Kilo problemi doğru şekilde çözülmeli

Dün, 22 Mayıs Avrupa Sağlık otoriteleri (European Association for the Study of Obesity (EASO)) tarafından “Avrupa Obezite Günü” olarak tanımlanmış . Bu vesile ile şişmanlıktan başlayıp obeziteye kadar giden ve çeşitli sağlık problemlerine de yol açabilen kilo problemini ele alalım. Bu problemi doğru bir şekilde nasıl çözebiliriz, formülü nedir biraz bundan bahsedelim.

Sağlıklı zayıflamada izlenecek yol, uzman desteği alınarak ve kişiye özel, haftalık yapılan vücut analiz ölçümü değerlendirilmesine göre yazılan beslenme programlarını içermelidir. Yaş, cinsiyet, yaşam tarzı ve kişinin davranış şekli en önemli noktaları oluşturmaktadır.

Şişmanlığın oluşumunda hem genetik hem de çevresel ortamın etkileri baş göstermektedir. Anne ve babası şişman olan çocukların %25’i şişmandır.

Alınan kalorinin miktarı, bunun ne kadarını yakıyor olduğumuz, bazal metabolizma hızı, yani dinlenme esnasında hiçbir kas hareketi yapmadan vücudun sadece yaşamaya yetecek kadar, organların çalışması için gerekli enerji seviyesi kilo artışı ile yakın ilgilidir.

Şişmanlık yediklerimizle ve onları yakmamızla alakalı olduğu gibi vücut metabolizmamız, hormonların işleyişi ile de yakından alakalıdır.

Leptin yetersizliği: Leptin, vücudumuzdaki yağ dokularından üretilen bir protein olup beyine sinyaller göndererek iştahı azaltmaktadır. Leptin olmayınca kişi aşırı yemek yemekte ve şişmanlamaktadır. Bu düşüklük leptin gen bozukluğuna bağlı olabilir.

Hipotiroidi: Bu bozukluk genellikle tiroid bezinin yavaş çalışmasına bağlı hipotiroidi denilen durumdur. Böyle durumlarda kilo almanın yanı sıra hareketlerde yavaşlama, unutkanlık, sabah uyanmakta zorluk, kanda kolesterol yüksekliği, ruhsal durumda çöküntü gözlenebilir.

İnsülin direnci: Kanda insülin hormonunun yemek sonrası yüksek olmasıdır. Yüksek glisemik indekse sahip yani kan şekerini hızlı yükselten karbonhidratların devamlı fazla yenmesi kanda insülin hormonunun hep yüksek olmasına, doygunluğun kısa süreli olmasına, acıkma ataklarına ve kilo almaya neden olur. Kandaki aşırı insülin kilo almanızın en önemli nedenidir. Bu nedenle kanda insülin düzeyini normal sınırlarda tutmak kilo vermenizi sağlamaktadır.

Sağlıklı zayıflamak için önce vücudumuzu iyi tanımalı, gerekli tetkikleri doktorumuza danışarak yaptırmalıyız. Kilo vermemizi zorlaştırabilecek metabolik problemlerimizi çözmeli, kontrol altına almalıyız. Belki de başlangıçta basit bir kilo problemi ile kendini gösteren ancak ileride çok daha büyük sorunlara yol açabilecek sorunlardan korunmak, erken önlem almak bu sayede mümkün olabilir.

Doğru beslenme beden ve zihin sağlığı için önemli olduğu kadar psikolojimizi de yakından ilgilendiren fit görünümümüz için de çok önemlidir. Doğru beslenmenin anlamı dengeli ve sağlıklı beslenmek bunu herkes biliyor. Ama yine de bile bile bazı zararlı yiyecek ve içecekleri tüketmeye devam ediyoruz. Tıpkı sigara ve aşırı alkol tüketiminde olduğu gibi. Teknolojinin hızla ilerlediği dünyamızda, yoğun iş hayatının getirdiği zaman kısıtlılığı ile beraber yemek yemeye ve hazırlamaya ayırdığımız vakit de çok kısıtlı olmakta. Bu nedenle sağlıklı olup olmadığına bakmaksızın fast food ile raf ömrü olan işlenmiş hazır gıdalara yönelim de artmakta ve sonuçta eğitim seviyesine bakmadan obezite (şişmanlık) dediğimiz patolojik durum ortaya çıkmaktadır. Yediğimiz ve içtiğimiz gıdanın kalitesi, besin değeri çok önemlidir. Zayıf insanlar her zaman en sağlıklı kişiler olmayabilir ancak obezitenin patolojik bir durum olduğu kesindir. Yaşadığımız topraklar bulunduğu iklim itibarı ile çok verimlidir. Bu nedenle birçok sağlıklı gıdayı mevsiminde taze olarak tüketme şansına sahibiz. Her bir meyve ve sebzenin sağlık için ayrı ayrı değeri vardır.

Sağlıklı zayıflamak ve bu dengeyi korumak için bir uzman eşliğinde ve kontrolünde, vücudumuz için gerekli vitamin, mineral, protein, yağ ve karbonhidratı uygun oranda tüketmek, tükettiğimiz bu gıdaların uygun ortamda yetiştiğine ve sağlıklı şartlarda hazırlanıp pişirildiğine emin olmak gerekir. Elbette ki lezzetli olması da gerekir. Ancak lezzet ve uzun süre dayanıklılık uğruna, kanserojen olan, obeziteyi tetikleyen zararlı katkı maddeleri yerine hem lezzet ve aroma verici hem de ekstra faydalı, metabolizmayı da hızlandırabilen baharatlar tercih edilmelidir. Glisemik indekse dikkat edilerek hazırlanan öğünler hem tok tutacak hem de insülin salınımının düzenli olmasını sağlayacaktır. Bu tarz beslenmeyi alışkanlık yani yaşam tarzı haline getirdiğimizde ideal kiloyu korumak da güç olmayacaktır.