Obezite, Kovid-19 kadar tehlikeli

Obezite, koronavirüs gibi bulaşıcı bir hastalık değil fakat en az koronavirüs kadar tehlike oluşturuyor.

Obezite, Kovid-19  kadar tehlikeli

Kovid-19’dan önce de küresel bir sorun olsa da, pandemi döneminde ülkelerin gündemine aldığı konular arasında yerini almaya başladı.

Columbia Üniversitesi Irving Tıp Merkezi’nde yapılan araştırmada artan obezite, Kovid-19’da akciğer yetmezliği veya ölüm riskinin artmasıyla ilişkili bulundu. Araştırmacılar, koronavirüs aşısı hazır olduğunda bile benzer bir olayın gerçekleşeceğini söylüyor.

Amerika da, obezite oranının en yüksek olduğu ülkelerden. Aşı bulma çalışmaları devam ederken bilim adamları endişeyle uyarıyor çünkü obez veya aşırı kilolu olmanın aşının etkinliğinde azalmalara sebep olabileceği düşünülüyor.

Dünya çapında obezite, 1975’ten beri neredeyse üç katına çıktı. Dünyadaki yüksek obezite oranları göz önüne alındığında, koronavirüse yakalanacak nüfusun yüksek bir yüzdesinin 25’in üzerinde bir BKI’ye sahip olduğu tahmin ediliyor.

Public Health England tarafından yapılan araştırma, fazla kilonun insanları hastaneye yatma veya yoğun bakıma ihtiyaç duyma riskinin daha yüksek olduğunu ortaya koymuştu. Kilonuz arttıkça riskin de önemli ölçüde arttığının altını çizmekte fayda var.

Fazla kilolarınızdan kurtulmak hem sağlığınızı iyileştirmede hem de koronavirüsün risklerine karşı korumada size yardımcı olabilir.

Yanlış beslenme ve hareketsizliğin sonucu olan obezitenin kanser, kalp hastalıkları ve diyabet ile de yakından ilişkili olduğunu unutmayın. Dünya Sağlık Örgütü’nün verilerine göre, fazla kiloluluk ve obezite Avrupa’daki yetişkinlerde Tip 2 diyabetin %80’inden, iskemik kalp hastalıklarının %35’inden ve hipertansiyonun %55’inden sorumlu ve her yıl 1 milyondan fazla ölümün de nedeni olmuş durumda.

Bunlara bir de Kovid-19 eklendiğinde durum ciddi bir boyuta ulaşıyor. 65 yaş üstü, kronik hastalığı olanlar ne kadar riskli grup içerisinde yer alıyorsa, aslında obez bireyler de bu risk grubunun içinde.

Evden çalışanlar dikkat!

Koronavirüs döneminden önce evde çalışma (homeoffice) fikri kulağa hoş gelirken, şimdi çoğu insan bu durumdan şikâyetçi. Eviniz ofisiniz olduğunda, beslenmenizi kontrol altına almakta da bazı sıkıntılar yaşamış olabilir ve sonucunda da kilo almış olabilirsiniz. Korkmayın, aslında bu süreci yönetmek hiç de zor değil.
Evde çalışanlara sağlıklı beslenmek için 4 ipucu

1- Mutfaktan uzak durun

Masanızı mutfağa yakın bir yere kurmaktan kaçının. Görüş alanınızda sürekli buzdolabı olduğunda kendinizi buzdolabının kapağını açarken bulabilirsiniz. Buzdolabından uzak durmak için evinize ufak notlar yapıştırabilirsiniz.

2- Menü planlayın

Bütün gün evde olduğunuzda normal yaşantınızdaki rutininizi kaybetmiş oluyorsunuz. Bu da duygusal yeme davranışlarına sebep olabiliyor ve bilinçsizce yemek yemenize yol açabiliyor. Menü planlamak size bu konuda yardımcı olacaktır.
Öğünlerinizde protein ve lif kaynağı olduğundan emin olun. Bu şekilde günün ilerleyen saatlerinde uzun süre tok kalabilir ve atıştırmalıklar tüketmenizi engelleyebilirsiniz.

3- Bol su için

Su içmek için susama hissinin gelmesini beklemeyin. Çalışma masanızda mutlaka suyunuz bulunsun.

Suyun vücut ısısının dengelenmesi, besinlerin sindirimi ve emilimi sırasında hücrelere taşınması, toksinlerin vücuttan arındırılması gibi birçok görevi olduğunu unutmayın.
Bol su tüketmek hem vücudu toksinlerden arındırmak hem de metabolizmanızı canlandırmak için çok büyük önem taşıyor. Günde 8-12 bardak kadar su tüketilmesini öneriyorum.

4- Abur cuburu hayatınızdan çıkarın

Stres altındaki insanlarda hazır yemek tüketme ve abur cubur alışkanlığı daha fazla görülüyor. Protein, lif, sağlıklı yağların bu besinlerde çok az miktarda olduğunu unutmayın. Sağlıklı öğünler hem sizi daha üretken yapacak hem de obezite riskinden koruyacaktır.

Açlık hissettiğinizde sağlıksız atıştırmalıklar yerine çiğ sebze veya meyvelerle bu durumun önüne geçmeyi deneyin. Gözden ırak olan gönülden de ırak olurmuş mantığıyla, buzdolabı veya dolaplarınızda abur cuburlara yer vermeyin.