‘Libya’da defter kapatmayacağız, nerede kalmıştık diyeceğiz’

Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti (UMH) Başbakanı Fayiz es-Serrac, 4 Haziran 2020’de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile görüşmelerinden sonra düzenlenen basın toplantısında, “Libya’nın yeniden imarı sürecinde Türk şirketlerini Libya’da görmek istiyoruz” diyerek ilk işareti vermişti. Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, Milliyet’te 7 Haziran’da yayımlanan röportajında “Libya’nın kaynakları Libyalılar için kullanılmalıdır. Geçmişte olduğu gibi Libya hükümeti, halkı, Türk firmalarının iş yapmasını isterse firmalar gider, yine iş yapar. Enerjiden liman işletmeciliği, havacılığa kadar her alanda Türkiye hamdolsun dünyanın birçok yerinde işler yapabildiği gibi Libya’da da yapar” sözleriyle biraz daha somutlaştırma yapmıştı. Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ve Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak ile aralarında enerji bakanlığından temsilcilerin de bulunduğu kalabalık Türk heyetinin Libya çıkarmasıyla iyice anlaşıldı ki artık Libya’da meşru hükümet ile konuşulan çeşitli yol haritalarıdır. Ülkenin yeniden imarı sürecinde Türk müteahhitlik sektörünün yeniden Libya’ya dönüşü ise bunlardan sadece biridir.

Libya Türk müteahhitleri için hem özel, hem de önemli bir ülke. 1970’lerde ülkede başlayan yatırım hamlesinde, dönemin İTÜ mezunu Bayındırlık Bakanı Muhammed El Manguş’un ülkenin kapılarını Türk müteahhitlerine açmasıyla sektörün yurt dışı deneyimi başlamış oldu. 2011’e, savaşa kadar, yüzlerce Türk firması, binlerce çalışanıyla, onlarca proje üstlendi, deneyim kazandı ve buradan başka ülkelere de açıldı. Ancak savaş Libya’ya, halkına olduğu kadar, Türk firmalarına da kaybettirdi. Teminat mektupları yandı, makina parkları olduğu gibi kaldı, tahrip oldu, alacaklar birikti.

Türkiye Müteahhitler Birliği Başkanı Mithat Yenigün ile Libya konuşmaya ‘nerede kalmıştık’ sorusuyla başladık... Devamı şöyle geldi:

“2011 yılında savaş çıktığında yürümekte olan 19 milyar dolarlık potansiyel ve 100 civarında firmamız vardı. Üniversite, hastane, su kanalları başta olmak üzere her türlü iş... Savaş çıkınca maalesef, hem ülke insanı perişan oldu, hem de bizler ayrılmak zorunda kaldık ve olduğu gibi bıraktık. Son 2 yıldır, Libya makamlarıyla toplantılar yapıyoruz. Diyoruz ki; ‘Bir gün nasıl olsa savaş bitecek. Oturalım konuşalım ki problemi çözelim ve normal hayata başladığımız zaman da tekrar çalışmak istiyoruz, gelelim birlikte çalışalım.’ İlk iki yıl savaşın ne olacağını tahmin etmediğimiz için beklemeyi tercih etmiştik. Fakat baktık ki uzuyor, onun üzerine temaslar yaptık. Onlar geldiler, biz gittik, halen de müzakerelerimiz devam ediyor. Umuyorum ki fazla uzamadan sonuca gideriz.”

Çerçeve anlaşma yapmaya çalışıyoruz

Nasıl bir yol haritası düşünülüyor?

“Bizim orada 1 milyar dolar civarında alacağımız var. 1 milyar 700 milyon dolar kadar da makina parkımız kaldı. Kimisi yağmalandı, kimisi yerinde kaldı. 10 yıl sonra o makina parkının bir iş görmesi mümkün değil. 1 milyar 300 milyon civarında da teminat mektubumuz orada. Teminat mektuplarının her yıl komisyonunu ödüyoruz. Şimdiye kadar takriben 50 milyon dolar da komisyon ödedik. Oysa teminat mektupları hiçbir işe yaramıyor. Kimisinin de avans borcu var. Şimdi oturup iki bakanlık arasında bir çerçeve anlaşması yapmaya çalışıyoruz. Sonra da o çerçeve anlaşması kapsamında, her firma kendi işvereniyle oturup kendi konusunu, işin durumunu, tespitini, hasarlarını değerlendirip, uzlaşacak. Uzlaştıktan sonra da işin devamını anlaşacak ya da iş yapmaktan vazgeçiyorsa da tazminatını alacak. Yani kimin ne yola gideceği belli olacak... Biz ‘nerede kalmıştık’ diyeceğiz, defter kapatmayacağız.”

9 yıldır çatışmaların yaşandığı bu ülkede ihtiyaçlar neler?

“Savaş resmen bittiği zaman ülkenin her şeye ihtiyacı var. Alt yapı, üst yapı, konut, hastane, su şebekesi, elektrik her türlü ihtiyaçları var. Tahrip olmuş bir ülkeden bahsediyoruz. Savaş nedeniyle evi olmayanlara acil ihtiyaç nedeniyle 5 bin konut yapılacak. Bunu 5 Türk firmamız birkaç gün önce aldı. Bizim beklentimiz, en çok işi Türk firmaları olarak yapmak.”

Eski refahı ile Libya’yı inşa ederiz

Libya’da Türk müteahhitlerinin rakipleri kimler olabilir?

“Biz çalışırken İtalyanlar da, Fransızlar da çalıştılar. Ama bu ortama biz daha kolay gideriz. Onlar seçici kalır. Türk müteahhitlik sektörü olarak daha girişimci ve gözü karayız. Riski daha rahat göze alıyoruz.”

Avantajları ne Türk müteahhitlerinin?

“Bir kere daha kaliteli, daha hızlı çalışıyor ve insanlarla kaynaşıyoruz. Yüzde 50’ye varan oranla yerel insan çalıştırıyoruz. Biz gittiğimiz yerde yer ediniyor ve seviliyoruz. Rakip firmalar olabilir, hiçbir pay alamazlar denemez ama en çok payı biz alırız.

Libya ile Müslüman ve dost ülkeleriz. Geçmişte de birlikteliğimiz var ve sadece ticari anlamda değil. Gittiğimizde huzurla çalışabileceğimiz bir yer Libya... Evimizde hissedeceğiz kendimizi. Çok yakın zamanda eski refahı ile inşa ederiz Libya’yı.”