Öfkelilerin seçimi

Irak geçen yıl bu zamanlarda büyük sokak protestolarına sahne olmuştu. Bir yanda 11 yıllık işgalin yarattığı tahribat diğer yanda yönetimdeki başarısızlıklar ve kötüleşen ekonomi, ülkeyi çıkmaza sürüklemişti. Halk yolsuzlukla suçladığı yöneticileri, özellikle de Şii başbakanlar üzerinde büyük etkisi olan İran’ı hedefe koymuş, protesto etmişti. O eylemlerin sonunda da erken seçim kararı alınmıştı.

İşte Irak, bugün yeni siyasetçilerini arıyor. Bu seçimin geçmiştekilerden farkı işte bu “öfkeli halk” faktörü. Ayrıca o kitlenin önemli bir bölümü de gençlerden oluşuyor. Dolayısıyla sonuçlarda yaşanabilecek bir sürpriz, bu kesimin yaratacağı fark olacak.

Öfkelilerin seçimi

Yeni sistemle ilk seçim

Irak bu seçimlere ilk kez yeni bir sistemle giriyor. Ülkede önceden 18 seçim bölgesi vardı. Yeni sistem “daraltılmış bölge” esasına dayanıyor. Buna göre ülke 83 seçim bölgesine ayrıldı. Dolayısıyla seçmenler doğrudan partiye oy vermeyi tercih edebileceği gibi, bölgesindeki adaylar bazında da oy tercihi yapabilecek. Bunun seçime katılım oranına olumlu bir etki yapabileceği düşünülüyor.

Ayrıca mezhepçilik üzerinden siyaset yapan eski kuşak siyasetçilerin aksine, “Iraklılık, iyi yönetim ve yolsuzluklardan arınma” hedefiyle yola çıkan yeni kuşak da umut veriyor. Zira mevcut düzenden rahatsız yeni isimler, Meclis’e girebilmek için aday oldu. Elbette ülkedeki en etkili dini lider konumundaki Ayetullah Ali Es-Sistani’nin “Irak’ın egemenliği ve gelişimine katkı sunacak şeffaflar dışında kimse seçilmemeli” açıklaması da seçime bu anlamda katılımı artırabilir. Ancak 25 milyon seçmenin 2.6 milyonu 18-20 yaş aralığında olan Irak’ta sisteme güvenmeyen, seçimin tabloyu değiştirmeyeceğine inanan genç nüfusun sandığa gitmeme ihtimali de var.

2005’teki seçimlerde katılım yüzde 80 iken , 2018’de bu oran yüzde 44’e düşmüştü (Seçim Komisyonu verisi); ancak gayri resmi oranın yüzde 20 olduğu belirtiliyordu. Bu seçimde de beklenti, katılımın yüzde 30’larda kalması. Dolayısıyla seçimin belirleyicisi hem öfkeliler hem de gençlerin sandığa göstereceği ilgi olacak. Tercihler yeni isimleri Meclis’e taşımayı başarsa da hükümet kurma aşamasında yine büyük ittifakların borusu ötecek.

Öfkelilerin seçimi

Biyometrik seçmen kartı

2018’de bazı bölgelerde kullanılan Bağımsız Yüksek Seçim Kurulu’nun verdiği biyometrik kartlar, bu seçimde ilk kez tüm ülkede geçerli olacak. Seçmenin adının, seçmen numarasının, doğum yılı ve oy kullanacağı bölgenin bilgilerinin yanı sıra, parmak izi ve fotoğrafının bulunduğu çipli biyometrik kartlar sadece seçim günü kullanılabilecek.

Ancak bu kartlar, güvenlik kaygılarını da beraberinde getiriyor. Zira bir süredir verileri manipüle etmek için uğraşan gruplar olduğu bilgisi Irak’ın önemli gündem maddelerinden biriydi. Üstelik bu sistemi kuran şirketin 2018’dekiyle aynı olması ve o dönemki usulsüzlük iddiaları, seçime dair soru işaretlerini artırmış durumda. Bu endişelere rağmen ülkede seçimleri gözlemlemek için Birlemiş Milletler’den 100, Avrupa Birliği’den 130 gözlemci var. Ayrıca Irak Bağımsız Yüksek Seçim Komisyonu’ndan onay alan uluslararası heyetlerin yanı sıra Türkiye’den de 12 gözlemci seçimleri yerinde izleyecek.

Irak sandık başında

Şiî ittifaklar:

Sayrun ittifakı: Mukteda Es-Sadr

Fetih ittifakı: Bedr Örgütü’nün lideri Hadi Amiri

Ulusal Hikmet: Ammar El Hekim ve Haydar El-İbadi’nin ittifakı

Kanun Devleti Koalisyonu: Nuri El-Maliki

Sünni kesimde öne çıkanlar:

Irak Meclis Başkanı Muhammed El-Halbusi

Azm İttifakı lideri Hamis El-Harçer

Eski Meclis Başkanı Usame El-Nuceyfi

Kürt Gruplar:

KDP: Mesut Barzani 

KYB: Kusret Resul Ali

Türkmenler:

9 parti tek çatı altında birleşti. 17 aday ve tek listeyle giriliyor

Birleşik Irak Türkmenleri Cephesi’nin lideri Hasan Turan

Zamanlama tesadüf mü?

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan 29 Eylül’de Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile görüşmesinden dönerken uçakta gazetecilere yaptığı açıklamada “ABD ya F-35 programı için ödediğimiz parayı verecek, ya uçaklarımızı...” diyerek Washington’a tepki göstermişti. Bu hafta, o sözlerden bir gün sonra ABD’ye F-16 modernizasyonu ve 40 yeni F-16 alınabilmesi için ABD yönetimine mektup yazıldığı ortaya çıktı. Haliyle “zamanlama”, akıllarda soru işaretleri doğurdu.

Öfkelilerin seçimi

Türk Hava Kuvvetleri envanterindeki Blok 30-40 ve 50+ konfigürasyonundaki F-16 uçakların yenilenmesi gerekliliği uzun süredir biliniyordu. Yetkililer, talebin “uzun zamandır gündemde olan bir ihtiyacın sonucu” olduğunu ifade ediyor. Ancak F35’lere ödenen yaklaşık 1.5 milyar dolar alınamamışken bu adımın “siyaseten nasıl atılabildiği” konusu da izaha muhtaç. Bunun için en üst düzeydeki açıklamaları beklemek gerekiyor. ABD Kongresi’nin bu yeni talebi kabul edip etmeyeceği de ayrı bir konu. Önümüzde uzun bir süreç var... Önce talebin çerçevesi belirlenecek. Envanterdeki kaç uçağın modernize edilebileceği, kaç yeni uçak verilebileceği gibi boyutlar değerlendirilecek. Mali boyut da (F-35’ler için ödenen paranın satışa onay verilmesi halinde ayni mi yeni projelerle mi mahsup edileceği de ele alınacaktır.) Teknik üretim ve dağıtımın yanı sıra, montaj hatları gibi bir dizi teknik konu görüşüldükten sonra ABD Dışişleri ve Savunma Bakanlığı da bu ihtiyacın karşılanıp karşılanamayacağına dair teknik argümanlarını hazırlayacak. Ardından teklif Kongre’ye gelecek. ABD Kongre’sindeki süreç-geçmişi hatırlarsak- hiç kolay olmayacak. Ancak oradan çıkacak karar kuşkusuz, ABD’nin Türkiye ile bundan sonra nasıl bir müttefiklik içinde olmak isteyeceğini de açıkça ortaya koyacak.

Yeni nesil mimari gerekli

Geçtiğimiz hafta sonu WhatsApp, Instagram ve Facebook’a erişim sorunu yaşandı. Dünyadaki milyarlarca kullanıcı hesaplarında işlem yapamadı. O kriz tartışılmaya devam ederken cuma akşamı Instagram’da yine erişim sorunları yaşandı. Yaşanan bu krizi ve gelecekteki riskleri Kadir Has Üniversitesi Öğretim Görevlisi İsmail Hakkı Polat ile konuştum.

Polat’a göre bu olayın bize verdiği en büyük ders -sebebi ne olursa olsun- sosyal medya uygulamalarında tek merkezde toplanan verilerin faş edilebilir olma riski. Polat, gelecekte bu tür risklerin yaşanmaması için “yeni nesil mimariye geçişin” şart olduğunu söylüyor. Polat’a göre o mimari de iki temel ayak üzerine inşa edilmeli:

1- Verilerin manipüle edilememesi için birden fazla noktada, birbirini günceller şekilde tutulabilmesi. 2- Mahremiyetin kullanıcıya verilmesi...

Polat, özellikle anlık mesajlaşma servislerinin artık içeriği görmeyecek şekilde tasarlandığını ve sosyal medya şirketlerinin mahremiyetin kullanıcıya verilmesi için adımlar attığını hatırlatıyor, block-chain mimarilerinin bu anlamda örnek alınabilecek bir sistem olduğunun altını çiziyor.

Öfkelilerin seçimi

Güvenlik riski ne olacak?

Elbette böyle bir mimariye geçişte en temel sorun güvenlik. Yani üçüncü bir göz yazışmaları ya da verileri görmediğinde bu mimariyi terör örgütlerinin kendi amaçları için kullanabilme ihtimali... İsmail Hakkı Polat, sosyal medya mecralarının böyle bir mimariye geçmesi halinde, gelecekte ülkeler arasında daha fazla iş birliğine ihtiyaç olacağının altını çiziyor. Polat, “yarı anonim” kuralını hatırlatıyor ve içeriği göremeyen platformların mahkeme kararlarıyla bu verileri paylaşabileceklerini ifade ediyor.