HDP nasıl bir savunma yapacak?

HDP, hakkında açılan kapatma davasına yönelik sadece Anayasa Mahkemesi süreci değil, davanın aleyhine sonuçlanması durumuna karşı yapılabilecekleri de içeren bir çalışma yürütüyor. Hazırlıklar için bir hukuk komisyonu oluşturuldu ama başka istişare süreçleri de işletiliyor. Eş Genel Başkan Mithat Sancar, 25 Haziran’da Tunceli’de Alevi kuruluşları ve kanaat önderleriyle buluşmasında bunu, “Bizim bundan sonra kapatma davasına da, dava ola ki aleyhimize sonuçlanırsa, sonrasına da karar verirken temel şiarımız istişaredir, müzakeredir, toplumun demokrasi güçleri dediğimiz bütün çevreleriyle diyalogdur. Bizim yolumuzu biz değil siz belirleyeceksiniz” diyerek anlattı. Tunceli, HDP’nin bu çerçevede planladığı buluşmaların ilkiydi.

Ardından 28 Haziran’da İstanbul’da parti dışı hukukçuların, derneklerin, uzmanların katıldığı bir toplantı yapıldı. Sancar bir gün sonraki TBMM grup toplantısında bu kez davada savunmayı sadece HDP avukatlarının yapmayacağını vurgulayarak şunları söyledi:

“Bizim işimiz gibi görmüyoruz bu davayı. O nedenle İstanbul’da Türkiye’nin önde gelen hukukçuları ile bir araya gelip konuştuk, fikir aldık ve çalışma grupları oluşturduk. Savunmayı da mahkeme salonlarında okumak için yazmayacağız. Bu savunma sadece bir hukuki savunma olmayacak, bu savunmayı hukuk yoluyla demokrasi mücadelesinin gelecekte parlak bir belgesi olacak şekilde hazırlayacağız.”

30 Haziran’da Ankara’da yapılan “Yeni döneme hazırlık çalışmaları” olarak anılan üçüncü toplantıya ise Halkların Demokratik Kongresi (HDK) ve “bileşen partiler” olarak anılan DBP, Devrimci Parti, ESP, SODAP, SYKP, Yeşil Sol Parti’nin Eş Genel Başkanları ile yöneticileri katıldı.

Erbakan’ın savunması

Ankara’da, HDP’nin hem yazılı, hem sözlü savunmasını tarihe geçirme hazırlığı yaptığı konuşuluyor. Örnek olarak da Refah Partisi’nin kapatılması davası ve o davada mühendis kökenli olmasına karşın Necmettin Erbakan’ın yaptığı sözlü savunma hatırlatılıyor. 71 yaşındaki Erbakan, 18 Kasım 1997’de başladığı sözlü savunmasında ilk gün dört buçuk saat ayakta savunma yapar. Üç gün süren savunma, toplamda 11 saati bulur. Benzer bir tablonun HDP davasında da yaşanabileceği belirtilirken, Sancar’ın anayasa hukuku konusunda çalışmalar yapmış bir akademisyen ve mevcut siyasi parti genel başkanları arasındaki tek hukukçu olduğuna dikkat çekiliyor. Bir başka nokta ise, haklarında siyasi yasak istenen 52’si milletvekili 451 ismin sözlü savunma talebinde bulunup bulunmayacağı.

Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkındaki Kanun’un 52. maddesinde haklarında siyasi yasaklılık istenenlerin savunmalarını yazılı olarak sunabileceği belirtiliyor.

Aynı maddeye göre “Genel Kurul, gerekli gördüğü hallerde sözlü açıklamalarını dinlemek için ilgilileri ve konu hakkında bilgisi olanları çağırabilir”. Daha önce kapatma davalarında görev almış bir hukukçuya göre; Anayasanın 36. maddesine ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. maddesine göre hakkında yasaklılık istenenlerin hepsi AYM’ye başvurarak, sözlü savunma yapma hakkına sahip. Savunmasız ceza olamayacağı görüşü, dayanak olarak gösteriliyor. Ancak başka bir görüşe göre, bu mümkün değil. “Asıl olan siyasi partidir” diyenler, AYM’nin makul süre şartıyla, gerekli görmesi halinde bazı kişilere sözlü savunma hakkı verebileceğini söylüyor.

SP’de ‘içerde konuşalım’ kararı

Saadet Partisi’nde Yüksek İstişare Kurulu Başkanı Oğuzhan Asiltürk’ün Cumhurbaşkanı Erdoğan ile iki kez görüştükten sonra bir de sosyal medyadan “Allah’ın izniyle önümüzdeki kongrede benim gözetimimde, geniş istişarelerle bir liste hazırlanacak ve kongre başkanlığına sunulacak” demesi partideki dalga boyunu artırmıştı.

Genel Başkan Temel Karamollaoğlu, Asiltürk ile görüşeceğini, parti meselelerini kamuoyu önünde tartışmayacağını söyleyip konuyu kapatmıştı. Sonrası sessizlikti.

Gelen bilgilere göre sessizlik kamuoyuna karşı. Şimdiye kadar 2-3 görüşme yapan ikilinin “neyi niye yaptıklarını birbirlerine anlattığı” söyleniyor.

Görüşmeler henüz bir sonuca bağlanmamış çünkü iki taraf da diğerini ikna etmeye çalışıyormuş.

Şentop’tan sınav önerileri

Geçen hafta boyunca bir çok veliden, pandemi koşullarında üniversite giriş sınavına hazırlanmak zorunda kalan bu nedenle de kaygı boyutu çok daha yüksek olan çocuklarına, “matematik olimpiyatı seçmelerine katılmış” muamelesi yapıldığı şikayetini dinledim.

Meclis’te karşılaştığım, TBMM Başkanı Mustafa Şentop’un da sınav heyecanı yaşayan velilerden biri olduğunu öğrendim.

Kızını sınava götürmüş, diğer velilerle birlikte heyecanla beklemiş. Şentop da bir çok veli ile hemen hemen aynı fikirdeydi. Çok başarılı bir öğrenci olmasına karşın kızının da bazı soruları boş bırakmak zorunda kaldığını anlattı. Sohbetimizde  “öğrenci seçiminde üç aşamalı zorluk derecesine sahip sorular” önerisi geldi. Basit, orta düzey ve puanı daha yüksek zor soru planlanması yapılabileceğini belirten Şentop, bunun şikayetleri azaltabileceği görüşünde. TBMM Başkanı, gençlerin kaderini belirleyen iki sınav yerine, lise bitirme sınavı ile her üniversitenin kendi seçme sınavını yapmasının da değerlendirilebileceğini söyledi.