AB’nin şimşekleri!

Kısa süre önce yapılan Avrupa Birliği Liderler Zirvesi’nin ardından yayımlanan bildiri yaptırım öngörmediği için bizim basınımız tarafından olumlu tonda karşılandı. Üzerinde durulmadı. Emekli Büyükelçi Şükrü Elekdağ, Uğur Dündar’a verdiği röportajda bambaşka bir tablo çiziyor oysa. Diyor ki özetle:

- Zirve kararları, Türkiye’ye yönelik sert ve tehditkâr bir üslupla yazılmış. AB, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de gerçekleştirdiği sismik araştırma ve sondaj faaliyetlerini Yunanistan’a ve (Güney) Kıbrıs’a karşı yapılmış “uluslararası hukuka aykırı, yasa dışı” faaliyetler olarak değerlendiriyor; Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki tutumunda bir değişiklik olmadığı takdirde, Türkiye’ye karşı yaptırımları devreye sokacağını vurguluyor. Kararda atıfta bulunulan belgelerin içeriğinden, bu yaptırımların ekonomik nitelikte olacağı anlaşılıyor. Bu ifadeler, Oruç Reis ve Yavuz’un, Doğu Akdeniz’de araştırma ve sondaj faaliyetlerinde bulunmalarının AB tarafından yasaklanmış olması anlamına geliyor.

Nitekim Oruç Reis’ten sonra Yavuz sondaj gemisi de üç gün önce limana çekildi. Kıbrıs açıklarında sondaj yapan Yavuz’un neden döndüğünü yukarıdaki satırlar anlatıyor.

Elekdağ’a göre AB’nin hedefi, Türkiye’nin “Mavi Vatan” projesini ortadan kaldırmak, Akdeniz’deki faaliyetimizi Yunanistan iznine bağlamaktır.

S-400’ler canlı!

Yunanistan’ın ciddi gazetelerinden Ekatimerini hafta sonunda ilginç bir özel haber verdi.

Buna göre, 27 Ağustos’ta Yunan F-16’ları Fransa ve İtalya’nın da katıldığı tatbikattan dönerken Türkiye’de konuşlanmış S-400’lerin aktif hale getirilmiş radarları Yunan uçaklarını izlemiştir. Gazete bizim S-400’lerin test için Sinop’a götürüleceğini de yazdı. Nitekim bir gün sonra gazetelerimizde Karadeniz’e doğru yol alan S-400 rampalarının fotoğrafları yayımlandı.

S-400’lerin depoya kaldırıldığı yolundaki haberlerin pek doğru olmadığı bu gelişmelerden anlaşılıyor.

Bu füzelerin Atina’yı hayli telaşlandırdığını da kaydedelim. Bir Yunan strateji uzmanı geçenlerde bu füzelerin Yunan F-16’larını daha havalanırken üslerinde vurabileceğini yazmıştı.

Bu arada Yunanistan 500 milyonluk savunma bütçesini önümüzdeki yıl 2 milyar 500 milyon euroya çıkaracağını açıkladı. Paralar tabii her zaman halkın cebinden çıkıyor.

ATLAR

Adalar’da elektrikli araçlar çalışmaya başladı, faytonlar tarihe karıştı.

Peki faytonların atları ne oldu?

Bunu merak edip İstanbul Valisi Ali Yerlikaya’ya soran bir meslektaşımız aldığı cevabı sütununda şöyle yazıyor:

“Hayvansever dernekler bu süreçte çok yardımcı olmuşlar.

Sayıları 1500’e yaklaşan atların tamamına yakını Tarım İl Müdürlüğü tarafından sahiplendirilmiş.

Atları sahiplenmek isteyenlerin geçmişleri ve koşulları incelenmiş ve emin ellere verilip verilmediği ile ilgili her biri için ciddi bir çalışma yapılmış.

Atlar bugün koşulları uygun olan hayvanseverlerin bakımına verilmiş.”

Geçenlerde mahallemizde bir kedi doğum yaptı, günlerce aradık yavruları verecek aile bulamadık.

1500 ata kısa sürede hayvansever sahip bulunması o yüzden ilgimizi çekti.

Yine de ara sıra bu atların hayatta olup olmadığı kontrol edilmeli.

AÇLIK

Geçenlerde CHP Milletvekili Mahmut Tanal’a bir bilgi geldi. Şanlıurfa Ceylanpınar Tarım İşletmesi’nde çalışan kadrolu işçilere sabah kahvaltısı verilirken aynı iş yerinde taşeron olarak çalışan işçilere verilmiyordu. Sabah, aynı servis araçlarıyla gelen işçilerin bir bölümü kahvaltı ederken, diğerleri onlara uzaktan bakıyordu. Tanal, iddianın doğruluğunu Tarım Bakanı Bekir Pakdemirli’ye sordu. Gelen yanıt şuydu:

“Yasa izin vermediği için taşeron işçilere kahvaltı veremiyoruz. Bunun için yasa çıkarılması gerekmektedir.”

Tanal ikinci bir önerge hazırlıyor. İşçilere kahvaltı verilmesi için yasa gerekmediğini, yönetmeliğe bir madde eklenmesinin yeterli olduğunu anlatacak.

İTİRAF

Eski milletvekili Emin Şirin geçenlerde Taksim toplantısında CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu’na, “Neden erken seçim istemiyorsunuz?” diye soruyor.

Cevap şöyle geliyor:

“Biz erken seçim istemiyoruz. Çünkü biz seçim gününe ve seçimden sonra Türkiye’yi idare etmeye tam olarak hazır değiliz.”

Aslında CHP’nin manzarası da bu sözleri doğrular nitelikte. Parti Türkiye’yi yönetmeye hazır görünmüyor. O yüzden Kemal Kılıçdaroğlu seçim talebinde bulunmuyor.

O zaman soralım: Kılıçdaroğlu 10 yıldır genel başkan. Partisini 10 yılda neden iktidara hazırlayamadı? Nesi eksik? Partisini özel olarak iktidara geçirmemeye çalıştığı, bu şekilde iktidara destek olduğu yolundaki söylentiler doğru mu?

Bu görüşün doğru olmadığının ispatı var mı?

HADİSE

Zeynep Algı adlı bir Twitter kullanıcısı, sahihliği tartışmalı “İşlerini bir kadına bırakan topluluk asla felah bulamaz” hadisini “İşlerini bir erkeğe bırakan topluluk asla felah bulamaz” şekline dönüştürerek tweet attı. Ve tam 5 ay sonra emniyete ifade vermeye çağırıldı. Zeynep Algı’yı YÖK kararıyla kapatılan Şehir Üniversitesi’nin İslami İlimler Fakültesi hocalarından Mustafa Özel’in emniyete ihbar ettiği sonradan anlaşıldı.

İlahiyat hocası hadisin değiştirilmesini suç saymış.

Kendileri de emniyete çağırılıp sorulmalıydı.

Ülkemizde kadınlar rektör, bakan, parti lideri, başbakan olurken siz bu hadise uygun davranıp o kadınların göreve gelmesine karşı çıktınız mı? Çıkmadınızsa, şimdi neyi savunuyorsunuz?