İletişim de de öğrencilerime bilgi ve deneyimlerimi aktarıyorum. Kısacası Cengiz Bey ben hiç durmuyorum ve durmayı da sevmiyorum.

Başarılı olmak için neler yaptınız? Nasıl çalıştınız?

-Az önceki cevabımdan da anlaşıldığı gibi çalışmayı hep çok sevdim. Bir gün dahi ayaklarım geri geri gitmedi benim. Her işyerimi ve çalışanlarını aile gibi görmeye özellikle dikkat ederim. Kızıma ve öğrencilerime de bunu tavsiye ediyorum. Zira öyle görürsek yapılan iş yük olmaktan çıkıyor. Hırslı asla olmadım ama her zaman hedeflerim oldu. Sakin ve kararlı bir şekilde de hepsini gerçekleştirdim.

Yazının devamı...

Burçin Atılgan

29 Eylül 2020

Burçin Atılgan

(Hiçbir başarı rastlantı değildir.)

Sevgili okurlarım başarıları alkışlamaya devam ediyoruz. Bugün sizlerle çok saygı duyduğum değerli arkadaşım, Sayın Burçin Atılgan'ın başarı öyküsünü paylaşacağım. Bu köşede başarı öykülerini paylaştığım değerli dostların ortak özellikleri başarılarının yanında mütevazi ve samimi olmalarıdır.

Burçin Hanım öncelikle kendinizi tanıtır mısınız?

-Seve seve... İstanbul doğumluyum Cengiz Bey eğitim hayatımı İstanbul'da tamamladım. Hayatımın 25 yılı televizyoncu olarak geçti. Büyük bir aşkla yaptığım mesleğimi 2014 yılında bıraktım. Son on yıldır gençlere mesleğimi öğretiyorum ve bundan büyük bir zevk alıyorum. Şimdi hayatımda yeni bir heyecan var, üniversite sınavlarına girdim ve İngilizce olarak eğitim alacağım radyo, tv ve sinema bölümünü kazandım. Sürecin sonunda akademik olarak biraz daha ilerlemeyi hedefliyorum. Dialog Anlatım ve İletişim de de öğrencilerime bilgi ve deneyimlerimi aktarıyorum. Kısacası Cengiz Bey ben hiç durmuyorum ve durmayı da sevmiyorum.

Başarılı olmak için neler yaptınız? Nasıl çalıştınız?

-Az önceki cevabımdan da anlaşıldığı gibi çalışmayı hep çok sevdim. Bir gün dahi ayaklarım geri geri gitmedi benim. Her işyerimi ve çalışanlarını aile gibi görmeye özellikle dikkat ederim. Kızıma ve öğrencilerime de bunu tavsiye ediyorum. Zira öyle görürsek yapılan iş yük olmaktan çıkıyor. Hırslı asla olmadım ama her zaman hedeflerim oldu. Sakin ve kararlı bir şekilde de hepsini gerçekleştirdim.

Yazının devamı...

Serap Belet

28 Eylül 2020

Serap Belet

Sevgili okurlarım, başarıları alkışlamaya devam ediyoruz. Bugün sizinle Sayın Serap Belet'in başarı öyküsünü paylaşacağım.

Serap Hanım öncelikle kendinizi tanıtır mısınız?

-1978 yılında doğdum. Kırklareli Vizeliyim ama çocukluğumun büyük bölümü İç Anadolu'da geçti. Babam bankada çalışıyordu o nedenle farklı yerlerde görev yaptı. 3 kardeşiz. Ablam ve erkek kardeşim var. İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo Tv ve Sinema Bölümü mezunuyum. Çalışmaya da çok küçük yaşta üniversite ile birlikte başladım. Üniversiteye de ilkokula erken yaşta başladığım için 17 yaşımı doldurmadan başlamıştım. Sigortacılıktan, mağazada satış elemanlığına, öğrenciliğimde farklı işler yaptım. Mesleğimi yapmaya da yine öğrenciyken 1997 yılında başladım. Evliyim ve iki oğlumuz var.

Başarılı olmak için neler yaptınız? Nasıl çalıştınız?

-Teşekkür ederim eğer başarılı buluyorsanız. Ne mutlu bana. Küçük yaşlarda çalışmaya başlamanın iyi yanları da kötü yanları da var. Benim adıma kötü yanı (çok yoğun çalıştığım için) öğrenciliğimi ve ilk gençliğimi dolu dolu yaşamaktan biraz alıkoyması oldu. Diğer taraftan yaşıtlarınızdan daha önce çalışmaya başlayınca deneyim kazanıyorsunuz, bir adım önden gitme şansını yakalıyorsunuz, hayatı daha erken öğreniyorsunuz. Bunun gibi pek çok katkısı var. Çok çalıştım. Yaşadığım şehirdeyken bile evimin yüzünü günlerce görmemecesine, gece gündüz, hatta bu sektörde dahi az görülür yoğunlukta çalıştım. Bazıları, 'gazetecilerin neden yıpranma payı var ne yapıyorlar ki' diye bu mesleği küçümser, dışarıdan bakınca ama bu meslek dışardan göründüğünden çok daha meşakkatlidir. Gecesi, gündüzü, saati yoktur. Özel hayattan fedakârlık ister. Örneğin bir gazeteci resmi bayram tatili bilmez, yılbaşı gecesi bilmez. Gece her an ulaşılır olmanız gerekir, her an her yere gitmeye hazır olmanız gerekir, çünkü haberin saati olmaz. Ben küçük yaşlardan beri bu mesleği hayal ettiğim için tüm bunları göze alarak başladım. Hatta benden istenenden fazlasını yaptım hep...

1997 yılında Kanal D Arena Programı'nda değerli ağabeyim Uğur Dündar'ın ekibinde çalışmaya başladım. Kanal D, Star Tv, kısa bir dönem ATV, sonra yeniden Kanal D'de muhabir olarak çalıştım. Arena Programı’nda bir çok özel haber dosyası hazırladım. Haber peşinde memleketimizin dört bir yanına gittim. Sonraki yıllarda muhabirlik spikerlikle birleşti. Star Tv'de Hafta Sonu Ana Haber Bültenlerini sundum. Uzun süredir Haberturk Tv'de haber programları yapıyorum. Şu anda sabah haber kuşağı Gün Başlıyor'u sunuyorum.

Yazının devamı...

Emel Aner Aktan

28 Eylül 2020

Emel Aner Aktan

(Hiçbir başarı rastlantı değildir.)

Değerli okurlarım başarıları alkışlamaya devam ediyoruz. İyiler ve iyilikler paylaşıldıkça çoğalır. Bu köşede başarı öykülerini paylaştığım değerli dostlarımın ortak özellikleri başarılı olmalarının yanında mütevazi ve samimi olmalarıdır. Bugün sizlerle Sayın Emel Aner Aktan'ın başarı öyküsünü paylaşacağım.

Emel Hanım öncelikle kendinizi tanıtır mısınız?

-Cengiz Bey merhabalar. Öncelikle severek takip ettiğim köşenizde beni ağırladığınız için çok teşekkür ederim. Aslında başarı öykülerinizde ilk önce sizin yaşamınıza yer vermek lazım. Çizginizi koruyarak çok başarılı işlere imza atıyorsunuz. Özellikle de kitaplarınız yürekten kutluyorum.

Birbirlerini tanımayan iki kişi bir araya geldiğinde ilk konuşulan şey; ’Adım şu... Nerelisiniz? Memleketim şu... ‘dersiniz. Bunlar net ve kolay soru ve cevaplardır. Ancak benim için bu iki basit soru yaşamım boyu hep karın ağrısı olmuştur. Soğuk bir kasım günü annemin doğum sancıları tuttuğunda, babamın memuriyeti nedeniyle bulunduğu Çankırı’da bulunuyorlarmış. Dolayısıyla ben Çankırılı olmamakla birlikte Çankırı doğumluyum. Uzun ve zahmetli bir doğum sürecinden sonra ismimi kulağıma okumuşlar. 'Emel Anel.' Emel küçük yaşta ölen halamın adıymış. Anel ise romantik anne babamın buluşu... İsimlerinin harflerini kağıtlara yazıp kura çekiyorlar ve ortaya Anel çıkıyor. Çıkıyor çıkmasına ama nüfus memuru ismi anlayamadığı için Ener yazıyor. Sonrasında güya düzeltiliyor Aner oluyor. Sonrasında ben de biraz uğraştım Anel için ama Aner halihazırda. Belki bir gün aslına rücu eder.

Seneler geçiyor Çankırı’da. İlkokulu bitiriyorum. Anne memleketim Ankara’ya tayinimiz çıkıyor. İsmimde yaşadığım kimlik karmaşasını ömrüm boyu nerelisiniz sorusunda da yaşadım ben. Ortaokul, lise derken Ankara Üniversitesi bitiriyorum. Hep Ankara'dayım. Aslen İstanbul Fatihli ama üç kuşak Ankaralı olan anne tarafının memleketinde geçiyor yıllar... Bu arada büyük büyük annem Fransız. Fransa Kerleve’den... Adı Amire Hanım olarak değiştirilmiş. Dedem ise Şamlı.... Evlenip İstanbul'a yerleşmişler. Gelelim baba tarafına. Babam Selanik göçmeni. Atatürk’le aynı sokakta evleri... Oradan mübadeleyle göçüp Çanakkale’ye yerleşmişler. Ama karmaşa burada da devam ediyor. Benim kütüğüm Erdek... Çünkü dedem Erdek belediye başkanının oğlu. Köklü Erdek ailelerinden... Ama ben bir kez bile Erdek’i görmedim.

Sonra İstanbul’a gelin gidiyorum. Bir ara Moskova Devlet Üniversitesi’nde eğitim gördüm. İyi derecede Rusça ve İngilizce biliyorum. Dil bilmem her zaman televizyon kariyerim açısından olumlu bir katkı sağlamıştır. Sonrasında klinik psikoloji yüksek lisansı yaptım. Doktora eğitimimi de tamamlamak üzereyim. Meslek ve eğitim hayatımın geri kalanını burada sürdürmekteyim.

Yazının devamı...

Açelya Akkoyun

24 Eylül 2020

Açelya Akkoyun

Değerli dostlar bugün sizinle değerli dost ve arkadaşım Açelya Akkoyun'un başarı öyküsünü paylaşacağım. Öncelikle Açelya Akkoyun'u daha yakından tanımanız için onunla ilgili önemli vermeliyim.

-Açelya Akkoyun 31.12.1972 İstanbul’da doğdu.İlk ve orta öğrenimini bitirdikten sonra İstanbul Fenerbahçe Lisesi'ne gitmiştir. Yedi yaşından on yedi yaşına kadar voleybol oynadı. Mimar Sinan Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Bölümünü okuyup, mezun oldu.

Açelya Akkoyun konservatuvar bölümünü okumaya giderken, İstanbul Şehir Tiyatrolarına katıldı. Burada altı yıl çeşitli oyunlarda rol aldı. Eğitim hayatı boyunca çok çalışan ve azimli olan Açelya Akkoyun, meslek hayatında çok başarılı bir yol izledi. Devamında, Tiyatro Sanatçısı, Dizi ve Film Oyuncusu ve sunuculuk yapmaktadır.

Açelya Akkoyun'un annesi İncila Akdeniz, emekli İngilizce Öğretmenidir. Disipline önem veren, güler yüzü ile öğrencilerinin sevgisini ve saygısını kazanan İncila Akdeniz, öğrencilerine kızı Açelya Akkoyun’u örnek gösterirdi. Babası Ejder Akkoyun'dur.

5 Temmuz 2006 tarihinde İş Adamı Enis Cergel ile evlendi. Örf adetlerine uygun çok güzel bir düğün ile dünya evine girdiler. Bu evliliğinden 2009 yılında doğan, Alya Deniz adında bir kızı vardır. Evliliklerinde çok mutlu olan çift, kızlarına çok düşkündür.

Açelya Hanım başarılı olmak için neler yaptınız, nasıl çalıştınız?

-Başarılı olmak için çok çalıştım, çok okudum, çok gözlem yaptım, adaletli olmaya çalıştım. Kendimle başkasının isteklerini eşitlemeye çalıştım. Empati yapmaya çalıştım. Ama her şeyden önemlisi çok çalıştım, azimli bir insanım.

Yazının devamı...