Gülümsemenin faydası saymakla bitmiyor

1 Eylül 2020

Birçoğumuz gülümsemeyi sadece bize neşe veya kahkaha getiren şeylere istemsiz bir tepki olarak görürüz. Bu gözlem kesinlikle doğru olsa da, çoğu insanın göz ardı ettiği şey, gülümsemenin bilinçli ve güçlü bir tercih olduğu kadar sıcak bir karşılık da olabileceğidir.

Sayısız bilimsel araştırma, içten bir gülümsemenin çevremizdeki insanlara sıcaklık yaydığını doğruluyor. Yine sıcak bir gülümsemenin ruh halimizi ve etrafınızdakilerin ruh halini nasıl yükseltebileceğine de ışık tutuyor.

Öyle ki araştırmalar sağlık, uzun ömür ve gülümseme arasında çok güçlü bir bağlantılar olduğunu ortaya koyuyor. Gülümsemenin insan sağlığı ve refahı üzerinde hem kısa hem de uzun vadeli birçok faydası bulunuyor.

Gülümsemenin çekiciliği artırdığı yadsınamaz bir gerçek. Hangi ortama girersek girelim, gülümseyen insanlar bizi kendine çeker. Çatık kaşlı, ciddi bakışlı insanlardan genellikle uzak dururuz.

Gülümseme stresi azaltır. Stres tüm varlığımıza nüfuz ederek yüzümüzden yansıyabilir. Gülümsemek sadece yorgun, yıpranmış ve bunalmış görünümü engellemekle kalmaz, aynı zamanda stresi azaltmaya da yardımcı olabilir.

İster inanın ister inanmayın, içinizden gelmeden gülümseseniz bile stresiniz azalır. Stresli olduğunuzda kaşlarınızı çatıp surat asmak yerine gülümseyin faydasını en çok siz göreceksiniz. Çünkü gülümsemek ruh halimizi yükseltir. Ruh halimizin daha iyi olması için kendimize bir şans verelim. Çünkü gülümseme hareketi fiziksel olarak beynindeki sinir iletisini etkinleştirir, ve ruh halimizin yükselmesine yardımcı olur.

Basit bir gülümseme, dopamin ve serotonin gibi duygudurum arttırıcı nörotransmitterlerin yanı sıra nöral iletişimi artıran nöropeptidlerin salınmasını tetikler. Kısacası doğal bir antidepresan olduğu için de öncellikle gülümsemeliyiz.

Gülümsemek bulaşıcıdır. Odayı aydınlatacak güce sahiptir. Gülümsemek sadece ruh halimizi yükseltmekle kalmaz, aynı zamanda başkalarının ruh hallerini değiştirebilir ve ortama mutluluk yayabilir.

Yazının devamı...

Kellik erkeklerin kaderi midir?

24 Ağustos 2020

Saç dökülmesi yani kellik ne denirse densin yavaş yavaş erkeklerin tepesindeki saçları hiç hissettirmeden alır götürür. Üniversite yıllarında seyrelmeye başlayan saçlar nasıl olduğunu anlamadan zaman içinde dökülür gider.

Peki, neden erkekler saçlarının dökülmesinden bu kadar korkar? Neden kellik ile ilgili bu kadar çok şaka hatta ülkelere göre önyargı vardır? Ve neden dünya genelinde bu kadar erkek saçlarını geri kazanmak için saç ekim merkezlerine başvurur?

Aslında her erkek saç dökülmesi sorununa farklı yaklaşıyor. Eskiden birçok popüler sanatçımız sorunu perukla çözüyordu. Kendisiyle barışık olanlar kelliği örtbas etmek yerine kucaklamayı tercih ederek tıraş ediyordu. Zaten birçok araştırma, kel erkeklerin emsallerine göre daha erkeksi ve çekici olarak algılandığını ortaya koyuyordu.

Yine de çoğu erkek için kellik duygusal bir sıkıntı kaynağıdır. Aslında erkeklerin saçsızlıkla ilgili endişeleri binlerce olmasa da yüzlerce yıl öncesine kadar gidiyor.

Saçlarının dökülmesinden rahatsız olan Jül Sezar’ın dökülen saçlarını geri kazanmak için her şeyi denediği birçok kaynakta yazar. Yine saç dökülmesiyle ilgili tarih boyunca birbirinden ilginç tedavi teknikleri uygulandığını ispatlayan bir dolu kaynak da bulunur.

Örneğin Vikinglerin kaz dışkısından hazırlanan bir karışım kullandığı söylenir. Antik Yunan doktoru Hipokrat'ın tedavisi ise yaban turpu, kimyon ve ısırganla karıştırılmış güvercin dışkısını içeriyor.

Ve 5.000 yıllık oldukça ürkütücü bir Mısır tarifi de var. Yağa batırılarak yakılan kirpi ve karınca yumurtası, bal, kaymaktaşı, kırmızı aşı boyası ve tırnaklarla harmanlanarak hazırlanan bir karışım kullanılıyordu.

Hindistan’da kel erkeklere geleneksel olarak uğursuzluk işareti olarak sayıldığından kız verilmiyor. Dünyanın erkek güzellik pazarına liderlik eden Koreli erkeklerde saç dökülmesi hastalık işareti olarak görüldüğü için işe bile alınmıyorlar. Öyle ki 2018'de Kore Ulusal İnsan Hakları Komisyonu, kurumsal şirkete iş başvurusunda mülakat sırasında peruk takması istendiği için kel erkeklere ayrımcılık yapmamaya çağırmak zorunda kalıyor.

Yazının devamı...

Pandemi estetik görünme isteğini artırdı

20 Ağustos 2020

Koronavirüs salgını nedeniyle eve kapandığımız ilk günlerden itibaren sadece virüse karşı önlemler almadık. Aynı zamanda herkes fiziksel ve ruhsal sağlığını artırmak için de önlemler almaya başladı. Sağlıklı yemeklerle beslenme şeklini düzeltmeye, düzenli egzersizle fiziksel sağlığını artırmaya, evde yapılacak aktivitelerle ruh sağlığını yerinde tutmaya çabaladı.

Sosyal medyadan yapılan yoga hareketleri, yenilen sağlıklı yemekler, okunan kitaplar ya da dinlenilen müzikler paylaşıldı. Birçok kişi kilo vererek daha fit hale geldi, vücutlar sıkılaştı, ciltler parladı. Evde kapalı kalan herkes fiziksel ve ruhsal olarak kendisiyle ilgilenmeye başladı. Estetik görünümünü kontrol altına alıp düzeltmeye başladıkça da sadece estetik cerrahi operasyonuyla düzeltilebilecek kusurlarının da farkına vardı.

Pandemi sonrası özlenen hayata doludizgin dönme isteği, insanların özel bir güne hazırlanırken olduğu gibi daha estetik görünme isteğinide arttırdı. Var olan estetik sorunlara çözüm ararken sunulan estetik tedavi prosedürlerini de keşfettiler. O güne kadar hiç düşünmeyen kişiler bile estetik cerrahi desteği almaya karar verdi.

Ameliyatsız ya da minimal invazivli operasyonlara talep fazla

Pandemi süresince alınması gereken tüm güvenlik tedbirlerine uyum şart. Hepimiz önce virüse yakalanmamak ve yaymamak için mücadele ettik. Daha uzun süre de etmeye devam edeceğiz. Rakamlar düşmeye başlayıp, sokağa çıkma yasakları kaldırılınca bazı tıbbı operasyonlara da izin verildi. Diş hekimliğinden estetik cerrahiye kadar….

Ancak pandeminin sunduğu evde kalma ve maske kullanma sürecini gözlerden uzak bir iyileşme fırsatı olarak gören birçok kişi estetik cerrahiye akın etti. Özellikle minimal kesikler uygulanan ya da ameliyatsız enjeksiyon teknikleriyle estetik sorunlarından kurtularak daha estetik görünmek için çabalıyorlar.

Yüz germe, yanak inceltme, kaş kaldırma, göz kapağı estetikleri, yağ aldırma, burun estetiği, meme estetiği en fazla talep edilen operasyonlar olarak ön plana çıkıyor. Kimse görmeden iyileşme fırsatını kaçırmak istemiyorlar.  Botoks, dolgu enjeksiyonlarıyla daha dolgun dudak, genç bir cilt, daha çıkık elmacık kemiklerine sahip olabiliyorlar. Saç ekimi operasyonlarına olan talep ise sadece yurt içinden değil yurt dışından sürekli artış gösteriyor.

Tabii, tüm bunlar estetik cerrahinin sunduğu tüm tedbirlerin alındığı güvenilir ortamlarda sunuluyor. Ülkemiz estetik cerrahinin başkenti olarak kabul ediliyor, dünya çapında bir markaya dönüştük. Dünyanın her yerinden birçok hasta sunulan ileri teknoloji, tecrübe, hijyen, uygun fiyat politikası ve en başarılı sonuç garantisi nedeniyle ülkemizi tercih etmeye devam ediyor.

Yazının devamı...