Taliban, ABD gitmesin istiyor

Son yazımda “Taliban neden bir uzlaşıya yanaşmıyor?” diye sormuştum. Cevabı bence şöyle olabilir: Çünkü Taliban ABD’nin Afganistan’dan çıkmasını istemiyor. Nasıl ABD, Sovyetler çöküp komünizm sorunundan kurtulunca kendisine sınai-askeri kompleksinin devam ettirilebilmesi için yeni bir düşman yaratmak istedi ve bu amaçla radikal İslamcı tehlikesini İslamofobi ile karıştırarak kendine bir “Cihatçı İslam” tehdidi yarattı; aynen öyle. Taliban da karşısında ABD ordusunu görmeden bir hiç olduğunu biliyor. Bu ikisi birbirlerine adeta muhtaç!

ABD’nin ihtiyacı belli: Şirketlere daha çok silah ürettirmek; bunları satın almak, bir taraftan küresel hegemonyasını sürdürürken, diğer yandan ülke içinde işsizliğin artmasını önlemek. ABD’de mekanik üretim ve tamirat alanında 22 askeri personele karşı 4 sivil personel çalışıyor. Mühendislik, teknik ve bilimsel çalışmalarda 16’ya 4, ulaştırma ve malzeme üretiminde 14’e 7. Uzatmayayım; o anlı şanlı ABD ekonomisi askeri üretim olmasa batar. (Ne dediğimin farkındayım.)

Taliban’ın derdi de bu kadar basit. Eğer karşısında ABD olmasa, gençleri “ABD emperyalizmine karşı savaşıyoruz!” yavesiyle radikalleştirme imkânı elinden alınsa, üç günde çöker. Taliban’ın elinde ne bir maliye uzmanı ne bir gümrük memuru ne bir öğretmen var. Afganistan’daki bütün sivil ve teknokrat kadrolar Taliban karşıtı. Bu ülkede, hatırlar mısınız, “Kör İmam” namıyla tanınan bir Ömer Abdülrahman vardı. Mısır’da Başkan Enver Sedat suikastına karışmaktan yargılanmış ama mahkûm edilememişti. Afganistan’a gitti ve Usame bin Ladin ile birlikte El Kaide’yi kurdu. Ülkede öldürtmediği aşiret lideri, fotoğrafçı, film kameramanı, eski sinema oyuncusu, ses sanatçısı, yazar, okul müdürü ve matematik öğretmeni bırakmadı. Afganistan’da her evde en az 5 ton esrar-afyon yığılı iken bu adam baş ağrısı hapını bile yasaklattı. Hızını alamadı, eczaneleri yasaklattı.

Ama nasıl olduysa bu adam ABD vizesi aldı; yıllarca ABD’yi, Kanada’yı gezdi. Sonra 1993’teki Dünya Ticaret Merkezi saldırısının düzenleyicisi olduğu iddia edildi; ancak iki yıl sonra yakalandı, uzun bir hapse mahkûm edildi. 2017’de hapiste şekerden öldü.

Taliban hâlâ bu adamı “Şeyh” kabul ediyor, onun öğretileriyle Afganistan’ı yönetmeye hazırlanıyor. Taliban askerleri önceki gün Tacikistan sınırındaki geçitleri ele geçirdiler. Mayısta ABD askerleri bu bölgeyi boşaltmışlardı. Taliban’ın Kunduz kentini ele geçirmesi de an meselesidir.

Türkiye ve Pakistan kuvvetleri geri çekildiği anda Kabil de düşecektir. Kabil havaalanının düşmesi, Afganistan’ın düşmesi demektir. Zaten ciddi bir miktarı olmayan ithalat ve ihracat anında durur ve Kabil halkı eline geçirdiği imkânla Pakistan’a göçer. Ekonomi biter; sosyal sistem tam bir krize girer. BM, karadan girecek gönüllü bulamayacağı için, havadan gıda yardımı atar. Bu kaos iki yıl sürer ve bıçak kemiğe dayanınca Afgan halkı, sağ tek Taliban askeri bırakmaz.

Bu sebeple Taliban, ABD ve NATO 11 Eylül’de tümüyle çekilmekten vazgeçsin ister.