Sürpriz ne?

Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde (K’lardan birini kullanmadığımı fark etmiş olmalısınız) Cumhurbaşkanı Erdoğan yarın bir veya birkaç sürpriz açıklayacak.

Devlet adamlarının sürprizleri genellikle önceden bilinir veya doğruya yakın tahmin edilir. Bunlar, Kıbrıs Türk Cumhuriyeti karasularında doğalgaz bulunduğu veya Maraş bölgesinin tamamen açılması, dost ve kardeş bir ya da iki ülkenin Kıbrıs Türklerini tanıması, hatta adada kalıcı askeri üs kurulması ise sevindirici haberler olur.

Cenevre’de Nisan sonunda yapılan görüşmelerde, BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’e Türkiye ve Kıbrıs Türklerinin, kesin bir dille ifade ettiği üzere, Kıbrıs Rumlarının ve Yunanistan’ın bir kere değil, iki kere yok ettikleri sözde “Kıbrıs Cumhuriyeti” yeniden yaratılamaz. O defter kapandı.

Her ne kadar BM, AB ve--üstüne ne vazife ise--ABD) bunu kabul etmemekte direniyorlarsa da BM’nin “Kıbrıs Görüşmeleri” denen toplantıları dört yıldır yapmaması, bu kadar aradan sonra yapılan toplantının da sadece birkaç saat sürmesi, Kıbrıs Cumhuriyeti’ne kadar sun’i solunum yapılsa da ölünün dirilmeyeceğinin kanıtıdır.

Ama kolayca tahmin edilebilir ki AB, Türkiye ile tam üyelik görüşmelerini yapmamak için bunu bir fırsat sayacaktır. AB’nin iki yüzlülüğünü hatırlıyor olmalısınız: 2004’te o zamanki genel sekreter Kofi Annan bir plan hazırlamış ve iki topluma bir “yeniden birleşme modeli” sunmuştu. Bu model iki tarafta halkoyuna sunulmuştu.

Kıbrıs Rumları ve Yunanistan’daki Generaller Cuntası, 1974’te bir darbe ile Cumhurbaşkanı Makarios’u devirmiş ve adadan kovmuşlardı. Bu, Rum tarafının ve Yunanistan’ın Kıbrıs Cumhuriyeti’ni ilk ortadan kaldırma eylemi idi. Kıbrıs’ın ikinci kez yok edilmesi, Rumların 2004 referandumunda, Annan Planı’nı reddetmeleri oldu.

Ama ne oldu? Avrupalı dost ve müttefiklerimiz, bir katakulli ile, “Biz Türklerle ortak bir devlet kurmak istemiyoruz” diyen Rumları, sanki ortada bir devlet varmış gibi, AB üyesi yaptılar. Sadece bununla kalmadılar; Kıbrıslı Rumlara dört ayrı program çerçevesinde tam bir milyar Avro fon sağladılar. Bu para her yıl Güney’e gidiyor; Kuzeye tek kuruş gönderilmiyor.

Sadece bu değil: Kıbrıslı Rumlar Şengen Anlaşması çerçevesinde Avrupa pasaportu ile istedikleri AB ülkesinde iş bulabiliyorlar.

Yunanistan, darbe yaptırarak yok ettiği Kıbrıs’ı diriltme işinden sonra şimdi de birleştirme işini Fransa ve Almanya’ya havale ederek, bir taşla iki kuş vurmaya hazırlanıyor.

Kıbrıs Türklerinin iki devletli çözümden başka bir formüle yaklaşmayacaklarını Yunanistan da Kıbrıslı Rumlar da adları gibi biliyorlar. Bu gerçek 1974’te ada ikiye bölündüğünde anlaşılmadı ise 15 Kasım 1983’de Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti kurulduğu gün anlaşıldı.

Ama bu ve bu gerçek üzerine bina edilen her şey, örneğin yeni doğalgaz bulunması, Maraş’ın açılması, diplomatik tanınma ve kalıcı üs veya bizim açımızdan başka bir sevindirici haber, Yunanistan için ise AB ile Türkiye arasına sokacağı yeni bir hançer olacaktır.