AB’de yeni krizin adı ‘Polexit’ mi?

Polonya ile Avrupa Birliği ilişkileri, özellikle yaşanan son gelişmelerle birlikte iyiden iyiye gerildi. Bu, Polonya’nın AB’den çıkabileceği yorumlarına neden olurken, halkta durum farklı görünüyor.

Birkaç yıldır ilişkileri pek de iyi olmayan Polonya ile Avrupa Birliği (AB) arasındaki ipler, 7 Ekim’den itibaren iyice gerildi. Malum, Polonya Anayasa Mahkemesi, merkezi Lüksemburg’da bulunan AB Adalet Divanı kararlarının Polonya ulusal yasalarının üzerinde olamayacağına hükmetti. Bu kararının bir diğer anlamıysa, ülkenin, Avrupa Adalet Divanı’nın (ABAD) kararlarını tanımayacağı, yani Varşova’nın, bu vesileyle AB’nin hukuki ve idari mekanizmasına doğrudan meydan okumuş olmasıydı.

AB ile Polonya arasında zaten son 5 yıldır hukuk devletinin tanımına yönelik ciddi bilek güreşi yaşanıyordu. Ancak Başbakan Mateusz Morawiecki’nin, AB yasalarına istinaden Polonya Anayasa Mahkemesi’ne yaptığı başvurunun kabulü ve mahkemenin ABAD kararlarını ülke anayasasına aykırı bulması ve “ülkenin egemenliğiyle ters düştüğüne” dikkat çekmesi ipleri kopma noktasına getirdi.

Hakimler değişti

2015’ten bu yana iki seçim kazanarak Polonya’da iktidarını sürdüren Hukuk ve Adalet Partisi (PIS), mahkemedeki hakimlerin, partiye karşı tavır alarak tarafsız davranmadığı gerekçe gösterip, hâkim ve savcıları görevden aldı. Parti başkanı Jaroslaw Kacwynski, ardından Anayasa Mahkemesi başkanlığına da yakını olan Julia Przylebska’yı getirdi. ABAD, bunun üzerine Kacwynski ve PIS’in uygulamalarının, Polonya yargısının bağımsızlığını zedelediği gerekçesiyle birçok karar aldı. Ancak ABAD’ın bu kararları Polonya tarafından uygulanmadı. Bu da, PIS ile Kacwynski’nin, adaletin bağımsızlığı konusunda sivil toplum örgütleri ve muhalefetçe hedefe konulmasını sağladı.

Polonya halkının yüzde 80’i ülkelerinin AB üyeliğini destekliyor. Ancak bu, sadece mali yardımlara dayalı bir destek. Zira ülkede, İngiltere’nin AB’den ayrılması sürecine ve verilen ad olan “Brexit”ten esinlenilerek ortaya atılan “Polexit” yani Polonya’nın AB’den çıkış süreci tartışmaya açıldı. Bu, kuşkusuz AB için de son derece önemli bir süreç.

Yardım sopası!

Öte yandan AB müktesebatıyla, üye ülkelerin üyelik senedinde yer alan ve ABAD kararlarının ulusal mahkeme kararlarının üstünde olduğu, hatta birincil hukuk teşkil ettiği vurgulanıyor. Bu nedenle AB anlaşmalarının garantörü olan Avrupa Komisyonu, Polonya Anayasa Mahkemesi kararına nasıl itiraz edeceğini henüz tespit etmedi.

Uzmanlar, Polonya’nın, AB’nin Kovid-19 ekonomik yardım paketinden 36 milyar euro’luk destek alma imkânı olduğunu hatırlatarak, bu yardımın engellenebileceğini belirtiyor. Diğer yandan AB’nin Polonya’ya mali yardımları askıya almasının, ülkenin AB’den kopmasına neden olabileceği ifade ediliyor. Nitekim Macaristan Başkanı Viktor Orban, Polonya’ya sahip çıkarken, Çekya’da da zaman zaman “ayrılığın dillendirildiği”ni hatırlatmak gerek.

Avrupa Komisyonu ise büyük bir sınavla karşı karşıya. Demokratik değerlerden uzaklaşan, anlaşmalara uymayan Doğu ülkelerine karşı, AB’nin hem fikir bütünlüğünü hem de değerlerini koruması gerekiyor. Zira Polonya ve Macaristan’da yaşananlara sessiz kalıp göz yumarsa, diğer AB üyesi ülkeler tarafından örnek alınabilir. Yok, AB aşırı sert bir tutum sergilerse, bu kez de Brexit’in ardından Polexit’le karşı karşıya kalabilir.