“Çevre Müslümanların helal malıdır”

Dereler satıldı, göller susuz kaldı. Kızılırmak kurudu, 2 milyon yıllık Tuz Gölü kurudu, Burdur Gölü kurudu, Eğridir Gölü kurudu, İznik Gölü kurudu, “Nasreddin Hoca’nın göle maya çaldığı” Akşehir Gölü kurudu. Daha ismini sayamayacağım onlarca göl var.
Güneydeki en şahane sahiller imara açıldı. Hepsine otel yapıldı, izinler verildi. Phaselis Koyu’na da tatil köyü geliyor.
2B yasası çıktı. Orman vasfını kaybetmiş arazileri değerlendiriyoruz diye ormanlar imara açıldı.
Anadolu’nun her köşesi birbirinin aynı TOKİ konutlarıyla çirkinleşti. TOKİ’lerin çoğu boş, kimse oturmak istemiyor. Van’dan biliyorum, ailelerle konuştum. İnsanlar eski evlerine gidiyor, eski evlerini özlüyor. Hem aidatlara paraları yetmediğinden hem de ağaçlar altındaki eski hayatlarını özlediklerinden.
Büyük şehirlerdeki yeşil alanlar sistematik olarak inşaat sektörüne pazarlanıyor. İstanbul’da o kadar çok AVM var ki artık AVM’ye giden yok.
Geçen ay Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı LPG’li araçların da otoparklara alınması için bilimsel çalışma başlattı. Bir de bilimde geri olduğumuz söylenir. Akkuyu gibi bir cennete kaçak nükleer santral yapılıyor. Hiçbir itiraz dinlenmiyor. Plan yok, ÇED raporu yok alelacele inşaata giriştiler.
Tarihi yarımadanın silueti değişti deniz dökülen kumlardan. İstanbul’un bir adet, yapma, silikon memesi oluştu. Bir tane “meme” de Maltepe’ye geliyor.
Kanalistanbul diye tıpkı “faiz lobisi” gibi ipe sapa gelmez bir şey ortaya atıldı. Marmara Denizi’nde biyolojik hayat bitirilecek.
Bütün profesörler yapmayın etmeyin diye yalvarıyor, dinlemiyorlar.
İstanbul’un son ormanları, nasıl finanse edileceği bilinmeyen yine ipe sapa gelmez bir paraya verilen bir ihaleye kurban ediliyor. Nereden geleceği belli olmayan senede 150 milyon yolcuyu ağırlayacak bir havaalanı için Türkiye tarihinin en büyük ağaç kıyımı yapılacak. Tepeler düzleşecek, yollar açılacak.
Üçüncü köprü dendi, kuzey ormanlarının en güzel sahil şeridi şu anda balçık gibi. Gidin bakın Garipçe’ye, Poyrazköy’e, ben baktım. Ağlarsınız. Kesilen ağaçlar artık uzaydan görülüyor.
***
Çevre ve Şehircilik Bakanı İdris Güllüce, “Çevre, Müslümanların özbeöz anasının ak sütü kadar helal, kendi mallarıdır. Kimse Müslümanlara, Türkiye’deki insanlara ne çevreciliği öğretmeye kalksın ne de çevrecilik edebiyatı yapsın” dedi.
Yorum yapmıyorum. Ne ironi, ne espri, ne mizah kurtarır bu saatten sonra.
Yorum sizindir diyeyim, efendilik bende kalsın.

Bu yasadan sonra Türkiye’ye kimse internet yatırımı yapmaz
Torba yasanın içinde Meclis’e getirilen yeni internet düzenlemesinin nasıl mahkemeleri aradan çıkararak tamamen hükümete TİB (Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı) eliyle tek tek URL bazlı engelleme yapma yetkisi verdiğini pazar günü yazmıştım.
Özet geçeyim; bu yasayla artık siteleri yasaklamak zaten mahkemesiz falan şak diye mümkün. Ayrıca Youtube, Twitter, Facebook ve benzeri paylaşım sitelerinden istenmeyen, hoşlanılmayan videolar, insanlar ve tweet’ler tek tek ayıklanabilecek. Neyin uçtuğundan haberimiz bile olmayacak.
Mesela Gezi protestoları zamanında bu sistem olsa Gezi ile ilgili sosyal medyada hiçbir başlık ve iletişim olmayacaktı. Hiçbir şeyden haberimiz olmadan rahat rahat çadır yakacaklardı.
İşin bir de ekonomik boyutu var.
Türkiye bu yasayla artık internetle ilgili herhangi bir alanda yatırımlara kapılarını kapamış olacak.
Böyle bir ortamda artık doğru reyting ölçümü yapılabilir mi? Markalar neye güvenecekler de bu alandaki yatırımlarını yönlendirecekler? İnsanlar Türkiye’de engellenmiş adreslere girmek için IP değiştirerek yurtdışından dolanma yoluna gidince ülke dışına çıkan trafik nasıl ölçülecek? Bilemiyoruz. Bundan sonra böyle.
“Benim internetim”e hoş geldiniz.