Roman yazarken, kafanın içinde yeni ve eşsiz bir dünya yaratıyorsun. Yarattığın o dünyanın tek yüce gücü sen oluyorsun.

27 Nisan 2020

Her şey hayal etmekle başlar. Çok okur, araştırır, yazarsın. Sonra siler, sonra tekrar yazarsın. Kimi zaman üstüne uykuya yatarsın. Kimi zaman beğenmez atarsın, ya da bir bilene danışırsın. Hepsinin ardından artık yola çıkarsın.

Berker Okan, bu hafta konuğum… Deyimim tam yerindeyse, hayallerinden gerçek yaratıyor. Son Yolculuk, Mavi Kız Kahve Çocuk, Kırmızı Atkılı İstavrit kitaplarının yazarı, en güzeli bir de Bilişim Öğretmen’i.

Yeni nesil yazarlar arasında dibine kadar hakkını verenlerden.

Hayranlık duymamak elde değil Berker’e. Karşılaştığı onca acı tecrübe ve olumsuzluklara göğüs gerdi. Her birinden bir ders çıkardı. Öğrenmeye devam ettiğine inandı. En güzeli de can parçası annesini romanlarında ölümsüz bir kahraman yaptı.

Berker, yazdığı kitaplardan birinde şöyle diyor: “İki şey vardır ki muhakkak değiştirir insanı. Biri aşk, diğeri ağır bir hastalık. İkisinden birisi başına gelince; artık o eski sen olamazsın bir daha: Kaderin yeniden yazılır çünkü.”

Şartlar ne olursa olsun. Pes etmek yok, ders çıkarmak var diyor bizlere…

Berker Okan’ı tanıyalım…

Merhaba öncelikle; 1982 yılında İstanbul’un Rami semtinde dünyaya geldim. Civardaki semt okullarında “çalışsa yapar” diye bahsedilen öğrencilerden biriydim. Çok çalışkan değildim. Hala da değilim. Sadece en büyük özelliğim nesneler ve olaylar arasındaki bağlantıları, örüntüleri, çok kolay kurabilmemdir.

Yazının devamı...

En büyük hayalim Türkiye’nin “Yapay Zeka”da bir güç merkezi, bir santral haline gelmesi!

19 Nisan 2020

Korona günlüklerimizi küreselce yazıyoruz. Dünyadaki hemen hemen herkes en üretken ve yaratıcı olması gerektiği zamanlarını yaşıyor. Mesela, sosyal medyaya bir giriyorum 7/24 canlı yayın, canlı eğitim, canlı konser, canlı toplantı... Ne ararsak, hatta kimi ararsak var.  Bilgiye, kaynak kişilere bu denli rahatça erişmenin kıymetini evlere kapanınca anlayacakmışız meğer...

İnsanlık yepyeni bir dünyaya daha uyum sağlayacak. Bu yüzden tanımına Gelecek Öncesi Çağlar diyorum. Dijital bir Rönesans dönemindeyiz. Bilim, kültür ve sanat erişimi cepte. Böyle zamanlarda içimi açan yeni örnekler görmek, farklı şeyler okumak, dinlemek bana çok iyi geliyor.

 

İyi ki dijital teknolojiler var da yaşadığımız süreci tam bir düğüm olmaktan çıkarıp, gerçekten hayatımızı kolaylaştıran çözümler sunuyor. 

Tekin Meriçli bu dijital gençlerden. Bir bilim insanı ve girişimci. Yapay zeka, robotik, otomasyon gibi bizlerin hayatına yeni giren bu terimlerin yıllardır mutfağında, üretiminde. Kurdukları şirketle, lojistik sektörüne yeni bir alan katıyor, kocaman tırlara yapay zeka, bir beyin, ekleyip onların sürücüsüz kullanılmasını sağlıyorlar.

Bugünlere örnek olsun diye Tekin bana Piaget’nin bir sözünü hatırlattı: “Zeka, ne yapman gerektiğini bilmediğinde kullandığın şeydir”. Tam da bu noktadayız. Zekamızı kullanmak…

- Seni tanıyalım Tekin Meriçli..

Yazının devamı...