Ayak parmakları

18 Ağustos 2014

Lokal liglerden evvel ortalık biraz olsun şenlendi. Şampiyonlar Ligi maçları ve Avrupa Ligi maçları bunaltıcı sıcaktan yumuşamış beyinlerimize akşam serinliğinde iyi gelir oldu. Bu arada bir maçın, devre arasında bir yayın doğrusu ilgimizi çekti. Ağzımız açık kaldı. Eh biz de değişiklik olsun diye anlatalım dedik.

Bir Alman spor profesörü şöhretli bir Alman takımının kampüsünü ziyaret ediyor ve sağlık kontrollerini inceleyip, anlatıyor. Mesela futbolcuların ayak parmakları teker teker kontrol edilip birbirleriyle olan anatomik ve ortopedik durumları inceleniyor. Uyumsuzluk varsa düzeltilmelerine ve tedavilerine çalışılıyor. Göz muayenelerinde oyuncuların oyunda birbirlerine olan mesafelerinin kontrolleri araştırılıyor. Anormallik varsa düzeltiliyor. Bu, pasların yerini bulması için çok mühim bir olgu.

Kandaki laktakın maç öncesi ve sonrası değerleri metabolik kan şeker değişiklikleri tartışılıyor, hepsi masaya yatırılıyor. Yani futbolcu olmak çık sahaya oyna demekle olmuyor. Buradan anlaşılıyor ki Alman genç milli takım ve yetişkinlerinin şampiyonlukları boşuna değil. Aklımıza gelmişken soralım dedik. Biz acaba ayaktaki parmak değişikliklerine futbolcularımızda ne kadar değer veriyoruz. Baş parmakla orta parmak birbirlerine dost mu? Birbirlerine nasıl bakıyorlar? Anatomik ve ortopedik durumları ne alemde? Sakın yanlış anlamayın burada ayak kokusundan bahsetmiyoruz. Çünkü bizde ayak problemleri hep sezon bitiminde ortaya çıkar.

Yazının devamı...

Güzel renkler

21 Temmuz 2014

Önümüzdeki sezonun futbol maçlarının fikstürü belli oldu. Attila Gökçe kardeşimiz önümüzdeki maçları yıldız savaşlarına benzetiyor. Benzetmede de haklıdır. Bakın Dünya Futbol Şampiyonası geldi ve rüzgar gibi geçti. İçinde milli renklerimiz olmayınca bu tip enternasyonal maçlar bizim için adeta yavan geçiyor. Son final maçına kadar. Ama yerli ve milli maçlarımız hiç de öyle değil. Her hafta bir heyecan, bir futbol ateşi, içimizi ısıtıyor ve adrenalinimizi artırıyor. Tıpkı yıldız savaşlarında olduğu gibi.

Dikkat ederseniz yeni transferlerin ve yeni teknik direktör arayışlarının dedikoduları bile dünya şampiyonasının heyecanını gölgeledi. Yeni sezonu hayırlı olsun diye selamlarken içimizde bir türlü yenemediğimiz, atamadığımız gizli korkularımız da olduğunu kaydetmeliyiz. Bakın Dünya Kupası’nda renkleri farklı, genetikleri farklı insanlar cıvıl cıvıl, neşe içinde yan yana oturdular. Kazananı da, kaybedeni de coşkuyla alkışladılar. Ağlayarak, gülerek, hüzün ve sevinçle. Ama hiçbir kötü olay olmadı. Çünkü provakatörler yoktu. Onun için beynimizin bir köşesindeki kötü korkularımızı yenmek ve unutmak istiyoruz.

Spor insan hareketlerinin en güzelidir. Güzel futbolla birbirimizi kucaklayalım diyoruz. Ümit ediyoruz ki yeni sezonda sahadaki güzellikler tribünlere sıçrasın ve çiçek açsın. Renkler ne olursa olsun.

Yazının devamı...