Canlı yayınlardan notlar...

Herkesin salgınla ilgili herhangi bir bilgiyi kontrol etmeksizin sosyal medyada paylaşması endişeye yol açabiliyor. Koronavirüs konusunda sadece uzmanları ve bilim insanlarını dinlemek gerek.


Birçoğumuz için evde geçen bu günlerde sosyal medya ve televizyona daha fazla zaman ayırıyoruz gibi görünüyor. Tüm bu kanallarda bilgiye ulaşmanın kolaylığı hepimiz için avantajken, bir yandan da herkesin her paylaşımı rahatlıkla yapabilmesi, özellikle sosyal medyada bilgiyi kontrol etmeden sunması endişe verici. Aslında bu da bir nevi virüs; bilgi yanlışlığı hızla yayılıyor ve gereksiz tedirginliğe sebep olabiliyor.

Lütfen tüm dünyanın gündeminde olan koronavirüs konusunda sadece uzmanları ve bilim insanlarını dinleyin. Ben de bu konuda sizlere en doğru bilgiyi en doğru kaynaklardan ulaştırabilmek için her gün saat 12.00 ‘de Instagram hesabım üzerinden uzmanlarla canlı yayınlar yapıyorum ve sizlerden gelen soruları yanıtlamaya çalışıyoruz. Geçtiğimiz haftanın canlı yayın konuklarından derlediğim bazı önemli notları sizlerle de paylaşmak istedim.

Güçlü bağışıklık sistemi için

Canlı yayınlardan notlar...
Prof. Dr. Murat Baş: Bağışıklığı güçlendiren tek bir besin yoktur

Beslenme ve diyet profesörü Murat Baş ise “Beslenme bir bütündür ve vücudumuz her gün 50’den fazla besin öğesine (vitamin, mineral ve biyoaktif bileşikler) ihtiyaç duyar. Güçlü bir bağışıklık sistemi için tabağınızı dörde bölün.


Tabağın dörtte birini farklı renklerdeki sebzeler ve diğer çeyreğini farklı renklerdeki meyveler oluşturmalıdır.

Sebzelerin bir kısmını pişmiş ve bir kısmını çiğ sebzelerden, meyvelerin bir kısmını taze ve bir kısmını kuru meyvelerden tercih edebilirsiniz. Tabağın bir diğer çeyreğini et, tavuk, balık, yumurta, baklagiller (nohut gibi), sert kabuklu yemişler (ceviz, fındık, badem gibi), yağlı tohumlar (kabak çekirdeği gibi), son çeyreğini de kaliteli tam tahıl kaynakları (bulgur, esmer pirinç gibi) oluşturmalıdır. Bu tabağa ek olarak yoğurt, ayran ve kefir gibi süt ürünlerini eklemeniz gerekir. Şekerli yiyeceklerden ve aşırı kırmızı et tüketiminden kaçınmanız yerinde olur. Her gün toplamda 30 dakika olacak şekilde egzersiz yapmaya çalışın (evin içinde hoplayarak dans bile edebilirsiniz). Besin ögelerini besinlerden elde etmek birinci tercih olmalıdır. Probiyotik, C vitamini, Çinko ve D vitamini takviyesi alma konusunda sağlık uzmanına danışmanız yerinde olur.

Panik yok, önlem var

Canlı yayınlardan notlar...
Dr. Serdar Savaş: Korku ve stres bağışıklık sistemini etkiler

Toplum sağlığı ve Genom bilimi uzmanı Dr. Serdar Savaş “Panik yok önlem var” diyerek uyarıyor. “Korkudan dudağım uçukladı” veya “Çok kötü bir rüya gördüm dudağım uçukladı” cümleleri size de tanıdık geliyor mu? Serdar hoca bu konuda bakın neler diyor: “Korktuğumuzda uçuk çıkar ya, uçuk aslında herpes denen bir virüs. O virüsün çıkabilmesi için bağışıklık sisteminizin zayıflaması gerekiyor. Korkudan veya gece görülen kötü bir rüyadan sonra virüsler uçarak gelip dudağınızda uçuk yapmazlar. O virüs aslında orada hep vardır ama vücut direnciniz düştüğü anda ortaya çıkar. O nedenle korkmanın endişelenmenin, strese girmenin hiçbir anlamı yok. Özetle; her zaman söylüyorum panik yok, önlem var! Lütfen su için, iyi uyuyun, dengeli beslenin, hareket edin ve sosyal izolasyona uyun!

Yalancı güvenlik hissi

Canlı yayınlardan notlar...
Prof. Dr. Murat Aksoy: Eldiven kullanımı sizi koronavirüsten korumaz

Sevgili Murat diyor ki; “Sokağa ve etrafıma baktığımda koronadan korunmak için nelerin hatalı yapıldığı konusunda iki şey özellikle dikkatimi çekti, maske ve eldivenin yanlış kullanımı. Koronavirüs direkt olarak deriden veya ellerinizden bulaşmaz. Dolayısıyla eldiven sizi virüsten direkt olarak korumayacaktır. Ayrıca eldivenlerin yalancı güvenlik hissi yarattığını da söyleyebiliriz.

Eldiven takan bireyler elleriyle bir yerlere dokunmak için çekinmiyorlar ve normalden daha fazla etrafa dokunuyorlar. Bu kişiler istemeden ellerini ağızlarına, yüzlerine veya gözlerine götürdüklerinde aslında virüsü direkt olarak kapmış oluyorlar. Ayrıca eldiven kullanan kişiler eldiveni çıkarırken de çok dikkat etmeliler ve steril bir şekilde çıkarmalılar; aksi halde çok rahat bir şekilde eldivenin dış yüzeyindeki virüsleri temiz ellerine bulaştırabilirler. Eğer eldiven kullanacaksanız bu kurallara dikkat edin ve çıkardıktan sonra da mutlaka ellerinizi yıkayın. Bir diğer aşırı korunma şekli olan maske kullanımı için de benzer bir hikâye mevcut. Maskeler enfeksiyonların yayılmasını önlemek için hasta kişiler tarafından kullanılmalı. Eğer bağışıklığınızı düşüren herhangi özel bir hastalığınız yoksa doktorunuz önermediyse maske takmanıza gerek yok. Yine de toplu taşımada çok vakit geçirenler veya riskli bölgede bulunanlar maske kullanacaksa mutlaka maske kullanım kurallarına da uymalılar. Aksi halde maskeyle korunayım derken virüslere daha açık hale gelebilirsiniz.” Hem maske hem de eldiven kullanımı konusunda Prof. Dr. Murat Aksoy’un YouTube kanalında detaylı bir video var, izleyebilirsiniz.