Yeşili korumakla kalmamak

Milliyet Gazetesi olarak iklim değişikliğinin etkilerini yakından takip ediyoruz. Müsilaj sorunu, kuruyan göller yazı dizimiz, kirletilen akarsulara ve Meclis İklim Değişikliğini Araştırma Komisyonu’nun çalışmalarına ilişkin haberlerimiz bir çırpıda akla gelen en yakın örnekler. Sadece karşı karşıya kaldığımız felaketlerin fotoğrafını çekmekle de kalmıyoruz. Ürettiğimiz haberlerle tartışmalara katkı sunmaya, özellikle de bizden sonraki kuşaklara onlara devredilecek sorunlar ve çözüm yolları hakkında fikir vermeye                gayret ediyoruz.

İklim değişikliğinin en görünen sonucu korkunç doğal afetler olsa da beraberinde gıdaya ve suya erişim ve kıtlık, salgın hastalıklar, ekonomi ve güvenlik sorunlarını da getiriyor. Artık iklim göçlerine tanıklık ediyoruz. Gelişmeler ne yazık ki bu tür göçlerin artarak süreceğini gösteriyor. Bu nedenle konuya ilişkin farkındalığın artması, iklim değişikliğinin sonuçlarıyla mücadele edebilmenin de ilk şartı. Paris İklim Antlaşmasının TBMM’de onaylanmasının ardından Türkiye’de yeşil dönüşüme uyum çerçevesinde bundan sonra atılacak adımları da sürece uyum çabalarını da yakından izleyeceğiz. 

Yeşil dönüşüm okur yazarlığı

Geçen hafta Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’un Türkiye’nin yol haritasına dair basın mensuplarına yaptığı bilgilendirmede öne çıkan, sanayi devrimi ve bilgi teknolojileri devrimlerinde kaçırılan fırsatların bu kez kaçırılmaması ve yeşil dönüşümün ülke için bir fırsata çevrilmesi çağrısıydı. Bakan Kurum, “Yenilenebilir enerji, yerli elektrikli araç, sıfır atık ve temiz üretim noktasında büyük bir potansiyel var. Biz yeşil kalkınma hamlemizle; bu potansiyeli en yüksek dereceye çıkaracağız.” ifadesini kullandı. Elbette, hükümetlerin üzerinde ilgili kanunları çıkarmak, mevzuat düzenlemeleri yapmak, kurum ve kuruluşları şekillendirmek, dönüşüme uyum için finansmana erişim imkanları sağlamak gibi yükümlülükler var. Ancak bu mesele anaokulu çocuğunun eğitiminden başlayarak, meslek seçimine, çevreci teknolojiler için girişimden, inovasyona, tüketimde yerelleşme ve ticaretin kurallarının değişimine kadar uzanan, zorunlu olduğu kadar karmaşık bir süreç aynı zamanda. Dolayısıyla devletler, hükümetler ve kurumlar dışında bireysel olarak bir yeşil dönüşüm okur yazarlığı ve farkındalığı gerektiriyor.  

İklim değişikliği ile mücadelenin sadece dere yataklarına zaten bina yapılmaması gerekliliği veya olabildiğince yeşil alan kazandırma meselesi olmadığı bilincinin yerleştirilmesi gerekiyor. Bakan Kurum’un bilgilendirmede paylaştığı bir veri bu noktada fikir verici olabilir. Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO); yeşil kalkınmanın, 2030 yılına kadar en az 24 milyonluk ilave istihdam imkânı doğuracağını öngörüyor. Kurum yapılan hesaplamalara göre; yeşil kalkınma hedefi çerçevesinde yapılacak her 10 milyon liralık yatırımın; sürdürülebilir enerjide 15-30, enerji depolamada 4-12, enerji verimliliğinde 10-18, çevre dostu şehir altyapılarının geliştirilmesinde 10-15, atık ve geri dönüşümde 15-40 kişiye kadar yeni istihdam oluşturacağını söyledi. Bir başka veri yeşil dönüşümde kadın istihdamı konusunda. Fosil yakıt sektöründe, yüzde 21 olan iş gücündeki kadın oranı, yenilenebilir enerjide yüzde 32 seviyesine çıkmış durumda. Kurum bu veri için, “Yani yeşil kalkınma aynı zamanda, iklim değişikliğine karşı en kırılgan gruplardan biri olan kadınlara da olumlu katkı sağlıyor” ifadesini kullandı.

Tüm üretim ve tüketim kalıplarının dönüşeceği bir süreçten söz ediliyor. Kömür işçilerinin yerini güneş panellerinde, rüzgâr santrallerinde çalışacak teknisyenlerin alacağı, sadece otomobillerin değil her türlü ağır iş makinasının da elektrikle çalışacağı ve kendi enerjisini üreten akıllı binalarda da şarj edileceği bir dönüşüm süreci. Tarımda ürün profillerinin buna bağlı olarak beslenme alışkanlıklarının değişeceği öngörülüyor. Her bir gelişme aynı zamanda önemli etkilere ve birey bazında da önemli dönüşümlere hazırlanmaktan geçiyor.