Rusya’da ‘rejim değişikliği’ konuşulurken, Ukrayna barışa yanaşır mı?

Modern dönem ABD siyasetinin baş mimarları arasında Henry Kissinger, Zbigniew Brzezinski ile birlikte adı anılabilecek Madeline Albright’ın “katkılarını” (!) irdelerken, “yaptırım” gibi, “kaynaklarına el koymak” gibi hukuka uygunluğu tartışılabilecek fikirleri saymıştık. Uluslararası sözlüğe “Haydut Devlet” (Rouge State) kavramını armağan etmiş olan ABD eski dışişleri bakanı Albright’ın ihmal edilmemesi gereken bir diğer teorisi, güçlü ülkelerin siyasetini beğenmediği ülkede “rejim değişikliği” sağlama hakkı olduğu idi. Bu fikir, ABD Başkanı Biden’ın Rusya’da bir rejim değişikliği peşinde olduğu imasından (aslında açıkça söylemesinden) sonra gündeme gelmiş olmakla birlikte, aslında yeni değildir; ilk muhatabı da Osmanlı İmparatorluğu’dur.

Bu, 1913-21 arasında ABD başkanlığında bulunan Woodrow Wilson’ın “Liberal Enternasyonalizm” idealine aşina olmayanlar için şaşırtıcı olabilir. Dünyanın “halkların kendilerini geliştirmeleri ve demokrasiye kavuşmaları için güvenli bir yer olmasını sağlamak” diye özetleyebileceğimiz Wilson Doktrini ile ABD gücünü önce Osmanlı egemenliğindeki halklar üzerinde denemeye kalkmıştı. Birinci Dünya Savaşı’nın galipleri arasındaki Paris Konferansı’nda Osmanlı’nın önce parçalanması, sonra da “dini bir yönetimden çağdaş bir rejime kavuşması fikri kabul edilmiş ve bunun ilk adımı olarak Osmanlı ülkeleri işgal edilmeye başlanmıştı. Ne var ki İngiltere ile Fransa arasında Irak petrollerine kimin “çökeceği” konusunda anlaşmazlık çıkınca Wilson’ın da rejim değişikliği projesi hevesi kaçmıştı.

Ancak o günden Madeline Albright ve her konuda yardımcısı Savunma Bakanı Colin Powell’in Irak politikalarına kadar söylem düzeyinde üstü örtülse de ABD, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra 64 ülkede gizlice, altı ülkede açıkça rejim değişikliği gerçekleştirmişti.

Biden’ın Putin hakkındaki “Bu kasabın görevde kalmasına izin verilmemelidir” sözleri diplomatik nezaketsizlik ve bir ülkenin iç işlerine karışma hadsizliği bir yana, Fransa Cumhurbaşkanı Macron’ın dediği gibi, “Ukrayna-Rusya barış görüşmelerini temelinden dinamitleyen bir ifade olarak kalmamış, tüm dünyada “ABD’nin Rusya’da bir rejim değişikliği planladığı” şeklinde yorumlanmış bulunuyor. ABD’nin Irak ve Afganistan’daki uygulamaları dikkate alındığında, Albright-Powell Rejim Değişikliği Modeli’nin hedef ülkenin işgaliyle başladığı görülüyor. Biden’ın ve Dışişleri Bakanı Blinken’in bunun bir siyasal hedef açıklaması değil, sadece kişisel öfke olduğu şeklindeki tevilleri durumu düzeltmeye yetemez. “ABD başkanları tesadüfi söz söylemez” ilkesi, Rusya’nın bu çatışmaya en kısa zamanda çözüm bulması gerektiğini gösteriyor. ABD sonuçta Rusya’yı işgalle tehdit ediyor; Rusya, uluslararası sistemden dışlanma girişimlerini de dikkate alarak, bu seçeneğin daima karşısında olduğunu bilmelidir.

Rusya’nın, şimdi artık Ukrayna’daki direnişin gerçek boyutunu ve sebebini anlamış olmalıdır.